|
 |
|
|
Yüküm daha da arttı
Gözü kara mücadelesi ve sempatikliği ile Türk halkının gönlünde taht kuran milli boksörümüz, "İnsanların benden beklentisi büyük. Onları mahçup etmeyeceğim. Bayrağımızı gönderden hiç indirmeyeceğim" dedi
ÖZEL RÖPORTAJ / İLHAN GÜLER
Teşekkür etti
MİLLİYET'İN Geleneksel Yılın Sporcusu Anketi'nde 51. yılın sporcusu seçilen milli boksörümüz Atagün Yalçınkaya, kendisini zirveye taşıyan okurlara teşekkür etti, 2008 Olimpiyatları'nda altın sözü verdi. Ailesinden gizli ortaokul çağlarında başladığı boks serüveninde, daha 17 yaşında olimpiyat kürsüsüne çıkma başarısı gösteren Yalçınkaya, gözü kara mücadelesinin yanı sıra, sempatikliği ile de Türk halkının kalbinde kısa sürede taht kurdu.
'Ailem karşı çıktı'
EFSANE isim Muhammed Ali'den sonra boksta en genç madalya alan sporcu unvanına kavuşan Atagün Yalçınkaya, öyküsünü şöyle anlattı: "Mahallede kendimden büyük çocukları dövdüğüm için ailelerden şikayet gelirdi. Karakola bile gidenler oldu. Anne ve babama haber vermeden ortaokul sıralarında bir arkadaşımla birlikte boksa ferdi olarak başladık. 1 ay sonra 'Boks maçım var gelir misin?' diye sorduğumda babam çok şaşırdı ama çabuk yumuşadı.
15 yaşında şampiyon
ANNEM 'ağzım yüzüm dağılacak' diye boksa karşı çıktı. Daha sonra o da benim bu işi sevdiğimi anlayınca düşüncesini değiştirdi. İlk katıldığım turnuvada Ankara şampiyonu oldum. Sırasıyla Ankara Demirspor, Büyükşehir Belediyesi Ankaraspor adına dövüştüm. Federasyon Başkanı Caner Doğaneli'nin vasıtasıyla Fenerbahçe Kulübü'ne geçtim. 15 yaşında yıldızlarda Avrupa şampiyonluğunu yakaladım. Avrupa Liselerarası turnuvada da birincilik elde ettim.
Doğaneli güvendi
MACARİSTAN'DAKİ bir turnuvada şampiyon olduktan sonra Federasyon Başkanı Doğaneli, 'Seni olimpiyat seçmelerine alacağım' dedi. Birinci seçmelerin yapıldığı Avrupa şampiyonasının ilk maçında yenildim. Bulgaristan'da gerçekleştirilen ikinci seçmeler öncesi omzumdan sakatlandım. Son seçmeler çok iyi boksörlerin mücadele ettiği Azerbaycan'da yapıldı. Finale kalarak olimpiyat hakkını elde ettim. Ancak sakatlığım nüksedince finale çıkamadım.
'Ben de beklemiyordum'
OLİMPİYATLARA hazırlanırken uzun kamp dönemleri nedeniyle uzak kaldığım ailemi çok özlüyordum. Yaşım küçüktü. Kimse benden başarı beklemiyordu. Herkes bana 'Olimpiyata katılmak, mücadele etmek senin için iyi bir deneyim olur. 2008'e hazırlanırsın. Kendine güvenin gelir' diyordu. Kendime güveniyordum ancak bu kadar başarılı olacağımı hiç düşünmemiştim. Final maçından önce kilo düşmek için susuz kaldım. Bu da vücudumun dengesini bozdu. Sabaha kadar uyuyamadım.
'Finale güçsüz çıktım'
MİDEM küçüldüğü ve susuz kaldığım için yediğim yemekleri kustum. Gücüm azaldı. Şampiyona süresince maçlarımı akşam 19.00'da oynadım. Öğle vakti uyuyarak güç topluyordum. Ancak finalin saat 13.00'da yapılması da beni olumsuz etkiledi. İnsanların artık benden beklentisi büyük. Omuzlarıma çok yük bindi. Türk halkının beni zirveye çıkarması yükü daha da artırdı. Önümüzdeki Dünya ve Avrupa Şampiyonları'nda bayrağımızı göndere çekeceğim. 2008'de de gümüş madalyayı altına çevireceğim."
İlk parayla araba
"Futbolcular kadar çok para kazanmıyoruz ancak aldığımız ödüller bize yeterli geliyor. Bokstan ilk kazandığım parayla kendime otomobil aldım. 18 yaşını yeni doldurduğum için ehliyetimi bu yıl alacağım. Olimpiyattan kazandığım ödüllerle iki ev sahibi oldum. Fenerbahçe Kulübü de bana çok yardım ediyor. Sponsorum Ak Enerji Şirketi her türlü ihtiyacımı karşılıyor."
Rus antrenör geliyor
"Beni çalıştırması için bir Rus antrenör geliyor. Bu yüzden ailemle birlikte İstanbul'a yerleşeceğim. Sponsorum oturacağım evi bile tuttu. Bundan sonra çalışmalarımı İstanbul'da sürdüreceğim. Kampa girmekten, maça hazırlanmaktan bayramları hatta 14 Aralık'taki doğum günümü bile kutlayamadım. Herşeyimle kendimi spora adadım."
|
|
|

|