Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Ocak 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sen neymişsin be FIFA

FIFA hafta başında futbol yasasındaki iki maddeyle ilgili görüşlerini dile getirdiğinde bu işten kıllanıp, "Bizi kim ispiyon etti?" diyenler olduğunu biliyorum.
Yıllardır sesini çıkartmayan FIFA ne olmuştu da durduk yere özerk yasamıza müdahale etme gereği duymuştu? Yoksa içimizdeki İrlandalılar harekete mi geçmişti?
Futbolumuz yeni bir kaosun içine mi sürüklenmek isteniyordu? Elin yabancısına kimler alet olmuştu? Bazı büyük gazeteler senaryonun parçası haline mi gelmişti?
Yok yok, bu işte bir bityeniği vardı.
Birileri düğmeye basmış, süreç tamamlanmış ve harekete geçme zamanı gelmişti.
Vay vay vayyy.
Bak şu başımıza gelenlere.
Lafı ne diye eveleyip geveliyoruz anlamıyorum.
Yasayla ilgili son düzenleme yapılırken Başbakan yardımcısı sayın Mehmet Ali Şahin her kesimin görüşünü istedi. O günlerde Haluk Ulusoy'un tekrar başkan seçilmesine kesin gözüyle bakıldığı için "Bari MHK kontrolü dışında kalsın" dendi. UEFA Asbaşkanı sayın Şenes Erzik Tahkim Kurulu'yla ilgili endişelerini dile getirirken, Merkez Hakem Kurulu'nun yapısına muhalefet etmedi. Belki etmek istemedi.
Genel kurul sonrası davulla tokmağın uyum süreci beklenenden kısa sürdü.
Federasyon MHK'yi kontrolü altına aldı almasına ama, amaç tam bağlılıktı.
Henüz üye 51 ülkenin futbol yasasından bi haber olan FIFA "incelenmek üzere kendisine gönderilen" bizim yasaya taktı kafayı!
Aslında kimsenin birşeye kafayı taktığı yok.
FIFA'nın yazısı dikkatle okunursa MHK'nin seçimle işbaşına gelmesiyle konusunda sadece öneri var. İlla bu madde değişecek diye bir ifade yok.
Önceki gün federasyon başkanı Levent Bıçakcı ve başkan vekili Hasan Doğan'ın bakan Mehmet Ali Şahin'i ziyareti işte bu nedenle pek ikna edici olamadı.
Bir siyasetçi olarak bakan Şahin'in 6 ay önce yaptığı düzenlemenin arkasında durmasından daha doğal ne olabilirdi ki ?
Her yasanın zaman içinde revize edilmesi gerekebilir. Günün koşullarına göre eksik kalan yönleri bulunabilir.
Ama keyfi talepler gelince iş değişir.
Dürüst olalım.
Haluk Ulusoy federasyon başkanlığını sürdürüyor olsaydı aynı FIFA, "Kardeşim değiştirin şu MHK ile ilgili maddeyi" der miydi?
Hiç sanmam.
Seçimle işbaşına geldi diye Merkez Hakem Kurulu'nun politize olmasından kimse endişe etmesin.
Bu federasyon başkanı ile yönetim kurulunu sandıktan aynı kulüpler çıkarmadı mı?
Yoksa siz Bıçakcı ve çalışma arkadaşlarından da kaygı mı duyuyorsunuz?

İş bilenin

Fenerbahçe'ye konfeti şovu nedeniyle verilebilecek en ağır ceza buydu.
Federasyona kafa tutmanın, azıcık gözdağı vermenin karşılığı para cezasıydı.
Zaten Sarı - Lacivertli kulüp de buna dünden razıydı.
Ligin ikinci yarısında Şükrü Sarac oğlu Stadı'nda farklı görüntülere, Sarı -Lacivertli taraftarları ayağa kaldıracak yepyeni sürprizlere hazır olun.
Aykırılıkların bir bölümü yine talimatlara ters düşecek.
Ama emin olun bunlar saha kapatmayı gerektirmeyecek!
Aziz Yıldırım zeki bir başkan. Sahip olduğu gücün farkındalığının yanı sıra bunu nasıl kullanması gerektiğini de çok iyi bilen bir yönetici.
Hassas konularda fahri danışmanlığını yapanlar da işlerinin ehli!
Hangi eylemin nasıl bir ceza gerektireceği, aba altından sopa gösterirken nelerin suç sayılmayacağı konusunda ihtisas sahibi olan bu uzmanlar, futbol federasyonuna da bir hayli yakınlar.
Yasaları, talimatları, yönetmelikleri çok iyi bilen bu şahısların Yıldırım'a yanlış bir adım attırması hemen hemen imkansız gibi.
Saracoğlu stadındaki organize eylemin, Galatasaray derbisinden sonra Yıldırım'a edilen küfürlere verilen ve amacına ulaşan bir yanıt olduğu apaçık ortada. Galatasaray'ın sahası kapandı. Çünkü kapatmayı gerektirecek birden çok gerekçe vardı.
Fenerbahçe konfeti şovunu yaptı. Üstelik bu görsel efektin maliyetinden belki de çok daha az bir parayı ceza olarak ödeyerek.
Ne diyelim... İş bilenin, kılıç kuşananın.

