|
Üniversite anketinden çıkan sonuç
Demokrasimiz iyi işlemiyor
Türkiye'de 'en güvenilir kurum' olarak orduyu gören öğretim üyelerimizin yüzde 67'si 'demokrasinin işleyişinden' memnun değil. Memnun olanlar, yalnızca yüzde 12'de kalıyor
GAZİ Üniversitesi'nde Prof. M. Çağatay Özdemir başkanlığında bir kurul tarafından yapılan araştırmaya devam ediyoruz.
"En güvenilen kurum" olarak yüzde 45 oranında orduyu gören öğretim üyeleri, demokrasi konusunda ne düşünüyor?
Öğretim üyelerinin yüzde 67'si Türkiye'de "demokrasinin işleyişinden" memnun değil, yüzde 21'i kararsız, memnun olanlar yüzde 12.
Bunu nasıl anlamalı? Anketin eleştirilecek yönlerinden biri bu. Bazı sorular muğlak olduğu için bazı cevaplar da net değil.
"Demokrasinin işleyişinden memnun değilim" diyen öğretim üyesi neyi kastetmiştir? "Halk doğru seçim yapamıyor" mu demek istemiştir?! "Halk doğru seçiyor, ama kurumlar iyi işlemiyor" mu demiştir? Hak ve özgürlüklerle ilgili düzenlemeleri mi kastetmiştir?
Ankette bunların cevabı yok.
Üniversitede sosyal sınıflar
Öğretim üyelerinin yüzde 73'ü kendini "orta sınıf" olarak görüyor. "Alt"ta görenler yüzde 3; "üst" ekonomik ve sosyal sınıfta görenlerin oranı ise yüzde 24.
Bu yüzde 24'lük "üst sınıf" öğretim üyeleri orduya çok daha fazla güveniyor. Çok daha Batı müziğini tercih ediyor. 'Kökten dinci akımları' en büyük tehlike görüyorlar.
Kendilerini daha fazla yalnız hissediyorlar. (Genelin yüzde 29'u.)
Bunlara yaptığı işi "zor" bulan öğretim üyelerini de eklersek, araştırmanın 118'inci karesinde yer alan şu sonuç ortaya çıkıyor:
"Üst sosyoekonomik düzeye sahip olanlar, öğretim üyeliğinin zor olduğunu düşünenler, devlet üniversitelerinde çalışanlar daha fazla yabancılaşma yaşamaktadır."
Bu yabancılaşma duygusunun bir göstergesi de gazete ve TV izlememek, yani olup bitenlere ilgisizlik: Çok şükür bunların oranı düşük: Yüzde 12.
Yükselmenin yolu
Anketin çok önemli göstergelerinden biri, "ekonomik ve sosyal seviyeyi artıracak etkenler" konusundaki görüşler. Öğretim üyelerinin yüzde 11'i "iyi eğitim", yüzde 27'si "çalışkan ve girişimci" olmak diyor. Modern toplumun işlevlerine uygundur bu cevaplar.
Modern-öncesi toplumlardaki yükselme yollarına gelince... Öğretim üyelerinin yüzde 28'i güçlü "yakınlarının" olmasını, yüzde 22'si "menfaat gruplarıyla ilişki"yi Türkiye şartlarında önemli buluyor.
Akademik camiada yükselmek ne ölçüde hangi etkenlere bağlı? Mutlaka daha moderndir ama araştırmada bir veri yok.
Beklenen manevi değerler
Öğretim üyelerinin kendi çocuklarından, öğrencilerinden ve meslektaşlarından bekledikleri "değerler" farklılaşıyor.
Çocuklardan beklenen değerler: Dürüstlük yüzde 46, açık düşünceli olmak yüzde 24, akıllı olmak yüzde 15, çalışkanlık yüzde 13.
Öğrencilerden beklenen değerler: Çalışkanlık yüzde 42, açık düşünceli olmak yüzde 26, dürüstlük yüzde 21, planlı olmak yüzde 10...
Meslektaşlardan beklenen değerler: Açık düşünceli olmak yüzde 40, çalışkanlık yüzde 25, dürüstlük yüzde 22, planlı olmak yüzde 13.
Çocuklarımızdan daha dürüst olmalarını, öğrencilerimizden daha çalışkan olmalarını, meslektaşlarımızdan daha açık fikirli olmalarını bekliyoruz.
Toplumculuk ve materyalizm
'Materyalizm' terimi ankette felsefi materyalizm değil, maddi-ekonomik değerlere üstünlük vermek anlamında kullanılıyor.
"İnsan önce toplumu değil, kendini düşünmelidir" önermesine öğretim üyelerinin ancak yüzde 19'u evet diyor, yüzde 81'i karşı çıkıyor.
Aynı şekilde, "Ücret, işi sevmekten önemlidir" diyenler yine çok düşük, yüzde 12'de kalıyor.
"Pahalılığın önlenmesi siyasi özgürlüklerden önemlidir" diyenlerin oranı da yüzde 20'den ibaret.
"Parayı nasıl kazandığın değil, ne kadar kazandığın önemlidir" şeklindeki 'materyalist' önermeyi doğru bulanların oranı yüzde 4, yüzde 96'lık ezici çoğunluk bunu reddediyor.
Toplumcu ve ahlakçı değerlerin ağır bastığı bir tablo...
Ama aynı zamanda, "Öğretim elemanlarının en büyük sorunu nedir?" sorusuna yüzde 48 oranında "ücret düşüklüğü" diye cevap veriliyor.
Araştırma görevlilerinin "daha materyalist" olduğu belirtiliyor. Sebep ne oranda ücretlerinin çok düşük olmasıdır, ne oranda nesil farkıdır? Bu araştırılmamış.
Geleneksel değerler
Öğretim elemanlarının yüzde 56'sı "Geleneklerimize ters düşen davranışlarda bulunmamalıyız" diyor. "Yapılan bir iyiliği unutmama" şeklindeki geleneksel değer yüzde 95 oranında onaylanıyor.
Ama boşanma, yanlış bulduğu zaman çoğunluk fikrine uymama gibi konularda geleneksellik oranı düşüyor, bireyleşme ön plana geçiyor.
Yüksek oranda "endişe" de dikkat çekici. Öğretim üyelerinin yüzde 56'sı depremden, yüzde 73'ü kendisinin veya akrabasından birinin ciddi bir hastalığa yakalanmasından, yüzde 66'sı ise "dünyada savaş çıkmasından" endişe duyuyor.
Bu rakamlar 'yabancılaşma' duygusuyla ilişkili olabilir mi? Ancak cevaplar arasındaki "çapraz ilişkiler" araştırıldığında bu konuda ve diğer konularda detaylı bilgilere ulaşabiliriz.
Görülüyor ki, "üniversite" yalın, yeknesak değil, karmaşık ve heterojen bir yapı.
Araştırmayı yapan bilim adamlarını kutluyorum, eksiklerine rağmen...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|