|
 |
|
|
Tünel Pasajı'nda değişik renkler
Tünel'deki Akbabalı ve Ka-Ve'de lezzetli yemekler üzerine bir de müzik ziyafeti çekiyorlar. Sazdan caza farklı bir dünya...
İstanbul'un en güzel binalarından biri Tünel Geçidi İşhanı'dır. Aker ailesinin mülkü olan bu işhanının alt katında Orhan Aker'in eşi bir sanat galerisi açmıştı. Pasajın orta yerinde entelektüel antikacı Mustafa Kayabek'in dükkanı vardı. Kitaba, tarihe meraklı bu İstanbul efendisi dostumdu. Etraftaki dükkanlar dökülür ama ben Mustafa Kayabek için sık sık pasaja giderdim. Ayşegül Nadir furyasında Mustafa Kayabek'i de üzdüler. Dükkanını kapadı. Orhan Aker'in eşi de galeriyi kapatıp Belçika'ya göçünce pasaj berduşlar yatağı oldu. İşte o sırada Ka-Ve'nin sahibi Hacer Gündoğdu, bu pasajı değerlendirme arayışına girdi. Boş duran dükkanlardan birini kiraladı, Doğu Berlin'den satın aldığı bir kitabevini olduğu gibi buraya taşıdı. Karşısındaki antikacı dükkanını kahveye dönüştürdü. Pasaj o eski harabelikten, terk edilmişlikten kurtuldu. Tarihi yapısıyla sempatik bir hale geldi.
Pasaja giriş serbest. Bir boş vaktinizde bir kapısından girip öbür kapısından çıkınız... Yemyeşil bir bahçeye dönüşen pasaja hayran olunuz... Geliniz görünüz ki, bizim ülkede taş üstüne taş koyanlar kıskanılır... Harabe halindeyken kimsenin yüzüne bakamadığı pasajı Hacer Gündoğdu canlandırınca, "ayranı kabaranlar", kiraladığı dükkanlardan çıkarmak, pasajı işgal etmek için onunla uğraşmaya başladı.
Meyhane adını duvarlarını süsleyen Akbaba dergilerinden alıyor
Pasajda bir dükkanda Hacer Gündoğdu kitap ve antika eserler satıyor. Karşı sırada kahve ve lokanta olarak değerlendirilen dükkanlar var. Yaz-kış, dükkanların önündeki masalarda çay-kahve içme ve bir şeyler yeme imkanı var. Boş bir dükkanı da kiralayarak pastaneye dönüştürmüşlerdi. Şimdi o pastane Akbabalı Meyhane olmuş. Akbabalı Meyhane'nin ismi, duvarları süsleyen eski Akbaba mizah dergilerinden geliyor.
Geçen hafta Tünel'deki kitabevlerinden kitap aldık. Sonra mimar Tuncer Çakmaklı'nın Galipdede Sokak'taki resim ve heykel galerisini gezdik. Dinlenmek için Tünel Geçidi'ndeki Ka-Ve'ye oturduk... Melih Aşık dostumuz da pasajdan geçiyormuş. Masamıza ilişti. Sohbet uzadı. Akbabalı Meyhane'ye giderek bir şeyler yiyelim dedik. Melih Aşık uyardı, "Ben alkol almıyorum... Sadece bir şeyler yerim" dedi...
Akbabalı Meyhane küçücük bir pasaj dükkanı. Hanım hanıma gelenler de var. Hanım erkek gelenler de var. Erkek erkeğe gelenler de var... Mutfağı Ermeni asıllı bayan Sona Edirneli yönetiyormuş. Sona hanımın mezeleri pek nefis. Fiyatlar da benzeri lokantalara göre makul ölçüde. Tüm soğuk mezeler 4 YTL. Patlıcan salatası, Akbaba'nın salatası, humus, tarama, fava, yahni, Ermeni topiği, midyeli lahana dolması, otlu mezeler Akbabalı Meyhane'nin özel mezeleri. Ara sıcak olarak ciğer sote, asma yaprağında pastırma, gül böreği, ana yemek olarak İmroz köftesi ve çoban kavurma Sona hanımın özel yemekleri.
Ara sıcaklar da ana yemekler de pek lezzetli. Kahveler ise Ka-Ve'den...
Mezeler de, ara sıcaklar da, ana yemekler de pek lezzetli. Servis sorumluları Kadir Çamurdan, Mehmet Akçan ve Ahmet Koç müşterileri memnun etmek için çırpınıyor. Akbabalı Meyhane'de canlı müzik de var. Rahim Çakmak ut ile, Umut Üçen keman ile mikrofonsuz, hoparlörsüz, doğal alaturka müzik yapıyor.
Bütün bunlardan sonra kişi başına 40 YTL'yi aşmayan bir hesap ödeniyor. Pasajda Akbabalı Meyhane'nin bulunduğu dükkanın karşısındaki dükkan, Ka-Ve'nin lokanta bölümü. Bu bölüm Turizm Bakanlığı ruhsatlı çok güzel bir lokanta. Alt katında modern bir mutfağı var. Üst katta salonun bir bölümünde kuyruklu bir piyano duruyor. Haftanın belli günleri Emin Fındıkoğlu bu piyanoda caz yapıyor, Feyza'ya eşlik ediyormuş.
Akbabalı Meyhane'den sonra Melih Aşık ile kahvemizi içmek için Ka-Ve'nin lokanta bölümüne geçtik. O gece piyanoda Ercüment Orkut, çelloda Mine Erol'a eşlik ediyordu. Ravel'in "Paravane pour une infante défunte"ünü seslendirdiler. Sonra arkadaşları Özge Selar flüt ile onlara katıldı. Bize yemek üzerine müzik ziyafeti çektiler. Yücel Sayman "Bu pasajda Hacer Gündoğdu, sazdan caza İstanbullulara farklı bir dünya yaşatıyor" dedi. Yolunuz düşer ise siz de Tünel Pasajı'na uğrayın. Günün her saatinde başka bir rengi var.
|
|
|

|