
|
|
|
 |
|
|
Egzost sesi bile özel geliştirilmiş
Nıssan Otomotiv Genel Müdür Yardımcısı İlkim Sancaktaroğlu, Nıssan'ın spor otomobili 350Z'nin egzost sesinin bile özel geliştirildiğini anlatıyor. Sancaktaroğlu, "Kullanıcı kitlesi genç işadamları, yöneticiler ve 'kendisini genç hissedenler'. 350Z safkan bir spor otomobili. Ben böyle bakıyorum" diyor
LEVENT KÖPRÜLÜ
Nissan Otomotiv Genel Müdür Yardımcısı İlkim Sancaktaroğlu, bu hafta Nissan'ın efsane olarak nitelenen ve Türkiye'de de satışa sunulan spor otomobili 350Z'i anlattı. Sancaktaroğlu, deneme sürüşüne çıktığında karşılaştığı şaşkınlıkları da paylaştı...
Sizinle Nissan'ın 350Z modelini konuşacağız. Ancak bu araca neden "efsane" nitelemesi yapıldığını anlatabilir misiniz?
Z, çok uzun yıllar önce, 1960'larda Amerika'da 'Gerçek Japon spor otomobili' olarak sunulmuştu. Ve orada yakalanan başarı, daha sonra bu aracı efsaneye dönüştürdü. Halen daha 240Z'ler, Amerikan pazarında klasik olarak nitelenen ve değer verilen bir araç. Tabii o dönemde 'Datsun' markasıyla üretiliyordu. Bu efsanenin 300ZX gibi devamı da var. Bir süre ara verildikten sonra, yaklaşık üç yıl önce bu efsanenin devamı lanse edildi ve 350Z ortaya çıktı. O kadar zor ve kıran kırana rekabetin yaşandığı bir sınıfta 'Yılın Otomobili' bile seçildi.
Tasarım açısından bakınca araç hakkında neler söyleyeceksiniz?
Amerika'da geliştirilmiş bir araç. Eski Z serisinin ününe yakışır bir araç olması için eksiksiz tasarlanıp geliştirilmiş. Nissan'ın yarış ekibiyle birlikte geliştirilmiş. Bu yüzden de performans konusunda iddialı. Amerika'da tasarlanıp, burası için geliştirilmişti. Ancak Avrupa, yol ve kullanım koşulları için yeniden geliştirildi. Çünkü Avrupa için daha dayanıklı araçlar üretilmesi lazım. Dolayısıyla İngiltere'deki Nissan merkezinde Avrupa uyarlamaları yapıldı. Benzin tankı büyüdü, değişik süspansiyon ayarları yapıldı. Dolayısıyla bizim tarafımızdan ithal edilmemiş, serbest ithalatçıların getirdiği araçlar Amerikan versiyonu. Bizim yol koşullarımıza ve performans gereklerimize uygun değil. Dolayısıyla hararet problemleri yaşanması mümkün.
Kullanıcı kitlesi açısından bir belirleme yaptınız mı? Yani hedef kitle...
Kullanıcı kitlesi olarak ben ikiye ayırıyorum. Bir tanesi genç işadamları ve yöneticiler. 35 yaşının ve belli bir gelir grubunun üzerinde... Çünkü gerçekten belli bir sürüş tecrübesine sahip kişilerin kullanması gerekiyor. İkinci grup ise 'kendisini genç hissedenler', yani iş hayatında belirli bir yere gelmiş, ancak iş hayatının koşturması içinde hobilerine zaman ayıramamış kişiler... Zaten Avrupa'da da böyle bir eğilim var. 50-55 yaşının üzerindekiler, bunu bir hobi aracı olarak alıp, haftasonlarında kullanacak. 350Z buna uygun. Zira safkan bir spor otomobili. Ben böyle bakıyorum.
Madem öyle, biraz da safkan yapan özelliklerinden bahsedelim...
Otomobil 3.5 litre, altı silindirli bir motora sahip. Arkadan itişli. Büyük bir sürüş zevki var. 280 beygir gücünde ve 363 Nm torka (motor çekiş gücü) sahip. 100 km/s hıza 5.9 saniyede ulaşıyor ve son hızı da 250 km/s. Altı ileri manuel vitesli olarak getirtiyoruz. Çünkü otomatik vitesliler Amerika için geliştirilmiş. Tamamen sürücünün etrafında tasarlanmış. İçine bindiğinizde tüm kumandalar size yakın. Sürücünün gözünü yoldan ayırmadan erişebilmesi için... Direksiyonu yukarı - aşağı ayarladığınızda, göstergeler de birlikte hareket ediyor. Brembo yarış tipi fren diskleri kullanılmış. Fren performansı inanılmaz. Müzik sistemi de harika. Bose marka. Bu arada bir ayrıntı: Aracın egzost sesinin çekici olabilmesi için, ses mühendisleri, aylarca uğraş vermişler.
Siz aracı kullanma şansı buldunuz mu?
Evet, Autoshow Fuarı'nın hemen ertesinde kullanma şansım oldu. Gerçekten de çok etkilendim. Yol tutuşu ve hızlanma performansından özellikle de... Zira motor, sizin tüm isteklerinize anında cevap veriyor ve en düşük devirlerde bile rahatlıkla toparlanıyor. Şehir içinde, düşük hızda altıncı vitese bile taktım. Bu arada şehir trafiğinde, özellikle de dururken ilk kez bir otomobilin fotoğrafının çekildiğine şahit oldum. Gerçekten aracın dururken fotoğraflarını çektiler. Çok şaşırdım ve etkilendim.
Yeni getirmeye başlamanıza karşın talep ne durumda? Araç sevildi mi?
Talep çok yüksek. Çok kişiye test sürüşleri yaptırdık. