Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Ocak 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Barış değirmeni su bekliyor

Filistin'de seçim var!(5)
KUDÜS

Filistinli taksi şoförü soruyor, Likud Partisi lideri ve Başbakan Şaron hakkında ne düşündüğümü. İşçi Partisi lideri Şimon Peres'i Şaron'a tercih edeceğimi söylüyorum.
Yüzünü ekşitiyor.
"Bak, bu bir şekel" diyor, İsrail parasını parmağında döndürerek, "Bu yüzü Şaron, öbür yüzü Peres... İkisi de Yahudi değil mi?.." Şaron'un çevresinden birine bunu aktarınca, şu karşılığı alıyorum:
"Yahudi bir taksi şoförüne sorsan, onun yanıtı da 'Bu Araplar adam olmaz, hiç değişmezler!' olur."
Bir duvar bu.
Filistin topraklarında, İsrail'de nereye gitsen bu duvarı görüyorsun.
Dört yıl önce bu kadar değildi.
2000 yılında, Clinton-Barak-Arafat arasındaki Camp David zirvesinin çöküşüne ve Şaron'un da provokasyonuyla İkinci İntifada'nın patlamasına kadar durum daha farklıydı. Hiç olmazsa İsrail solu, İşçi Partisi 'daha anlayış'la yaklaşıyordu Filistin sorununa...
Fakat Camp David'in çöküşünde Arafat'ın rolü, bir yanda Şaron'un başbakan olarak çok güçlü biçimde sahneye çıkışına yol açtı. Öbür yanda İsrail'in vicdanı diye nitelenen solun ve barış hareketinin de, yaşadığı büyük hayal kırıklığıyla, Filistin'e sırtını dönmesine ve Arafat'tan da nefret eder hale gelmesine neden oldu.
İki taraf arasında duvar böyle yükseldi.
Nitekim, Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinli bir aydın geçen gün şöyle yakınıyordu:
"Biz dört yıldır bir açıkhava hapishanesinde yaşıyoruz. Bu bir cehennem! Ama ne yazık ki Yahudilerin de vicdanını kaybettik, Camp David'in çöküşü ve İkinci İntifada'yla... Burada bizim anamız ağlıyor. Ama artık Yahudilerin umurunda değil. Çünkü çok büyük düş kırıklığı yaşadılar Arafat'ın Camp David'deki tavrı yüzünden..."
İşte böyle.
Bir türlü kırılamayan kısır döngü son dört yıl içinde daha beter kanla beslendi. Ama şimdi yeni bir 'umut yolculuğu'na çıkılıyor. Bu kısır döngü kırılabilir.
Bir umut doğuyor.
Mahmud Abbas seçildi. Filistin'de demokrasiye kapı açıldı. Şimon Peres İsrail'de hükümete katıldı. Başbakan Şaron bıçak sırtında ama İsrail parlamentosu Knesset'te ancak iki oyla farkla da olsa durumunu kurtardı. Kendi partisi Likud'daki isyanı, İşçi Partisi'nin desteğiyle bastırabilecek.
Amerika'sı, Avrupa'sı, Arap dünyası, hepsi birden Mahmud Abbas'a yardım elini uzatıyor. Ayrıca, Filistinlilerin aş ve iş durumunu bir ölçüde iyileştirmek için kesenin ağzını açmaya hazırlanıyorlar.
Yeni bir dönem bu.
Barışa bir kapı aralanıyor.
Bu yüzden büyük çoğunlukta, yakın gelecekle ilgili ihtiyatlı da olsa bir iyimserliğin hâkim olduğu görülüyor. Ya da bu aşamada hiç kimse oyun bozan olmak istemiyor.
Ama her iki tarafta da fanatikler, radikaller var. Bunlar bardağın dolu değil, her zamanki gibi boş tarafını da görüyorlar. Barış sözcüğünden hoşlanmıyorlar. Ya da bu fanatiklerin herkesten farklı bir barış tarifi var.
İsrail tarafındaki dinci fanatikler, bugün için Şaron'un Gazze'den çekilme planına karşı isyan bayrağı açmış durumdalar. Örneğin bazı din adamları, askerlere çağrı üstüne çağrı yapıyorlar, komutanların emirlerine uymamaları için... (*)
