|
Filistin'de seçim var (4)
RAMALLAH
Filistin'de Mahmud Abbas'ın başkanlık seçimlerini herhangi bir meşruiyet sorununa yol açmayacak şekilde kazandığı belli olmuş, gece vakti Ramallah'tan Kudüs'e dönüyoruz.
Denetim noktasında durduk.
Uzunca bir araç kuyruğu...
İsrailli askerler ellerinde silah, kimlik kontrolü yapıyorlar. Filistinlileri günlük yaşantılarında canından bezdiren, "Koca bir açıkhava hapishanesinde yaşıyoruz, dünyanın haberi yok!" dedirten ve özellikle son dört yıldır devam eden uygulama...
Filistinli şoför kulağıma eğiliyor:
"Seçim bitti, barış olacak mı?"
Soran gözlerle bakıyor bana.
Aynı şofördü, daha bir gün önce "Taviz verirse Mahmud Abbas'ı öldürürüz" diyen... Bu kez, yani "Barış olacak mı?" derken, sanki daha sahici bir Filistinli var karşımda. Bu kez daha yüreğinden konuşuyor.
İnşallah diye yanıtlıyorum.
Barış olacak mı derken, askeri kontrol noktalarındaki bu rezillik bitecek mi demek istiyordu Filistinli şoförümüz. Hayatımız normalleşecek mi demek istiyordu. Aşımızla işimizle, karnımız tok, sırtımız pek, adam gibi yaşayabilecek miyiz demek istiyordu. Silahlar nihayet susacak mı, çoluğumuzla çocuğumuzla güvenlik içinde hayatımızı sürdürebilecek miyiz demek istiyordu.
Haklıydı.
Özellikle son dört yıldır İsrail işgali ve kuşatması altında cehennemi yaşıyordu. Seçim olmuş, Yaser Arafat'ın halefi olarak başkanlık koltuğuna Mahmud Abbas oturuyordu. O da öğrenmek istiyordu, bizim hayatımız değişecek mi diye...
Bu satırları Ramallah'ta yazıyorum. Pronto diye bir kahvede, gaz sobasının hemen yanındaki küçük masada. Teypten İtalyanca şarkılar çalıyor, eski, nostaljik parçalar... Karşımdaki masada iki Filistinli genç kız, nargilelerini fokurdatarak sohbet ediyor.
Barış olacak mı?
Ekmek, aş, iş, reform, demokrasi... Her şey barışa bağlı. Olacak mı? Bu soruyu dün sabah Tel Aviv'de Başbakan Şaron'un siyasal danışmanlarından ve yakın çevresinden, eski Washington Büyükelçisi Zalman Şoval'a sorduk.
Filistinlilerin söylediğinin tam tersini söyledi. "Top, Mahmud Abbas'ta!" dedi. Geçen kasım ayında kendisiyle görüştüğüm zaman Arafatizm'in Arafat'sız devam etmesi ihtimalinin ağır bastığını söylemişti. Bu kez, seçimlerin yapıldığı böyle bir dönemde karamsar konuşmak istemediğini belirtti. Barış konusunda umutsuz olmadığını, ihtiyatlı bir iyimserlik beslediğini söyledikten sonra şöyle devam etti:
"Gerçek test için tek yol var: Mahmud Abbas'ın şiddeti kontrol etmek için etkili adımlar atması..."
"Ne demek etkili adımlar?"
"Kassam füzeleriyle havan topu atışlarının derhal durdurulması... Bunu yapabilirse, biz de hapistekilerden bırakırız. İkinci aşamada da Filistin saflarındaki farklı silahlı grupların tek bir komuta altında birleştirilmesi... Kimileri, bu ikisinin yüzde yüz gerçekleştirilmesini talep ediyor İsrail tarafında. Kimileri daha gevşek... Gerçek, ikisinin ortasında. Ama Mahmud Abbas eğer bu iki noktada etkili adımlar atabilirse, Amerika'nın desteği sağlanır ve değişik seviyelerde İsrail-Filistin görüşmeleri başlayabilir. Bunlar hem güvenliği hem ekonomiyi kapsar."
Zalman Şoval, büyük hayaller peşinde koşulmasına karşı. Bu açıdan, Şaron hükümetine ortak olmaya hazırlanan Şimon Peres'le İşçi Partisi'ne dikkat çekiyor. Bunların fazla iyimserlik pompalama ihtimalinden tedirgin. Böyle bir tutumun olmayacak beklentilere, sonra da düş kırıklıklarına zemin hazırlayabileceğini söylüyor.
Ne demek istediği açık.
Nihai çözüm için daha çok zamana ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Yani Başbakan Şaron'un tavrını dile getirmiş oluyor. Kudüs'ün statüsü, Filistinli göçmenlerin dönüş hakkı, toprak ve nihai sınırlar gibi dikenli sorunları bugün için ertelemek gerektiğini savunuyor. Bu sorunların kısa zamanda çözülemeyeceğini söylüyor. Bunun yerine Gazze'den çekilmenin gerçekleştirilmesine ve geçici sınırlar içinde bir Filistin devletine doğru yola çıkılmasına gerçekçilik adına sahip çıkıyor.
Filistinliler farklı düşünüyor tabii. Geçici değil, kalıcı çözümü savunuyorlar. 'Geçici çözüm'le aslında Şaron'un Batı Şeria'ya el koymak istediğini belirtiyorlar. Şaron'un Gazze'den tek taraflı çekilme planını Kudüs'ün statüsü gibi dikenli konuları ertelemek için ortaya attığına inanıyorlar.
Zalman Şoval'a bunları söyleyince özetle şu yanıtı veriyor:
"İlle de hepsini almak istiyorum diye bastırırsan, sonunda hiçbir şey alamayabilirsin. Tarih bunun örnekleriyle dolu..."
Şaron penceresi böyle bakıyor.
Zalman Şoval, temmuz ayında yapılacak Filistin parlamentosu seçimlerine kadar bir 'geçiş dönemi'nin açılmakta olduğunu sözlerine ekliyor. Bu dönemde Amerika'sından Avrupa'sına, Arap dünyasına kadar Filistin'e büyük ekonomik yardım yapmaya hazırlanıldığına, bunu riske etmek istemeyecek olan Filistin liderliğinin çok dikkatli gideceğine inanıyor.
Bu dönemde umudu elden bırakmak yanlış olur.
Filistin yazılarının beşincisi yarın.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|