|
 |
|
|
Mutlu yıllar İzmir
Dünden Bugüne / Sabri Yetkin
Osmanlı'da "yılbaşı" diye bir kavramdan söz etmek oldukça zor. Bunun nedeni kullandığı takvimlerde yatıyor. Farklı takvimler yüzünden yeni yılın başlangıç tarihlerinde bir tören gerçekleştirilmezdi. Osmanlı'da yaşayan Hıristiyanlar için yılbaşı "Noel" demekti. İmparatorluğun Hıristiyan tebaası 24 Aralık'ı 25'e bağlayan gece İsa'nın doğuşunu kutlarlardı. Ortodoks Rumlar bu geceye "Hristuğenna" adını vermişlerdi. Noel sabahı kiliselerdeki ibadetten sonra, öğle yemeğinde bir araya gelirlerdi. Rumlar 31 Aralık gecesi bir eğlence daha düzenlerlerdi ki, bu gece Rumlar tarafından İsa'nın sünnet gecesi kabul edilirdi.
Osmanlı'daki Ermeniler yılbaşını 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan akşam kutlarlardı. Bu geceye "Gağant" diyorlardı ki, zengin ziyafet sofrası demekti. 31 Aralık akşamı bütün aile bir araya gelip, gece yarısına kadar sofrada oturup, yer-içer, eğlenirlerdi. Zeytinyağlı yaprak dolması, midye dolma, iç pilavlı hindi, topik ve anuşabur (aşure) gağantın vazgeçilmez mönüsüydü.
Rauf Beyru, 1830'larda İzmir'de gerçekleştirilen yılbaşı şenliklerini anlatmıştır. 1829'da İzmir'i ziyaret eden M. Tancoigne Noel ziyafetlerini şöyle anlatmıştı: "Yakın Doğu'nun hiçbir yerinde, sofranın bu derece seçkin, zengin ve bol olduğu görülmemiştir."
İzmir Hıristiyanları yılbaşını kulüplerde düzenledikleri balolarla, ziyafetlerle, ama çoğunlukla evlerde kutlarlardı. Bazı durumlarda eğlencelerin sokaklara taştığı da vaki olurdu.
Simonyanların, Noel'i
Evlerdeki yılbaşı kutlamaları nasıl gerçekleştirilirdi? Bu konudaki bilgilerimiz çok az. 1906'da vefat eden İzmir Fransız Konsolosluk tercümanı Hayk Simonyan'ın terekesinde yer alan ev eşyalarını yorumlayıp, kurgulayarak, Ermenilerin bir yılbaşı gecesini nasıl geçirdiklerini anlatmaya gayret edeceğim.
Simonyanlar, 2. Kordon'da 2 katlı, balkonlu evde yaşamışlardı. Hayk Simonyan mesleği nedeniyle büyük servete sahip olmuştu. Bıraktığı mirasın tutarı 248.754 kuruş olup, dönemi için çok büyük bir meblağdı. Ev içi mekanlarda yer alan eşyalar ailenin Batılı yaşam tarzını yansıtmaktaydı.
Ailenin ev ve mutfak işlerinden, büyük valide Harobisma sorumluydu. Yılbaşı yaklaştığında Harobisma mönüyü belirleyip, malzemeleri tedarik ederek, mutfakta aşçıların yemekleri, reçelleri, şerbetleri hazırlamasına nezaret ederdi. Harobisma, gelini Satinik'le salonu hazırlarlardı. Havagazı avizelerinin isleri silinir, halılar-yolluklar ve mobilyalar temizlenir, büyük bakır mangallar parlatılır, çini vazolarla duvarlardaki Hint işi tabakların tozları alınırdı. Daha sonra sofralar kurulmaya başlanır, salonun ortasına biri yuvarlak, diğeri dörtgen iki büyük yemek masası açılır, etrafına sandalyeler yerleştirilirdi. ÖrtüAkşam yaklaştığında aile fertleri konuklarını karşılamak için hazırlanırlardı. Ev sahibi Hayk Simonyan resmi elbisesini giyip, kravatını itina ile bağlayıp, elmas kravat iğnesini iliştirip, altın kol düğmelerini taktıktan sonra, çift sıra kordonlu, köstekli saatini yeleğinin cebine yerleştirir, altın sigara tabakasıyla, kehribar sigara takımını cebine koyar, gümüş sakal tarağıyla sakallarını düzeltip, rugan iskarpinlerini giyerek salona inerdi.
Ev sahibesi Satinik Simonyan, oğlu Serkiz ve kızı Vartohi'yi hazırladıktan sonra, Frenk Caddesi'ndeki Bon Marşe ya da Orozdibak'tan aldığı lüks kadife elbiselerini giyip, makyajını yapardı.
Frenk altını süslemeli elmas broşunu göğsüne, elmas dut küpesini kulaklarına, elmas istavrozunu boynuna, ay şeklindeki elmas iğnesini omzuna, incili altın bilezikle, mineli saatini koluna, elmas yüzüğünü de parmağına taktıktan, topuz yaptığı saçlarına elmas işlemeli gümüş tarağını yerleştirerek, salondaki yerini alırdı.
Büyük valide Harobisma da şık giysiler içinde Yakut taklidi elmas küpe, üç yıldızlı elmas iğne, pırlanta yüzük, yedi taşlı altın bilezik, altın saat gibi mücevherlerini takarak hazırlanırdı.
Böşdöndüren lüks
Konuklar havagazı avizeleriyle aydınlatılmış, büyük bakır mangallarla ısıtılmış salonda kabul edilirdi. İlk gelen erkek kardeş Simon Simonyan ve ailesi olurdu.Diğer konuklar da geldiğinde erkekler ayaküstü Japonkari mermerli, sigara masasının başında aperatiflerini alıp sohbet ederlerken, çocuklar ve aile büyükleri şerbet içerlerdi.
Yemek masasındaki yiyecekler iştahları kabartınca sofraya geçilir, mezeler yendikten sonra iç pilavlı hindi, büyük hintkari tepsi içinde masaya gelir, kebir bıçak ve çatallarla servis edilir, en son anuşabur yenirdi.
Duvardaki müdevver saat gece yarısını vurunca şampanyalar patlatılır, kristal şampanya kadehleri mutlu bir yıl için kaldırılırdı.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|