|
Baykal: Kımıl zararlısıyla uğraşıyoruz
CHP lideri Deniz Baykal, kurultaya gidiş nedenini izah ederken, "Kımıl zararlısıyla başka türlü mücadele olmaz" diyor.
Baykal, Türkiye'de yolsuzluğun her alanı sardığını, tarladaki kımıl zararlısına benzediğini vurgulayarak şu yorumu yapıyor:
"Tarımda kımıl zararlısıyla tarla ölçüsünde mücadele edilmez. Havadan ve topyekûn mücadele edilir. Başka türlü bu zararlının kökü kazınmaz. Türkiye'de de yolsuzlukla mücadele böyle yürütülmelidir. Kımıl zararlısına karşı yürütüldüğü gibi topyekûn bir mücadele olmalıdır. Eğer Türkiye'de yolsuzluk CHP'nin kurullarına kadar girmeye cesaret edebiliyorsa, hiç olmaz dediğimiz kurumlarda yolsuzluklar ortaya çıkıyorsa, artık mücadelenin bu şekilde yapılmasından başka çare kalmamıştır."
Baykal, dünkü görüşmemizde, Türkiye'de yolsuzluklara karşı bir kanıksama, bir geçiştirme havasının hâkim olduğunu belirtti. Tepkilerde yetersizlik, adamsendecilik söz konusu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Yolsuzluğa karşı tavır çok önemlidir. Türkiye'de şöyle bir tavır gelişiyor: Yolsuzluk söz konusu olduğu zaman önce örtbas ediliyor. Kapatılmaya çalışılıyor. Eğer kuruma bulaşıyorsa, üstü kapatılıyor. Böyle mücadele olmaz. Sadece Türkiye'de değil, gelişmiş ülkelerde de hukukun üstünlüğünü yerleştirememiş ülkelerde de yolsuzluk hızla yayılıyor. Ama tepkiler farklı oluyor. ABD'de Enron olayını anımsayalım. Kimse beklemiyordu, ama ortaya çıktı. Daha yakın zamanda Amstrong isimli bir gazetecinin 240 bin dolar karşılığında Bush lehine yazılar yazdığı anlaşıldı. Keza itimat edilen bir yorumcu şimdi cezaevinde. Türkiye artık rüşvetle, yolsuzlukla, kayırmayla iş yapılan, hele siyaset yapılan bir ülke olmaktan çıkarılmalıdır. Topyekûn ve sistematik bir mücadele yapmak gerekiyor. Çünkü yolsuzluk sistematik hale gelmiş durumda."
'Parça başı mücadele olmaz'
Baykal, Türkiye'de yolsuzlukların denk geldiğinde ortaya çıktığını ve parça başı mücadele edildiğini söyleyerek, bu yöntemin yanlışlığını vurguluyor.
"Artık" diyor, "Rüşvet, CHP gibi bir partinin üst düzeyine bile bulaşmakta sakınca görmüyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Buna izin verilirse girdiği her kurumu yiyip bitirdiği gibi bu virüs CHP'yi de çürütür. Kurultay çağrım, bu gerçeği göstermek ve gerekli mücadeleyi topyekûn başlatmak içindir."
Derviş-Livaneli-Sarıgül
CHP lideri, kurultay sonrasında partinin bölüneceği iddialarını gerçekçi bulmuyor. "Bugün" diyor, "Muhalefet diye ortaya çıkanların bir sosyal ve siyasal tabanı yoktur. Sarıgül olayını bahane ederek ortaya çıkanların ise dikkatli olmaları gerekir. Sarıgül'ün arkasında duranların veya onun uzantısı haline gelenlerin aynı noktaya, aynı çizgiye düşeceklerini unutmamaları gerekir."
Baykal, Kemal Derviş ve Zülfü Livaneli'yle ilgili sorumuzu yanıtlarken, isimler üzerinde durmadan, şöyle konuşuyor:
"Önce partiye, parti çalışmalarına katkı vermek gerekir. Bu her partilinin görevidir. Sadece sorun bekleyip o anlarda ortaya çıkmak, CHP'lilerin prim verecekleri bir siyaset anlayışı değildir. Ortaya çıkmadan önce herkesin kendisine, 'Partime karşı görevimi yaptım mı?', 'Ne katkı sağladım ki ne istiyorum?' diye sorması gerekir."
Baykal, kurultayın bu tür sorunların ortaya dökülmesi, yolsuzlukla topyekûn mücadele gerekliliğinin görülmesi ve partinin kendini temizlemesi, kimin kim olduğunun anlaşılması için yararlı olacağını savunuyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|