|
 |
|
|
2005'te ekonomide iki riske dikkat...
Türkiye'nin dış borçları 2004 sonuna göre 7.4 milyar dolar artıp 153 milyar dolara geldi. 2004 Kasım rakamları dış ticaret açığının yılın son üç ayında da beklenenin üstünde olacağını gösteriyor. Bu iki veriye dikkat
Geçtiğimiz yılın son haftasında açıklanan iki veri yeni bir yıla girmenin heyecanıyla pek dikkati çekmedi. Ancak her ikisi de bu yılın risk tablosunda başta yer alacak gelişmelere ışık tutuyor.
Bunlardan ilki eylül sonunda Türkiye'nin dış borç stokunun 2003 sonuna göre 7.4 milyar dolar artarak 153 milyar dolara ulaştığını gösteriyor. (Tablo1)
Geçen yılın ilk 9 aylık döneminde dış borçlardaki artışın yüzde 86'sı kısa vadeli borçlanmadaki artıştan kaynaklanmış. 2004'ün ilk dokuz ayında kamunun dış borcu gerilerken, kısa vadeli borçlanma dahil özel kesimin dış borcundaki artış 10 milyar dolarla toplam dış borçlanmadaki artışın üstünde gerçekleşmiş. Ayrıca geçtiğimiz yıl özel kesimin borcundaki 9 aylık artış 2003 yılının tamamındaki 7.9 milyar dolarlık artışın da oldukça üstünde.
Bu tablo yılın ilk dokuz ayında kamunun tasarruf açığını daralttığını ancak özel kesimin, talebindeki hızlı artış nedeniyle, önemli bir tasarruf açığı vermeye başladığını gösteriyor. Özel kesimin kısa vadeli borçlanmasındaki artış, ilk dokuz aydaki hızlı büyümenin kısa vadeli dış borçlanmayla sağlandığını ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz hafta yayımlanan 2004 Kasım ayına ait ihracat ve ithalat rakamları dış ticaret açığının yılın son üç ayında da beklenenin üstünde artmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. (Tablo2)
2004'ün aralık ayında dış ticaret açığı bir önceki yıl seviyesinde kalsa dahi dış ticaret açığı hükümetin 2004 yılına ilişkin son tahminlerinin 700 milyon dolar üstünde gerçekleşiyor. Bu durumda 14.6 milyar dolar olarak beklenen cari açık da 15 milyar doların üstüne çıkıyor. Bu cari açığın GSMH'ye oranının da yüzde 5'i aşması demek. Bu, sürdürülebilirlik açısından genelde kabul gören sınırın üstünde bir cari açık. Tabii bu durum 2005 hedeflerinin tutturulması için gereken iç talep kısıntı miktarını da artırıyor.
Değerli TL
Diğer taraftan yılın son üç ayında artan dış açığa rağmen TL'nin hızla değer kazanması, döviz arzının, yani dış borçlanmanın ilk dokuz aya göre hızlandığını da gösteriyor. Çok güçlü bir olasılıkla bu borçlanmanın önemli bir kısmı da 17 Aralık sonrasında içerideki faizlerin düşeceği ve TL'nin değer kazanacağı beklentisiyle yüksek sermaye kazancı peşinde koşan kısa vadeli sermaye girişinden kaynaklanıyor.
Dış tasarrufları içeriye çekme imkanı sürdükçe riskleri artırarak son iki yıldır oynanan oyunu devam ettirmek mümkün. Hatta bu tasarruflar uzun vadeli borçlanma veya doğrudan yabancı sermaye şeklinde ise ve TL'nin değer artışı toplam verimlilikteki artışla dengelenebiliyorsa risk de artmayabilir.
IMF ilişkileri
Ancak son iki yılda yaşanan sürecin bundan çok farklı olduğu ve belirleyici faktörün kısa vadeli sermaye girişi olduğu dikkati çekiyor. Yani hareket kabiliyeti yüksek ve zaman zaman da ekonominin temel dengelerinden bağımsız olarak beklentilerini oluşturabilen ve kısa vadede dengeyi dengesizliğe dönüştürebilen bir kaynak.
IMF'ye niyet mektubu henüz gönderilmedi. AB ile müzakerelerin başlayacağı tarihe kadar çeşitli sıkıntılar olabilecek. Bu arada yıllık cari açık veya dış borçlanma ihtiyacı GSMH'nin yüzde 5'ini aşıyor. Ayrıca hükümette ekonomiyle ilgili aşırı bir güven oluşmuş durumda. Bu, programın kurumsal çerçevesinden geri dönüşlere veya bazı kararların ertelenmesine yol açabiliyor. Dışarıda ise uluslararası likiditenin daralmaya devam edeceği anlaşılıyor. Ekonomideki kısa vadeli sermaye artışıyla birlikte bu durum tedirginliği ve önümüzdeki yıla ilişkin riskleri artırıyor.
2005 yılının temel önceliği artık daha fazla risk almadan, işi şansa bırakmadan, dış dengesizliği gidermek olmalıdır.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|