Filistin tarafında ise Hamas var, İslami Cihad var. Bunlar da Mahmud Abbas'ın güçlenmesini, silahlı güçleri denetim altına almasını, güvenlik güçlerini tek bir emir-komuta zincirine bağlamasını istemiyorlar. En önemlisi, silah bırakmaktan yana değiller.
Evet zor ama umutsuz değil.
Yeni dönemde, barış değirmeni su bekliyor. Bu su, yakın dönemde değirmene akıtılacak. Taşlar ağır ağır dönmeye başlayacak.
Başka çare yok.
Şöyle ya da böyle bir ateşkes yapılacak. Abbas içe dönük bazı adımlar atacak. İsrail karşı jest olarak bazı Filistinli mahpusları serbest bırakacak. Şaron'la Abbas tokalaşacak. Washington bastıracak. Avrupa'yla başta Mısır Arap dünyası devreye girecek.
Ama bu arada çata pata sınırlı da olsa devam edebilir. Ara sıra patlayacak bazı eylemlerin ille de barış için diyaloğu aksatması gerekmiyor. Şimdi başbakan yardımcısı olarak hükümete giren Şimon Peres, geçen kasım ayında bana şöyle demişti:
"Önce terör tümüyle dursun, ben ancak o zaman müzakere ederim! Bu yanlış bir yöntem... Böyle bir yolu seçmek, aslında Hamas'la İslami Cihad'a veto yetkisi vermek anlamına gelir. Ne diye onlara böyle bir yetki vereyim ki? Evet terör dursun. Ama tümüyle durmuyorsa, bir yandan müzakere, diğer yanda terörle mücadele devam edebilir."
Peres şimdi hükümette.
Bu esnek tutumuyla Şaron'u rahatlatabilir ve barış kapısının açılmasını kolaylaştırabilir.
Evet, barış değirmeni su bekliyor. Bu su, ağır ağır da olsa akmaya başlayacak. Bütün belirtiler öyle.
Filistin yazılarının sonuncusu yarın.
——————————————-
* Bu konuda, Thomas L. Friedman'ın 9 Ocak 05 tarihli New York Times'taki yazısına bakılabilir.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkler ve Ruslar
TÜRK Ticaret Merkezi'nin açılış töreni için M...
Çetin ALTAN
"Hastalıklar haram eder hayatı Yaşarken ölüm"...
Hasan Pulur, sağlık sorunları nedeniyle 5-10 ...
Melih AŞIK
Latife Hanım - 2
Latife Hanım'ın mektup ve günlüklerinin açıkl...
Fikret BİLA
Güvenlik zirvesi
Türkiye-Irak-ABD, Ankara'da güvenlik zirvesi ...
Hasan CEMAL
Barış değirmeni su bekliyor
Filistinli taksi şoförü soruyor, Likud Partis...
Güneri CIVAOĞLU
Ortak akıl
Çok partili dönemde, CHP'nin genel başkana il...
Abbas GÜÇLÜ
8 yıllık temel eğitim, AKP ve CHP
Sekiz yıllık temel eğitimin üzerinden uzun sü...
Nail GÜRELİ
'Medya'nın dayanılmaz cazibesi
Kimsenin ağzı torba değil ki, büzesin. Sonra ...
Sami KOHEN
Ortadoğu'da demokrasi deneyimi
FİLİSTİN seçimleri, Ortadoğu'da demokrasinin ...
Mehmet Y. YILMAZ
Milliyet okurları farklıdır, çünkü...
Oscar Wilde, "Ne zaman insanlar benimle aynı ...
Hasan PULUR
CHP de Baykal da bunu hak etmedi...
SORUYORLAR:
Meral TAMER
Hisarcıklıoğlu'ndan yabancı sermaye için 3 bakana sitem
Gazeteci olarak 25 yıldır izlediğim kurumlard...
Ece TEMELKURAN
İnsan avı sezonu
Zonguldak'ta on yedi yaşındaki M. K., on dört...
Osman ULAGAY
'İnsani gelişme' için atılım fırsatı
Türkiye, bilişim ve iletişim teknolojilerinin...
Güngör URAS
İthalatı coşturan yatırım değil üretim ve tüketim
Besim Üstünel Hocamız, "Döviz fabrikası kurma...
M. Ali BİRAND
Türkiye Rusya'da doğrusunu yapıyor
Başbakan'ın Rusya ziyareti, Türkiye'nin de dı...

© 2004 Milliyet