
|
|
|
 |
|
|
Abdülhamit'in 'don'larını satın aldı, korse takıp dolaştı
'Kadınlar Ne İster' adlı filminde Mel Gıbson, kadın müşteriyi daha iyi anlamak için oje sürüyor, ağda yapıyordu. Benzer bir vaka Türkiye'de gerçekleşti. Ten Çamaşır'ın genç patronu Deha Orhan, kadınları anlamak için korse giyip, dolaştı. Bu, kendi deyişiyle 'büyük eziyetti" ama bu fedakarlık sayesinde Ten'in satışlarını bir yılda yüzde 35 artırdı
NUR DAŞAR
Kadınlar ne ister? Binlerce yıldır erkeklerin kafasını meşgul eden bu soruya, yanıt bulmaya çalışanlardan biri de Deha Orhan.
Ten Çamaşır'ın genç patronu, şirketi babasından devraldıktan sonra kadınların isteklerini anlamak için epey düşünmüş. Bu sorunun yanıtı, onun büyüme planının en önemli sorusu olmuş.
Hatta kadınların güzellik uğrunda nelere katlanabileceğini anlamak için bir süre korseyle bile dolaşmış. Orhan, "Kadınların çektikleri sıkıntıyı anlamak için yaptım bunu. Doğru ürün üretmek için hitap ettiğin kitleyi anlamalısın' diyor. Müşterilerin anlamak için böyle iddialı ve alışılmadık yöntemlere başvuran Orhan, ihracat konusunda ise oldukça temkinli. 'Dünya markası olmanın' o kadar da kolay olmadığını söyleyen Orhan "Ten Çamaşır olarak ihracatta şimdilik yokuz. Bunun için iç piyasayı tamamen bitirmem lazım. Şu anda hazırlık aşamasındayım" diyor.
Müzayededen don aldı
Deha Orhan, küçük yaşta kendini baba mesleğinin içinde bulanlardan. İç çamaşır işi onun için bir tutku. Öyle ki, müzayedeye katılıp ikinci Abdülhamit'in 'donlarını' satın alıp, ofisine asacak kadar.
Bu tutku bazen zirveye çıkıyor. Deha Orhan'ın 'müşterinin beklentilerini anlamak' için ürünleri deniyor. Ürünlerini kadınlara satan ve kadınların beklentilerini anlamadan bu işin yürümeyeceğini anlamayan Orhan, kendini kadınların isteklerini, nelerden hoşlandıklarını, nelere para verdiklerini anlamaya 'adamış'.
'Her şey onları anlamak için'
Orhan bu durumu şöyle açıklıyor:"O zamanlar benim malımı kimin giydiğini, nerede satıldığını bile bilmiyordum. Mesela, bir gün kadınların niye korse giydiklerini anlamak istedim. Kadınların güzellik için daha nelere katlanabileceklerini o korseyi denedikten sonra daha iyi anladım. İşleri gerçekten çok zor. O korsenin içinde birkaç saat kalmak bir erkek için çok büyük eziyet. Kadını şimdi daha yakından tanımaya başladım. Kadın ne istiyor, iç çamaşırı alırken neye dikkat ediyor, neyi takip ediyor, hepsini biliyorum.'
'İhracatta yokum!'
Yurtiçi pazarında üretim ve satışta oldukça agresif bir politika izleyen Orhan, söz ihracattan açılınca oldukça temkinli. Türkiye pazarına tamamen hakim olmadan büyük oranlarda ihracat yapmayı düşünmüyor. Bu durumun diğer sebeplerini ise şöyle açıklıyor: "Ben yokum ihracatta. Türkiye'de ciddi bir pazar payım var. Dünyada bir marka olmak için de ben o ülkeye gidince sokaktaki insanın beni tanıması lazım. Mesela Victoria Secret'ın sadece internet cirosu 2 buçuk milyon dolar . Bu adamla nasıl rekabet edeceksin?"
Pijama ve çorap üretmeye başladı
Ten Çamaşır 2003 ile 2004 arasında yüzde 35 büyüdü, 2005'te 2004'ün yüzde 50 fazlasını hedefliyor yani sadece çamaşırda hedef 22 milyon dolar.
Orhan'ın hedefi markasını daha da güçlendirmek. Şu anda Ten markası altında iç çamaşırı dışında bebek çamaşırı, çorap, gecelik ve pijama da satılıyor. Orhan "Şu anda yeni ürünümüz çorabın üzerinde durmak istiyorum. Yeni çıkan iç çamaşırı markamız Loliten'i de büyütmek istiyorum" diyor.
Ama yine de ne ihracat ne de şirketin büyümesi için gece gündüz çalışma gibi bir sistem benimsememiş kendine.
Çok acil durumlar dışında haftasonları mutlaka izin yapıyor, kendine vakit ayırmanın çok önemli olduğunu düşünüyor. Hobilerine vakit ayırıyor. Mesela en büyük hobisi olan motorsikletiyle katıldığı yarışlandan kazandığı pekçok kupa ofisini süslüyor. Orhan'ın kendine seçtiği idol ise teknesiyle dünya turuna çıkan Rahmi Koç...
|
|
|

|
|