Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Ocak 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Geçmişteki kaç "yılbaşı"nı hatırlayabiliyoruz ki?..


2005'in ilk günü... Yeni bir yıl daha başlıyor... Kim bilir kimler doğacak, kim bilir kimler kaybolacak... Oldum bittim, böyle bu...
Geçmişe doğru hafızamı şöyle bir yokluyorum da, gözlerimin önünde "Çocuk Sesi" dergisinin 1934 yılının bitiminden sonraki yeni yıl kapağı canlanıyor; küçük bir bebeğin öttürdüğü bir borazanın içinden 1935 sayıları uçuşarak çıkmada. Demek ki bendeniz de henüz 7 yaşındayım.
***
1938'in bitiminde de; Ortaköy'deki yatılı ilkokulun yönetimi; aileleri İstanbul'da olmadığı için tatillerde de okulda kalan öğrencileri, özel tutulmuş bir tramvaya bindirip, şehirde dolaştırmıştı.
1972-73 yıllarına da, Sağmalcılar Cezaevi'nde girmiştik...
***
Her yeni yılın ilk gün yazıları...
Mümtaz Faiz Fenik, rakı, şarap, votka, viski falan arasında; eğlenceli geçmiş ortak bir kutlama gecesi sabahındaki mahmurluğu anlatırdı.
Politik bir ütünün altından geçmiş yazılarda ise, Türkiye'nin biten yıl içindeki durumu özetlenirdi. İktidara kızanlar, her işin boka sardığını; iktidarlardan hoşnut olanlar, beklenen umutlu güneşlerin doğduğunu ve yeni yılda daha da yükseleceğini yazarlardı.
Keşke basındaki son 80 yılın değişik "yılbaşı" manşetlerinden oluşan bir sergi açılabilse...
***
Doğal olarak, geçmiş yılbaşlarından kalma, özel anılar da az değildir herhalde...
Özel anı, özel anı da... Olsa olsa kaç tane? Ben diyeyim iki, siz deyin üç...
Müzikli bir lokalde baş başa, derken sarmaş dolaş olmakla geçen bir yılbaşı; sonra haydi bir, yahut iki tane daha...
***
Unutulamayan anılar, genellikle "acı" ve "tatlı" diye ikiye ayrılırlar.
Hafıza, acı anıları kolay unutmaz; çünkü biraz da bir savunma mekanizmasıdır hafıza; acı anıları derinliğine kaydeder ki, bir daha tekrarlanmaması için, önlem alınsın...
***
Tatlı anılara gelince...
Yaşam paletinin renkleri bol olmayanlarda, tatlı anılar daha keskindir.
Örneğin hayatında yılbaşını bir kez dans ederek geçirmiş bir hanım; kolay kolay unutabilir mi o tatlı anıyı; hele hele bir daha öyle bir fırsatla da hiç karşılaşmamışsa?
Ama her yılbaşını dans da ederek geçiren bir hanımın, yılbaşlarıyla ilgili anıları; hayatında bir kez dans ederek geçirmişinki kadar, unutulamayacak türden olabilir mi?
Rahmetli annem, hayatında ilk defa Edirne'de babamla "10'uncu Yıl Balosu"na gitmişti; bir ömür anlattı durdu o baloyu.
***
Acı anılar, tatlı anılar...
Biraz daha objektif bakıldığında, eksisi artısıyla hayatın, az tekrarlamış kareleri...
Beş yıldızlı bir otel açısının, "beş yıldızlı otelde yediğim yemek" diye tatlı bir anısı mı olur?
Hayatında öyle lüks bir yerde ancak bir iki kez yemek yiyebilmiş birinde ise, ne kadar tatlı bir anıya dönüşür o bir, iki yemek ah!
***
2005 yılına da girdik işte...
3 yaşındayken götürüldüğüm Edirne'de, anaokuluna başladığım 1931-32 yıllarında, 2005 yılı görünmeyen yıldızlar gibiydi; ama sonunda görüne görüne geldi işte.
Bir göl ki, bir kıyısından kürek çekmeye başladığında, karşı kıyılar çok uzakta... O uzaktaki kıyılara yaklaşıp da, arkanda bıraktığın kıyılara baktığında; ne kadar da yakın görünüyorlar.
***
Hafızanın anı kaydetme özelliği de bir yerde tükeniyor; 90'ındaki birinin, 88'ine ait ne anısı olacak ki?
Anı kaydı ne zaman azalmaya başlıyor acaba; 2005'te doğacak olanlara sorulamayacak bir soru...
Bir de hiç anı bırakmayan eylemler var; yürürken attığın adımlar, arada sırada sildiğin gözlük camları, giydiğin pijamalar gibi...
***
2005 yılının ilk günü...
Nadir yaşanmış şeyler anı bıraktığına göre; anılarınız bol olsun demek de; yaşamınız öylesine kısır geçsin ki, unutamadığınız güzellikler çok görünsün anlamına gelmez mi?
***
Neyse, kafa karıştırmaya gerek yok şimdi; yeni yılınız gönlünüzce geçsin, zamanı size unutturarak geçsin, geçmişteki yıllarınızdan, daha da güzel geçsin...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Yeni yıl, Yeni TL
MUM, kandil, nur, ışık, aydınlık... Bu kelime...
Çetin ALTAN
Geçmişteki kaç "yılbaşı"nı hatırlayabiliyoruz ki?..
2005'in ilk günü... Yeni bir yıl daha başlıyo...
Melih AŞIK
Okurla hasbıhal
Sevgili okur, kısa ömrümüzden çok değerli bir...
Fikret BİLA
Duygu ve zaman
İnsanı insan yapan özelliklerden biridir duyg...
Hasan CEMAL
Yılın ilk günü!
İnce bir hüzün akıyor! Herhangi bir günden fa...
Can DÜNDAR
Hercai leyleğin sırtında...
Kendimi ıslah ettiğim yıl oldu 2004...
Abbas GÜÇLÜ
Bugünün dünden ne farkı var?
Yeni yılda iyi temennilerde bulunmak âdettend...
Sami KOHEN
Bilin bakalım 2005'te ne olacak?
GELİN, gelenek haline getirdiğimiz "yılbaşı t...
Mehmet Y. YILMAZ
Ve Tanrı kadını yarattı!
Yeni yıla nasıl girilirse, bütün yılın öyle g...
Derya SAZAK
İyi bir yaşam
2005'e yeni umutlarla giriyoruz. Daha iyi bir...
Meral TAMER
2005'in ilk mektubunu kendinize yazın
2005'in bu ilk gününde sizlere çok klasik bir...
Tamer HEPER
Yeni yıl, yeni umut
Her yılbaşı şu olayı hatırlarım. Daha önce de...
Yaman TÖRÜNER
İyi bir yıl geçirdik
2004 yılı beklediğimizden iyi oldu. Bazı okur...
Güngör URAS
2004 şahane, 2005 muhteşem
Geçen hafta perşembe günü yayımlanan Posta ga...
M. Ali BİRAND
2005 daha da güzel bir yıl olacak...
Güzel bir yıla girdik.

© 2004 Milliyet