|
Gül'ün gezisi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dün İsrail'le Filistin'e gitti. Hem Türkiye hem Ortadoğu açısından önem taşıyor Gül'ün iki günlük ziyareti.
Ortadoğu'da tüm sorunların anası, hiç kuşkusuz, Filistin-İsrail sorunudur. Bu sorun, kalıcı ve hakça bir çözüme ulaştırılmadığı sürece Ortadoğu'da barış penceresi açılamaz.
Ayrıca buradaki çözümsüzlük, hiç göz ardı edilmesin, Türkiye'de de siyasal istikrarı olumsuz etkileyebiliyor.
Filistin-İsrail sorunu açısından 2005 yılına iyimser beklentilerle girildi. Yeni yılda barış sürecinin yeniden açılması çok yakın bir olasılık.
Neden öyle?
Satırbaşlarıyla:
(1) Yaser Arafat'ın sahneden çekilmesiyle birlikte Filistin'de yeni bir liderlik oluşuyor. 9 Ocak'ta başkanlık seçimleri yapılacak.
Şiddeti reddettiğini söyleyen ve İkinci İntifada'ya karşı çıkan Mahmut Abbas'ın seçilmesi kesin gibi. Arafat sonrasında ılımlı bir liderin Filistin hareketinin başına geçmesi, barış açısından umut verici bir gelişme...
(2) Bir başka yeni başlangıç İsrail'de yaşanıyor. Şimon Peres'le birlikte İşçi Partisi hükümete giriyor.
Böylece Başbakan Şaron'un eli, Gazze'den çekilme planı konusunda kendisine isyan etmiş olan partisinde, Likud'da güçlenmiş oluyor.
Bu da umut verici bir gelişme.
(3) İşgal altındaki Gazze Şeridi'nden tümüyle, Batı Şeria'nın kuzeyindeki bazı yerlerden de çekilmeyi tek taraflı öngören bu planın varlığı da İsrail'de barış açısından yeni bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Ariel Şaron'un, Fransa'yı Cezayir'den çeken De Gaulle gibi tarihe geçmek istediğini söyleyen bazı odaklar, İsrail'de yeni yıla ihtiyatlı ama iyimser girmiş durumdalar.
(4) Uluslararası topluluk da yukarıda özetlemeye çalıştığım üç noktayı göz önünde tutarak 2005 yılını bir fırsat penceresi olarak görme eğiliminde.
Bu çerçevede, Başkan Bush'un ikinci dört yılında, Avrupa'yla birlikte, Filistin-İsrail sorununda barış için bastırmasına da yakın ihtimal olarak bakılıyor.
Kısacası:
Yeni bir pencere açılmış durumda.
Bir başka deyişle, barış açısından Filistin'le İsrail'in kapısını tarihi bir fırsatın çaldığı söylenebilir. Dışişleri Bakanı Gül'ün ziyareti bu bağlamda iyi bir zamanlama içinde gerçekleşiyor.
Türkiye, bu tarihi fırsatın iyi değerlendirilmesi için elinden gelen katkıyı yapmaya hazır. Gül'ün ziyareti bu açıdan önem taşıyor.
Türkiye'nin gerek İsrail'le gerek Filistin'le ilişkilerini geliştirmesinde hiç kuşkusuz yarar var.
Ayrıca, Türkiye'nin bu ilişkilerini geliştirmesi, Ortadoğu'da istikrara daha çok katkıda bulunması, Avrupa Birliği cephesinde de manevra alanını genişletecek, ağırlığını ve saygınlığını hiç kuşkusuz artıracaktır.
Bu da unutulmasın.
2005 yılı, dileriz, Ortadoğu'da istikrar ve barış adına altın bir yıl olur.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|