|
 |
|
|
Rektör mü seçiyoruz Belediye başkanı mı?
Satır Arası / Deniz Sipahi
İstanbul Üniversitesi'ne rektör mü seçiliyor, yoksa belediye başkanı mı belli değil.
Sadece İstanbul'da mı, Türkiye'nin tüm üniversitelerinde, İzmir'de, Ege'de benzer olaylar yaşamıyor muyuz?
Hatırlıyorum iki yıl önce Balıkesir Üniversitesi'nde yapılacak rektör seçimleri öncesinde adaylığını açıklayan Prof. Dr. Sabri Savaş, siyasileri aratmayacak vaatlerde bulunmuştu.
Öğretim üyelerine bir yazlık, bir kışlık ev sahibi yapacağını söylemişti.
Güler misiniz, ağlar mısınız...
Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi seçimleri öncesinde de kamuoyuna yansıyan iddiaları hep birlikte okuduk. Kimileri mevcut rektörleri kadrolaşmakla suçladılar, kimileri adam kayırmakla...
Demokratik gibi gözüken seçimler yapılıyor; YÖK üç ismi Cumhurbaşkanı'na sunuyor, Cumhurbaşkanı bu üç isimden birini tercih ediyor.
Bazen seçimlerde daha az oy alan rektör olabiliyor.
Peki nerede seçim, nerede demokrasi?
Ben bu seçim yarışının üniversiteye zarar verdiğini düşünüyorum ve mütevelli heyeti modelinin mutlaka Türkiye'de uygulanması gerektiğini düşünüyorum.
Yani rektör, profesyonel biri olmalı.
Öğretim görevlileri sadece akademik gelecekle uğraşmalı; bürokratik ve parasal işlemlerle ilgili tasarruflar profesyonel kadroların işi olmalı.
Cumartesi günü Taha Akyol da, benzer satırlar yazmış.
"Seçim kazanmak için akademik mantığa aykırı vaatler ve yandaşlık tutkuları meseleyi büsbütün içinden çıkılmaz hale getiriyor. Seçim mekanizması ister istemez ideoloji ve yandaşlık gayretini teşvik ediyor, akademik değerlerin üstünlüğünü yeterince sağlamıyor. Genelde YÖK sistemimizi gözden geçirmek gerekiyor: Daha az hiyerarşik, daha ademi merkeziyetçi bir sisteme ihtiyaç var.
Seçim popülizmi yerine akademik değerleri teşvik edecek mütevelli heyet veya nitelikli seçim gibi yeni sistemleri düşünmeliyiz. Üniversitede demokrasi demek, seçim demek değildir! Akademik özgürlük demektir, şeffaflık demektir, hesap sorulabilirlik demektir, akademik ayıklanma demektir..."
* * *
ABD üniversitelerinin akademik başarılarında yönetim modellerinin büyük payı bulunuyor.
Üniversiteler yapılarına göre mütevelli heyetlerine değişik isimler verir.
Çok kampuslu eyalet üniversite sistemlerinden bazılarında (State University of New York'ta olduğu gibi) Chancellor unvanlı bir yönetici, üniversite sistemini oluşturan tüm kampuslardan sorumludur. Ayrıca münferit her kampusta da bir başkan vardır.
Tek kampuslu üniversitelerde icraat işte bu kişidedir. Üniversite başkanları mütevelli heyet tarafından atanır.
ABD'de üniversite başkanı ya da rektörü, üniversitenin sürekli gelişimini ve değişen koşullara uyumunu sağlayacak, üniversitede verimli ve etkin bilimsel çalışma ve öğretimin sürmesini gözetecek, üniversiteye mali kaynaklar yaratacak, iş çevreleri ve toplumun diğer kesimleri ile ilişkileri, üniversiteyi en iyi şekilde temsil ederek geliştirecek, kısaca çok yönlü, saygın, lider vasıflarına sahip bir kişidir.
Rektör, mütevelli heyete karşı sorumludur ve bu kurulun belirlediği esaslar, prensipler ve bütçeler doğrultusunda üniversiteyi yönetir.
Bizde niye böyle olmasın?
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|