|
 |
|
|

Çölü geçen nehir
Kuşkusuz egosuz başarı olmaz ancak zaman bize çok daha fazlasını da öğretir. Onu nereye kadar taşıyacaksınız? Ego bir noktadan sonra üzerinizde bir yük olmaya başlar, artık rahatsız edici boyutlara gelir
Bir sufi öyküsü (*) şöyle: Denize doğru akmakta olan bir nehir çöle gelmiş ve "Eğer bunu geçmeye kalkarsam, kum benim suyumu emecek ve ben kaybolacağım" diye kendi kendine konuşmuş. Sonra da rüzgara tavsiyesini sormuş. Rüzgar ona şöyle bir tavsiyede bulunmuş: "Bırak kendini, güneş ısıtsın seni, buhar olup gökyüzüne çıkacaksın. Sonrasını bana bırak."
Buna rağmen nehir, eğer böyle yaparsa bütün kimliğini kaybedeceğini, oysa onun yapısının iki kıyı arasında gürül gürül çağlayarak olduğu gibi akıp gitmek olduğunu söylemiş. Buna rüzgarın yanıtı şöyle olmuş: "Buhar şeklinde göğe çıkar çıkmaz bir bulut olacaksın ve ben seni çölden uzaklara taşıyacağım, sonra yağmur şeklinde tekrar toprağa düşeceksin, toprakta da tekrar nehir şeklini alıp denize erişeceksin."
Yaşam sürekli bir değişim içerir. Bu toprak dünyada zamanı durduramazsınız, en büyük sorunumuz da egonun yakıcı gücünden kaynaklanır. Ego bu dünyanın vazgeçilmez unsurudur. Burçlar kuşağına bakınız, Koç'tan yani saf, bebek egodan çıkıp, ermiş Balık'a giden bir yolculuk görürsünüz. Zodyak kuşağı aynı zamanda ruhun yolculuğunu gösterir. Kuşkusuz egosuz başarı olmaz ancak zaman bize çok daha fazlasını da öğretir. Onu nereye kadar taşıyacaksınız? Ego bir noktadan sonra üzerinizde bir yük olmaya başlar, artık rahatsız edici boyutlara gelir.
Ruhsal ihtiyaçlarımızı hiçbir zaman görmezden gelmeyelim
Bu sufi hikayesi maddeciliğin tıkanıp kaldığı noktaları gösterirken, bize kendimizi evrene bırakabilmemiz, evrene güvenebilmemiz gerektiğini de söylemeye çalışıyor. Hayatımızda pek çok kriz bizi yeni seçimler yapmaya, o an için çok değerli gördüğümüz bazı şeyleri bırakmaya iter. Koç bu dünyanın, bu savaş alanının, bu terbiye dünyasının burcudur, Balık ise, sembolünde de gördüğümüz gibi, karşıt yönlerde yüzen iki balıkla, bu dünya ile ötelerin, sonsuzluğun, ruhun dünyasının arasındaki köprü burcudur.
Astroloji bize yaşadığımız değişimi, dönüşümleri, krizleri göstermesi açısından altın bir anahtardır. O bize ruhun haritasını sunar. Bir yansımalar çemberidir burçlar kuşağı. Ruhsal açıdan burçlar evrenin tüm varoluş kalıplarını, Yaratıcı'nın kendini ortaya koyuşunu açıklar. Öyküler bize rehberlik edebilir ancak en güzel öğrenme yolu, deneyerek, rotamızı kaybetmeden ilerleme ile olabilir. İşte yeni bir fırsatla karşı karşıyayız. Takvimlerimizin yıl bölümünü yeniden sıfırlıyoruz, yepyeni, taze bir yıla doğru yelken açıyoruz. Biliyorum yapmak istediğimiz pek çok şey var, amaçlarımızı önümüze koyalım ama en son değerlendirmede ruhsal ihtiyaçlarımızı görmezden gelmeyelim. Arzularımız ne kadar dünyasal ve maddi ise, son noktada, o oranda gelip geçici durumda kalacaktır. Kuşkusuz zenginlikler bize huzur, güven ve maddi keyifler verir, bunların keyfini sürerken, kendimizi unutmayalım, kendimizi sadece bu dünyaya zincirlemeyelim, buhar olup maddi dünyanın çölünü geçmeyi de unutmayalım.
Mutlu, sağlıklı, başarılı yeni bir yıl dileğiyle.
(*) Bu öykü Gabriele Manuel'in "İslam Bilgeliği" (Arion Yayınevi, 2004) kitabında yer almaktadır.
web: www.hakankirkoglu.com
Faks: 287 74 37
e-mail: hkirkoglu@superonline.com
|
|
|

|