|
Bir Maldiv tatili
Manken Aysun Kayacı ile birlikte futbolcu Emre bungalovun içinde kalmışlar. Sular boğazlarına kadar gelmiş. Emre kahramanca camı kırmış, bungalovun tepesine çıkmışlar. Su, gelmiş boğazlarına dayanmış...
Felaketin "içine" ilişkin bunu bilmiş olduk biz. Dev dalgaların hışmından, denizin yarılmasından aklımızda kalan en "canlı", en "yakın" cümle bu olacak. Binlerce insanın ölümü bize o kadar değmeyecek belki ama Emre'nin camı kırdığı andan hepimiz haberdar olacağız. Tıpkı...
Tıpkı yangında yüzü islenen "ünlü isimler" gibi... Onların çaresizliği daha çok "haberdi" sıradan insanlara oranla. Artık felaketler bile haber olabilmek için "renkli simalara", "medyatik yüzlere" ihtiyaç duyuyor zira...
Camdan izleyenler
Independent gazetesi "Niye hep yoksulların başına geliyor felaketler?" diye sormuş bir sitemle. Düşene bir tekme de tsunami mi vuruyor yoksa? Bilmem. Belki de böyle "Vurdu mu tam dibine vursun" bir kalleş adaleti vardır evrenin. Ama Türkiye'den tatil için giden bir sosyetik hanımın anlattıklarına bakılırsa kimileri, beş yıldızlı otellerde konaklayan kimileri, otellerin "roof"larından izlemişler, izleyebilmişler olup biteni. Cümleten geçmiş olsun tabii. Ama otellerin alt katlarında çalışanlar, çamaşırhanelerdeki kadın işçiler, "Çok şekeeer!" denilip alınan hediyelik eşyaları üreten Uzakdoğulu köle çocuk işçiler, kıyıda incik boncuk satanlar...
Dalga alttakini hedef almıyor. İnsanlık, bazıları felaketleri çatı-bar'da camdan izleyebilsin diye kimilerini alt katlara, en alt katlara tıkıyor.
Ve yine de, felaketle esas yüzleşen "alttakiler" olmasına rağmen, yine de işte, gazetelerde, televizyonlarda hikâyeyi "roof"takilerin cümleleri anlatıyor.
Esmer ölüler
Dünkü gazetelerde ölmüş bir çocuğun başında ağlayan anne ile baba fotoğrafını görünce niyeyse aklıma iş dünyasının her toplantısında edilen klişe cümleler geldi: "Dünya artık çok küçülüyor", "Küreselleşme hepimizi birbirimize yaklaştırıyor", "21. yüzyılda insanlık artık küresel köyü paylaşıyor"... Yok böyle şeyler. Yalandan dolandan, power-point'le hazırlanmış sıkıcı sunuşların cila cümleleri bunlar. Bu felaketler oralarda olunca dünya her zamankinden büyük, yollar her zamankinden uzak oluyor. Her gününü havaalanlarında geçiren insanlar uçaklara binmiyor, küresel köyümüzün o bölgesi "dünyanın ta öteki ucu" oluveriyor. Enteresan bir tatil için adı akılda tutulan ülkeler birden tatil dükkânlarının listelerinden çıkarılıveriyor. "Bozuldu bu ülke, yok artık" denerek halklar kendi ölüleriyle yalnız bırakılıveriyor. Tatilciler pılısını pırtısını toplayıp kaçıyor. Sona kayan futbolcu Emre'nin gazetelere anlattığı cam kırma hikâyesi oluyor. Binlerce ölünün ardından. Binlerce...
ecetem@hotmail.com
|
|