Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Ocak 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ve Tanrı kadını yarattı!


Yeni yıla nasıl girilirse, bütün yılın öyle geçeceğine inananlar var..
Prensip olarak "genel kabul gören" hiçbir şeye inanmam ama eğer bu görüş doğruysa bu yeni yıl benim için gerçekten çok ilginç olacak!
Dün öğlen gazetemizin "yeni yıl" yemeklerinden birinden kalktım.
Gazeteciler böyledir.. Eğlence için hiçbir fırsatı kaçırmazlar.
Üstelik hepsinde de hep aynı şeyleri konuşurlar: Ben ne kadar akıllıyım, başkaları ne kadar akılsız vs.
Bu son bir haftadaki kaçıncı yeni yıl kutlamamızdı hatırlamıyorum ama bu kez farklıydı..
Şöyle bir masada oturuyordum: 16 kadın ve bir tek erkek ben!
Milliyet, Radikal, Posta ve Fanatik'ten oluşan Doğan Gazetecilik Reklam Grubu yöneticilerinin yeni yıl yemeği...

16 kadının arasında..
Ben "yatılı erkek okulu"nda okudum.
Yani açıkça söylemek gerekirse böyle şeylere alışık değilim.
Çok azı benim yaşlarıma yakın, daha çoğu Yasemin'in yaşlarına yakın 16 kadınla aynı masada oturmak!
Yatılı okul yıllarımda olsa buna bir "rüya" der geçerdim.
Ama artık 48 yılı geride bırakmış ve yaşam deneyimi konusunda hiç de "fakir" sayılmayacak birisi olarak söylemeliyim ki, yaşamımın en ilginç deneyimlerinden biriydi.
Dün o masada oturanlar 16 erkek ve bir kadın olsaydı bambaşka bir ortam olurdu, bunu biliyorum.
Fenerbahçe - Galatasaray geyiği yapar, para ve politika konuşur, ne kadar akıllı olduğumuzu masadaki bir tek kadına göstermek amaçlı saçma espriler yapmak için yarışırdık...
Kadınlar hamamında ve kadın kuaförlerinde neler konuşulduğunu merak edenler için söylemeliyim ki, kadınlar çoğunlukta olduğunda böyle bir şey olmuyor.

Her şeye ağlıyorlar!
Onlar gerçekten Venüs'ten gelmişler: Kimin ne söylediği o kadar önemli değil, çünkü zaten kimse kimseyi dinlemiyor, herkes kendi "menkıbesini" anlatıyor!
Ve benim için en ilginci ağlıyorlar!
Her şey için ama..
Yıl bittiği için, yeni yıl geldiği için, terfi ettikleri için, zam aldıkları için, Beyti'nin pirzolası güzel olduğu için, masadaki çiçeğin rengini beğendikleri için...
Ağlamaktan gülmeye geçmeleri de aynı hızla oluyor.
Demin neden ağlıyorduk, şimdi niye gülüyoruz demiyorlar..

Elektrikle oynamak gibi
Jorge Ingles'in, "Santillana Markizi'nin Portresi" isimli resminin önünde bir soluk almak için duran Gasset şöyle demişti: "Bir kadını tanımak istiyorsanız onun önünde durmak, başka bir deyişle söyleyecek olursak onunla flört etmek gerekir. Elektrik konusunda deneyler yapmak ne anlama geliyorsa, kadın konusunda, flört etmek de o anlama gelir."
Elektrikten ölesiye korkan birisi olarak bunu yapmadım elbette.. Zaten hem yakışık almazdı, hem de 16 kadınla flört edilmezdi.
Ama o masanın çevresinde oturanların hareketlerini, mimiklerini ve jestlerini izlerken Gasset'i hatırlamama da engel olamadım. Şöyle diyor: "Erkeklerle karşılaştırıldığında her kadın bir prensestir. Kadın, özünde yaşar, bu nedenle kendisi için yaşar."

Dışarıya maskeli...
Gerçekten de öyledir.. Bir kadın dışındakilere karşı bir maskeden ibarettir. Bu maske her türlü havaya bürünebilir: Modayı izler, basmakalıp fikirleri benimseyebilir, kibarlık olsun diye anlattıklarınıza gülebilir.
Ama gerçek benliğini sadece ve sadece bir tek erkeğe açar ki, o da sevgisini verdiği, âşık olduğu erkekten başkası değildir..
Biz erkeklerin iç duyguları sözlerden öteye bir anlam taşımazken onlar sırtlarını dış dünyaya döner ve sadece kendilerine ait olana açılırlar..
Dün kendilerini birbirlerine de ait hisseden bir grup kadın iş arkadaşımla yeni yılı karşılama yemeğini yerken bunları düşündüm.
Ve Tanrı'nın kadınları yaratmakla ne kadar doğru bir iş yaptığına bir kez daha tanık oldum...

mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yeni yıl, Yeni TL
MUM, kandil, nur, ışık, aydınlık... Bu kelime...
Çetin ALTAN
Geçmişteki kaç "yılbaşı"nı hatırlayabiliyoruz ki?..
2005'in ilk günü... Yeni bir yıl daha başlıyo...
Melih AŞIK
Okurla hasbıhal
Sevgili okur, kısa ömrümüzden çok değerli bir...
Fikret BİLA
Duygu ve zaman
İnsanı insan yapan özelliklerden biridir duyg...
Hasan CEMAL
Yılın ilk günü!
İnce bir hüzün akıyor! Herhangi bir günden fa...
Can DÜNDAR
Hercai leyleğin sırtında...
Kendimi ıslah ettiğim yıl oldu 2004...
Abbas GÜÇLÜ
Bugünün dünden ne farkı var?
Yeni yılda iyi temennilerde bulunmak âdettend...
Sami KOHEN
Bilin bakalım 2005'te ne olacak?
GELİN, gelenek haline getirdiğimiz "yılbaşı t...
Mehmet Y. YILMAZ
Ve Tanrı kadını yarattı!
Yeni yıla nasıl girilirse, bütün yılın öyle g...
Derya SAZAK
İyi bir yaşam
2005'e yeni umutlarla giriyoruz. Daha iyi bir...
Meral TAMER
2005'in ilk mektubunu kendinize yazın
2005'in bu ilk gününde sizlere çok klasik bir...
Tamer HEPER
Yeni yıl, yeni umut
Her yılbaşı şu olayı hatırlarım. Daha önce de...
Yaman TÖRÜNER
İyi bir yıl geçirdik
2004 yılı beklediğimizden iyi oldu. Bazı okur...
Güngör URAS
2004 şahane, 2005 muhteşem
Geçen hafta perşembe günü yayımlanan Posta ga...
M. Ali BİRAND
2005 daha da güzel bir yıl olacak...
Güzel bir yıla girdik.

© 2004 Milliyet