Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
12 Eylül öncesini ekrana taşıyan dizinin yönetmeni Çağan Irmak:
Arı kovanına çomak sokmak istedim!

"Çemberimde Gül Oya"nın yönetmeni Irmak, "unutulmak istenen" bir dönemi gündeme getirerek, "Türk insanı son 30 yılda neler kaybetti?" sorusunun peşine düşüyor

SOHBET ODASI - DERYA SAZAK

Fotoğraflar: ERCAN ARSLAN


DERYA SAZAK: Kanal D'de yayımlanan 'Çemberimde Gül Oya' dizisi, 12 Eylül öncesinde işkenceye uğramış, toplumsal idealler uğruna savrulmuş yaşamların öyküsü. Türkiye'de unutulmak istenen bir dönemi ekrana getirmeyi neden istediniz?
ÇAĞAN IRMAK: "Unutulmak istenen" sözü çok önemli. Dizinin çıkış noktası bu. Arı kovanına çomak sokmayı istedim. Bu bir provokatörlük değil. Bana bu diziyi yaptıran şey, 12 Eylül'ün bugünlere uzanan mirasıdır. Dizide daha çok 1975-79 arasını anlatmaya çalışıyoruz. İlk miting sahnesi çatıdan atılan bir kurşunla başlar. O sahne kanlı 1 Mayıs'a göndermeydi. Yaşanmış olayların gerçek karşılıkları bu filmde var.

At gözlüğünü atalım
Çocukluk anılarınızda 12 Eylül'den izler var mı? 1980 sonrası kuşak, depolitizasyon döneminde büyüdü, 1968'lerin 'devrimci' gençliği filmi fazla romantik buluyor. Yeniler dizide ne buluyor?
Ç.I.: 30 yılda insan ilişkilerinde, dünyaya ve Türkiye'ye bakışta neler değişti, komşuluktan aşka neleri kaybettik? Neleri kazanmak isteyip kazanamadık? Dizi bugün de geçerli olan soruların peşinde.

Dizideki Mehmet, şiddet sarmalıyla idealleri arasında bunalan, daha iyi gelecek mücadelesi verirken tutuklanıp işkence gören bir genç. Mehmet'i canlandıran genç bir aktör olarak, 12 Eylül öncesine bir film setinde dönüş sizi nasıl etkiliyor?

MEHMET ALİ NUROĞLU: Çemberimde Gül Oya, gönül bağım olan bir öykü. Geçen gün eylem sahnesinde devrimci Halil'i oynayan arkadaşım bana "Hissediyor musun?" diye sordu. Evet, hissettiğimiz şuydu: Bu ülke için bir şeyler yapmak için hayatlarını feda etme yoluna giden binlerce insanın akrabalarıyız.
Ç.I.: Biz sol tandanslı bir şeyi anlatırken gerektiğinde solu eleştirmekten çekinmiyoruz. Artık bu at gözlüğünü atalım diye düşünüyorum. Çünkü sol her zaman dokunulmaz, eleştirilmez, yaptığı her şey doğru gözüyle bakılan bir kavram oldu.

1970'lerin devrimci gençliği de dizideki olaylara bakıp, "Biz bu değildik" diye eleştiriyor.
Ç.I.: Mutlaka olacaktır. Mesela ajan provokatör sahnesi çektik. Bunlar solun içinde yok muydu? 12 Eylül öncesini anlatırken siyasal yelpazenin neresinde yer alıyoruz bu görülüyor... Yine de kendimizi eleştirmekten korkmadık.
M.A.N.: Bu bir belgesel değil. Yönetmen bakış açısını, eleştirisini de katıyor.

Genç kuşakları Yurdanur-Mehmet aşkı da yakalamış olmalı, zorluklar karşısında sevgiyle bağlanan iki insan.
ÖZGE ÖZBERK (Yurdanur): Sonuçta bu kız bir üniversite öğrencisi;, bilinçli, ailesine başkaldırıyor çünkü kendi bildiği doğrulardan gitmek istiyor. Başka bir ortamda buldu kendini, sonuçta bir burjuva kızı ve yoksul bir hayata girdi.

'Semra'nım' endişesi...

Romantizmle örtülmeyen, işkence gibi sahneler nasıl etkiledi seyirciyi?
ÇAĞAN IRMAK: Mehmet, "Bir insan bir insana bunu nasıl yapabilir" sorusuyla işkencenin insanlık suçu olduğunu ekranda hissettirdi.

Onca eziyete nasıl katlanıldı?
MEHMET ALİ NUROĞLU.: Buna diziden bir replikle cevap vereyim: Türkiye'yi seviyorlardı. Daha güzel bir dünya için acı çektiler.

Senaryonun sonu belli mi? Yoksa moda deyimle ucu açık mı?
Ç.I.: Yok, hayır. Dizinin finali var.

Dizideki romantizm, şiddeti gereğinden fazla mı kapatıyor?
Ç.I.: TV'de şiddet vardır ama bu toplumu etkiliyor mu diye tartışılıyor. Evet kardeşim, etkiliyor. İsim vermiyorum ama bazı diziler etkiliyor. Her şey reyting, para olmamalıdır. Ekranın da bir ahlakı olmalı.

Dizide estetik kaygısının öne çıktığı sahneler de var.
Ç.I.: Seyirciyi yakalamak için bazı şeylerin peşine düştük elbette. Yurdanur niye bu kadar güzel, Mehmet niye yakışıklı?.. Ciddi anlamda popüler kültürün peşinden koşuyoruz... Şu anda bize çok tatlı geliyor ama acısı sonra çıkacak. Hakikaten birinin bizi tokatlaması gerekiyor. n Eleştiriniz, reyting çılgınlığına mı?
Ç.I.: Hakikaten bana şu utanç veriyor: Yüzde 85 izlenme oranıyla deli bir kadının (Semra'nım) peşinden giden bir toplum beni ürkütüyor. Galiba ufak ufak bu ülkeye ihanet etmeye başladık.
M.A.N.:Aklı başında insanlar para için halkın günahına giriyorlar.

'Prime time' ve işkence...

Ç.I.: 12 Eylül öncesinde yaşananlar bir toplumsal cinnet haliydi. Deniyor ki, o dönemin gerçeklerini dizideki romantizm gölgeliyor mu? Bu çok haksız bir eleştiri. Bu ülkede üç beş yıl öncesine kadar "Ben solcuyum" diyen adama düşman gözüyle bakılıyordu. Böyle bir toplumuz biz. Hatırlamak istemiyor insanlar... 12 Eylül öncesini hatırlatmak, işkence vardı diyebilmek. Bunu Türkiye'nin en çok izlenen bir kanalında prime time kuşağında söyleyebilmek her babayiğidin harcı değildir.

Yine de geleceğe iyimser bir bakış var.
Ç.I.: Yurdanur "Akan bir çatıdan bile müzik, senfoni yaratmak istiyorum" dediği noktada mutluluğu yakalıyor.

12 Eylül öncesinin ülkücü gençliğinden tepki geliyor mu?
Ç.I.: Enteresandır, bana kimse bunu sormadı. 18 bölümdür tek bir sağ ya da sol lafı geçmedi dizide.
KENAN BAL: (Yurdanur'un babası, Dinçer Bey): O dönemi yaşamış arkadaşlarım var, atmosferi çok başarılı buluyorlar. Bana göre dizi çok gerçekçi. İlk bölümü ağlayarak seyrettim. Yenilere masal gibi geliyor.

'Ağır' darbenin mağdurlarıyız

12 Eylül darbesi çok şeyi değiştirdi.
M. A. N: Türkiye'nin ruhsal hayatına ve fiziksel hayatına indirilmiş ağır bir darbe var. Biz de onun mağdurlarıyız. Burada kendi gençliğimi aklamak gibi tavra girecek değilim. Tamam, birtakım şeylerin bilinçli olarak yapılması engellendi, gençlik depolitize edildi ve sorumluluk almaları engellendi. Ama yine de sırası gelince bizlerin geçmişe dönüp bakmamızı, 12 Eylül'deki haksızlıkları sorgulamamızı engelleyen bir şey yok. Ve bunu da Çağan yaptı.

80 sonrası kuşağı diziyi seyrediyor

Unutturmayıp açmak, yakın tarihin sayfalarını... Yeni kuşaklara, idealleri uğruna yaşamış, acılar çekmiş, hayatından olmuş 1970'lerin gençliğini anlatmak...
Ç.I.: Dizi tam da bunu yapıyor. Uğraşımız karşılığını buldu. Gelen yorumlardan, seyirci kitlemizin o dönemi yaşamış olanlardan çok, 80 sonrası kuşağı olduğunu anlıyoruz. Benim istediğim buydu. Çok mutluyum.
Özge Özberk:İstanbul Üniversitesi'nde bir söyleşiye gittik, hepimiz çok heyecanlandık, acaba kaç kişi gelecek diye... İçeri girdik inanılmaz bir izdiham vardı. Soruların ardı arkası kesilmedi. Bu da filmin hedefini bulduğunu gösteriyor.

'Annemle babam sarılmış ağlıyordu'

Ç.I.: İstanbul Üniversitesi'nde söyleşiye gittiğimizde çok güzel bir şey söyledi çocuklardan biri: "Ben hayatımda ilk defa annemle babamı birbirine sarılmış gördüm. Eve geldiğimde dizinin 4. bölümüydü, annemle babam ağlıyorlardı. 'Ne oldu?' diye sordum. 'Çemberimde Gül Oya'yı seyrediyoruz' dediler. Ben de o zaman izlemeye başladım."
Ö.Ö.: Yolda bir teyze çevirdi, gözleri yaşarmış bir şekilde, "Kızım, bize o yasak aşkı tekrar yaşattığınız için çok teşekkür ederim" dedi.

Kredi kartçıları setten kovdum

O çatışma ortamında bile insanları birbirine bağlayan sevgi ve hoşgörü var, gösterişsiz ama dolu dolu bir yaşam.
Ç.I.: Geçen gün sete gelen kredi kartçıları kovdum. Settekilerle konuşmuşlar topluca kart çıkarmaya gelmişler. Gidin kardeşim dedim. Bu tüketimi bize niye pompalıyorsunuz! Hasan'ı bir sahnede özellikle çektim, kredi kartını kameranın tam ortasına uzatıyordu, o kart bizim mahremiyetimize giren bir şeydi.

Yeşilçam'a selam sahneleri de var. Şarkıcı aşkına kavuşamayan veremli delikanlı tipi...
IRMAK: Eh, biraz nefes aldırıyoruz o sahnelerde seyirciye...

O günlerin yaralarını taşıyanlar aramızda

Filmdeki rolünüz gençlik liderlerinden hangisine benziyor? Örneğin yürüyüş sahnesinde...
M.A.N.: O sahneyi 200 kişilik bir oyuncu kadrosuyla çektik, gerçek bir eylem gibi. Dizideki Mehmet, 1970'lerin öğrenci liderlerinden birisi değil. İnandığı ilkeler doğrultusunda sorumluluktan çekinmeyen bir insan. 12 Eylül öncesinde acı çeken, ruhunda, vücudunda bunların izlerini taşıyan insanlar bugün de aramızda. Mehmet, binlerce isimsiz kahramandan biri.
Ç.I.: Zaten 78'de öne çıkan tek bir isim pek yok.

Bir dönemin hikâyesi

Kanal D'de yayımlanan "Çemberimde Gül Oya" dizisi, 12 Eylül öncesinde, çatışmalara karışan, işkence gören solcu bir genci (Mehmet) ve bir burjuva ailenin kızıyla (Yurdanur) evliliğini anlatıyor. Çağan Irmak'ın (ortada) yönettiği dizide başrolleri Mehmet Ali Nuroğlu (en sağda) ve Özge Özberk paylaşıyor.




SİYASET
Arı kovanına çomak sokmak istedim!
'Sarıgül tahrip kalıbı'
CHP, kadro partisi olacak
'Özkök'ü örnek alıyoruz'
CHP sadece devleti koruyor
Erdoğan'a komşudan övgü var
Başbakan: CHP'liler birbirine düştü
Baykal: Erdoğan'ın zihni almaz
Yokuş'a, 'sapık profesör' davası
Eski DEP'lilerin tanıtım turu
Güreş ağası






Taha AKYOL
Avrupa'da İslam tartışması
KEMAL Derviş Fransız Le Figaro'da çıkan yazıs...
Hasan CEMAL
Umuda yolculuk
Arap dünyasının ilk demokratik seçiminde sürp...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2004 Milliyet