Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 10 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İş bitmedi Babacan gitmemeli

Çeyrek yüzyıllık gazetecilik yaşamımda en iyi öğrendiğim şeylerden biri şudur: Birisi hakkında, hele yönetimdeki biri hakkında olumlu bir şey yazdığınız anda buna karşı tepki veren çok olur. Tepki gösterenlerin bir bölümü, o kişinin ne kadar kötü biri olduğunu anlatır ve sizi ahbap çavuş ilişkisi içine girmekle suçlar. Kimileri, bununla yetinmeyip, mutlaka bir çıkarım bulunduğu için o kişiden olumlu söz ettiğinizi belirtir. Daha da ileri gidip sizin o yazıyı patronun çıkarlarını hatta Amerika'nın ya da başka bir güç odağının çıkarlarını savunmak için yazdığınızı iddia edenler bile çıkar. Bu koşullarda bir bakan ya da bürokrat hakkında olumlu bir şey yazmak cesaret ister. Daha önce bir dönemde TC Merkez Bankası Başkanı olan Rüşdü Saracoğlu için ve 2001 krizi sonrasında bakanlık üstlenen Kemal Derviş için bu cesareti göstermiş ve ağzımın payını almıştım.

Ali Babacan vakası
Şimdi geldiğimiz noktada da bir kez daha bu cesareti gösterip Ali Babacan bir süre daha ekonominin yönetiminde kalmalı diyorum. Hatta daha ileri gidip, göreve geldiği günden bu yana kendini çok geliştirmiş görünen Babacan'ın şimdiki görevinden alınması halinde bunun ekonomi için içerde ve dışarda olumsuz sonuçlar yaratabileceğini iddia ediyorum. Ayrıca şimdiki görevine yeni ısınan Babacan'ın Avrupa Birliği (AB) ile başlaması gündemde olan tam üyelik müzakerelerinde başmüzakereci olarak başarılı olabileceğini de sanmıyorum ve bu seçimin yanlış olacağını düşünüyorum.
Bunları yazarken hemen belirteyim ki Sayın Babacan ile hiç bir yakınlığım yok, aylardır telefonda bile görüşmedim. Onun icraatını dışardan izleyen biri olarak ve kendisiyle birlikte olan gazeteci arkadaşlardan edindiğim izlenime dayanarak yazıyorum bunları. İlk göreve başladığı dönemde kendisini bakan olarak deneyimsiz ve "hafif siklet" bulduğumu da yazmış olduğum için de belki bugün daha rahatlıkla onun görevde kalmasını savunabiliyorum.

Ekonomide iş bitmedi
Babacan'ın bugünkü görevinde kalmasının gerekli olduğunu savunurken dayandığım gerekçelerin başlıcaları şunlar:
  • Babacan ikibuçuk yıl içinde, Türkiye ekonomisinin krizden düzlüğe çıkmasını sağlayan programın ruhunu anlayarak bu programa sahip çıkan biri haline geldi. Programın bundan sonra da başarıyla uygulanması açısından bu sahiplik olayı çok önemli ve AKP'de bunu Babacan'dan iyi yapacak biri yok bence.
  • Popülist baskılara karşı direnerek mali disiplini koruyan ve programın uygulanmasını sağlayan Babacan'ın yerini alacak kişi bunu başaramayabilir.
  • Babacan'ın Merkez Bankası ile sağladığı uyumu yerini alan kişi sağlayamayabilir.
  • Babacan IMF destekli programa sahip çıkan tavrıyla dış dünyada güven yarattı ve deneyim kazandı. Şimdi en kritik yılda bu deneyimi kazanmamış birinin onun yerini alması hiç de iyi olmayabilir.

  • Bu son nokta çok önemli çünkü AB üyesi olma yoluna girerek dünyada ilgi odağı haline gelen Türkiye, yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, hâlâ ekonomisi özgür olmayan ülkeler arasında sayılıyor. Uzun lafın kısası iş bitmiş değil, modern bir ekonomiye kavuşma sürecinin henüz başındayız. Bu yolda yürüme deneyimini kazanmaya başlayan Babacan'ı bu noktada farklı bir göreve kaydırmak hiç de parlak bir fikir değil bence.




    Ekonomik özgürlükte Türkiye sınıfta kaldı
    Heritage Foundation ile Wall Street Journal gazetesinin 11 yıldır yayınlamakta olduğu Ekonomik Özgürlük Endeksi'nin 2005 yılı sıralamasında Türkiye ancak 113. sırada yer alabildi. AB üyesi olma hevesindeki Türkiye'nin bu endeksteki yerinin nedenlerini iyice düşünmesi gerekiyor.

    İnsanlık öldü mü?
    Güney Asya'da 150 binden fazla insanın ölümüne yol açan ve milyonlarca insanı aç, susuz, evsiz, barksız bırakan tsunami felaketinin bir sonucu da insanlığın bugünkü durumunu sergilemesi oldu. Dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca insan, küresel bir dayanışma örneği göstererek felakete uğrayan insanlara yardım elini uzattı. Öte yandan felaket bölgesinde olup da tatilini sürdürmek isteyenlere, ya da korkunç felaket sonrasında tatil yapmak ve eğlenmek için o bölgeye gidenlere de rastlandı. Bu karışık tabloya bakarak "insanlık öldü mü?" sorusunu yanıtlamak kolay değildi.
    Asıl düşündürücü olan ise dünyanın önde gelen devletlerinin sergilediği tavırdı. Geçen yıl ABD'deki başkanlık seçimi öncesinde, 117 kişinin hayatına malolan bir kasırga felaketi yaşayan Florida'ya derhal 13 milyar dolarlık bir fon ayırarak yardım elini uzatan Başkan Bush, önce ABD'nin bölgeye 35 milyon dolarlık bir yardım göndermesini emretti. Daha sonra yaşanan felaketin boyutları anlaşılınca Başkan Bush'un cömertliği(!) tuttu ve sağlanacak yardımı 350 milyon dolara yükseltti. Bu rakam ABD'nin yıllık askeri harcamalarının binde 1'inden azdı.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Avrupa'da İslam tartışması
    KEMAL Derviş Fransız Le Figaro'da çıkan yazıs...
    Çetin ALTAN
    Abazan müdür
    UZUN yıllar doğu ilçelerinde dolaştıktan sonr...
    Hasan CEMAL
    Umuda yolculuk
    Arap dünyasının ilk demokratik seçiminde sürp...
    Yasemin CONGAR
    Abbas mı, Şaron mu, Bush mu?
    Soruyu böyle sormak, Ortadoğu'nun kaderini bu...
    Faik ÖZTRAK
    Büyümeyi sürdürmenin zorluğu
    Geçtiğimiz yılın kasım ayı sonunda bir yıllık...
    Hasan PULUR
    Hastalık, teşekkür ve hayal...
    BEHÇET Necatigil der ki:
    Ece TEMELKURAN
    Neler oluyor?
    Hürriyet Pazar eki, röportajı doğal olarak ko...
    Yaman TÖRÜNER
    Finansal Hizmetler Yasası
    Finansal Hizmetler Kanunu Tasarısı, Bankacılı...
    Osman ULAGAY
    İş bitmedi Babacan gitmemeli
    Çeyrek yüzyıllık gazetecilik yaşamımda en iyi...
    Güngör URAS
    SEKA 27 Ocak'ta kapatılıyor
    SEKA Türk halkına kâğıt yapan, daha da önemli...
    Serpil YILMAZ
    İsrail ile enerjik bir dönem!
    Botaş'ın (Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ) ...

    © 2004 Milliyet