Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 30 Aralık 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Teşekkürler 2004! Türkiye'nin önünü açtın


Ne yıldı ama!
  • 41 yıllık Avrupa rüyamızın ete kemiğe büründüğü
  • Ordu mensuplarının da diğer faniler gibi yolsuzluklara karışabildiği, hatta yargılanabildiği
  • 10 yıl tutuklu kalan Leyla Zana ve DEP'li milletvekillerinin, aniden hapisten çıkartılıp VIP salonlarında ağırlandığı
  • Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'ne ilk kez bir sivilin atandığı
  • Sessiz bir devrim olarak nitelenebilecek radikal dönüşümlerle demokrasimizin olgunlaştığı
  • Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerimizin yumuşadığı, hatta rüştünü kanıtlamış bir demokratik müslüman ülke olarak Arap dünyasına rol modeli olmaya başladığımız
  • Türkiye'nin uluslararası siyasette önemli bir aktör olarak temayüz ettiği
  • İnternette Türkiye hakkında 2003 sonuna kadarki tüm zamanlarda toplam 1 milyon ingilizce referans varken, sadece 2004'te 5.5 milyon yeni referansın karşımıza çıktığı
  • AB'nin Türkiye üzerinden kendi geleceğini hararetli bir biçimde tartışmaya başladığı...


  • Ünlülere hapis yolu
  • Uzanlar'ın korku imparatorluğunun üzerine cesaretle gidilerek devletin daha fazla soyulmasının engellendiği
  • Bankasını hortumlamaktan 34 yıla hüküm giyen Ali Balkaner'in mahkemeden hasta numarasıyla firar ettikten 1 hafta sonra yakalanıp tutuklanabildiği
  • Sedat Peker'in bile gözaltından kurtulmayı başardıktan 48 saat sonra yargıdan emniyete devlet değişik birimlerindeki yüksek bürokrat yakın dostlarına rağmen tıpış tıpış teslim olmak zorunda bırakılması
  • Demirel'in kurda kuzuyu emanet ederek, bankalardan sorumlu devlet bakanlığına getirdiği manevi evladı Cavit Çağlar'ın, banka dolandırmaktan 3 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldığı...


  • Ya dünyanın hali?
    Türkiye'de bu radikal dönüşüm yaşanırken, dünya tam tersine barbarlığın geri dönüşüne tanık oldu:
  • ABD'nin demokrasi getireceği vaadiyle işgal ettiği Irak'ta masum insanların kafaları kesilmek suretiyle öldürüldü.
  • Felluce gibi akıl almaz, utanç verici bir katliamı dünyanın gözü önünde yaşandı.
  • Filistin'in efsanevi lideri Yaser Arafat zehirlenerek öldürüldü.
  • Ukrayna'da Yuşçenko örneğinde olduğu gibi seçimde yenemeyeceği siyasi rakibini zehirleyerek saf dışı etmeyi denedi...


  • Ekonomi iyi, kâr yok
    Ekonomiye gelince...
    İş dünyasına göre ekonomik gidişat, "tüm beklentilerin üzerinde, umulmadık ölçüde iyi." Enflasyon % 12'lik hedefin de gerisinde, % 10 civarında kalacak. % 5 civarında beklenen büyüme, % 9'u bulacak.
    Ancak kâr eden yok. Daha doğrusu enflasyonist dönemin yüksek kâr marjlarına alışmış işadamlarımız, bundan böyle tek haneli enflasyon ve düşük kâr marjlarıyla yaşamaları gerektiğini bir türlü kabullenemiyor sanki.
    2001 kriziyle geniş kitleleri vuran yoksullaşmada ise değişen bir şey yok. Gıda ve konfeksiyon ürünlerinde, talep yetersizliği sonucu fiyatlar gerilediği halde satışlar canlanmadı. Düşük faizli tüketici kredileri sayesinde 40 bin araç satıldı, ancak benzin satışlarında kıpırdanma bile olmadı. Taksitli satışlar sebze - meyve, hatta ekmek gibi günlük market alışverişlerimize kadar indi. Ödenmeyen kredi kartı borcu ise katlanıp 600 trilyona çıktı.
    Yine de umutluyuz. AB rüzgarıyla gerek yurtdışında parası olan Türklerin, gerekse yabancıların ve özellikle de artık ABD'ye güvenmeyen Ortadoğulu zenginlerin paralarını Türkiye'ye daha fazla yöneltmelerini bekliyoruz. Bu paraların yatırıma, işe, aşa dönüşeceği umudundayız.

    Doğuştan suçlu değiliz
    Bir yıl önce bugünlerde toplum olarak psikolojimiz, bugünkünden çok farklıydı. Doğuştan suçlu bir toplumduk sanki. Hep savunmadaydık. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın AB üyeliğine baş koyması ve hedefe kilitlenmesi sayesinde hücum oynamayı öğrendik. Kavgacı olmadan, uzlaşmayı hiç elden bırakmadan sürekli hücum oynadık ve başardık. "Demek ki biz de yapabilir mişiz?" diyebildik. Moral bulduk. Genel Kurmay Başkanlığı koltuğunda Hilmi Özkök'ün oturuyor olması da, bu süreçte belirleyici oldu.
    2004'ü, özgüvenini yeniden kazanmakta olan bir toplum olarak geride bırakıyoruz.

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Osmanlı ve Bizans
    TARİHE bakışımız da değişiyor, daha doğrusu z...
    Çetin ALTAN
    Geceleri yüz binlerce pencere ışığı...
    GECELERİ Boğaz köprülerinden geçerken; dağlar...
    Melih AŞIK
    Şartlar şurtlar...
    İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, dün ...
    Fikret BİLA
    KKTC ve Talat
    Başbakan Mehmet Ali Talat, "KKTC'nin bağımsız...
    Hasan CEMAL
    Hem Azeri, hem Kürt hem Türk olmak!
    Bir kez daha gördüm, milliyetçilik eleştirisi...
    Güneri CIVAOĞLU
    Bir dünya masalı (2)
    Dünden devam...
    Can DÜNDAR
    Mutsuz üvey evlat: Aydın
    Hülya Avşar, Şengül Balıksırtı'na "Hiç mutlu ...
    Hurşit GÜNEŞ
    İşsiz babası Tayyip!
    2001 yılında çok ciddi bir mali krizle karşı ...
    Doğan HEPER
    Önce imaj, sonra yine imaj
    TV'de Cafe Plaza'yı izliyorum.
    Sami KOHEN
    Turistler olmasaydı?
    MERAK ediyoruz, acaba Güney Asya'daki tsunami...
    Derya SAZAK
    Kıyamet sonrası
    Güney Asya'daki deprem ve tsunami felaketinin...
    Meral TAMER
    Teşekkürler 2004! Türkiye'nin önünü açtın
    Ne yıldı ama!
    Yaman TÖRÜNER
    Yaşasın Yeni Türk Lirası
    1 Ocak günü Yeni Türk Lirası (YTL) piyasada. ...
    Güngör URAS
    Dolar kaybettirse de halkımız vazgeçmiyor
    Halkımızın bankalardaki "döviz hesaplarındaki...
    M. Ali BİRAND
    Türkiye şanslı bir ülke...
    Dikkat edecek olursanız, bulunduğumuz bölgede...

    © 2004 Milliyet