Kolay gele hocam!

Gençlerbirliği İkinci Başkanı Atilla Aytek itiraf ediyor; "Bu sezon ilkleri yaşıyoruz. Tarihimizde ilkkez bir devrede üç hoca ile çalışıyoruz" diyor deneyimli spor adamı.
Erdoğan Arıca'da yanılan, Oğuz Çetin'de kendi bildiğini okuyan duayen başkan İlhan Cavcav şimdi çaresizce Ziya Doğan'a sarıldı. Başkent ekibinde zirveden dibe çöküş çok kısa sürede gerçekleşti.
Para pul, tesis, her türlü olanak vardı Gençlerbirliği'nde.
Ama değişmeyen tek şey yönetim şekli, idare zihniyetiydi başkentte.
Ersun Yanal niçin başarılı oldu biliyor musunuz bu kulüpte? Kimse inkar edemez, dik kafalıydı. Dediğim dedikti. Hayır demez ama istedini yaptırırdı.
Ziya hocanın işi kolay değil. Yükü çok ağır.
Yarım sezonda tüm hedeflerini yitirmiş, motivasyonu kaybolmuş bir futbolcu topluluğunun yanı sıra "Cavcav tarzı" yönetim anlayışıyla da uğraşacak çünkü.
Kolay gele hocam!

Güneş'in korkusu

Şenol Güneş açısından bu kadar kısa sürede ne değişti bilmiyorum. CNN Türk'de önceki hafta Futbol Federasyonu'na güvenmediğini ve Trabzonspor'a gittiği takdirde sorun yaşayabileceğini ifade eden tecrübeli hocaya kim nasıl bir garanti verdi merak ediyorum.
Güneş'in federasyonla sorun yaşadığı doğrudur. Bana göre kendisine haksızlık yapılmıştır. Hakkını ararken de 75 bin doları adeta gasp edilmiştir. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in futbol federasyonuna olan kırgınlığının nedenlerinden biri de budur.
Seçim döneminde "Senin yanındayız, seni mağdur ettirmeyeceğiz" diyenlerin bugün Güneş'e sırt çevirmelerinin onu korkutacağını ya da sindireceğini düşünmek bile istemiyorum.
Ama ortada hâlâ çözümlenmeyi bekleyen, belki de uluslararası yargıya taşınacak ciddi bir sorun var.
Bu konuda kimin doğru, kimin yalan söylediğini ise kısa bir süre sonra birlikte göreceğiz...

Mutlu yıllar

Dilemekle olmuyor işte. İstemek yetmiyor.
Kolay değil bir günde söküp atmak içimizdeki çirkin insanları.
Kendinden başkasını düşünmeyen, isteri nöbetine tutulmuş Ademoğlu müsvettelerini yok saymak kolay değil.
İçindeki son sevgi kırıntılarını yok etmeye çalışan zavallıları görmezden gelmek, onlarsız bir yaşam düşünmek kolay değil.
Irak'da, Afganistan'da bombaların yok ettiği, Somali'de açlığın kavurduğu insanların acısını hissetmemek kolay değil.
Dev dalgaların yuttuğu onbinlerin yasını tutarken, Dünya'ya hükmettiğini sanan zavallıların duyarsızlığını kabul edebilmek, nasıl bir vicdan taşıdıklarını anlayabilmek kolay değil.
Bugün yeni yılın ilk günü.
Dünden farkı yok.
Kolay değil ama...
Sevgi sözcüğünün anlamını yitirmemiş herkese mutlu yıllar.

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Fenerbahçe ambargosu
Carew'de son nokta
Önce staj, sonra kadro
'Samandıra yuvamız'
'Hedef küçültmeyiz'
Yunanistan mucizesi
Zidane değil Uğur Yıldırım
Federasyon karıştı
Dinçer Cebeci vefat etti
Haber turu...
Sen neymişsin be FIFA
Tekstilbank ve satranç
At yarışları
Efes'e yılbaşı hediyesi: 81-72
İbo'dan ilk şut





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Sen neymişsin be FIFA
FIFA hafta başında futbol yasasındaki iki mad...
Yavuz KOCAÖMER
Tekstilbank ve satranç
TEKSTİLBANK sponsorluğunda 17 - 19 Aralık tar...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet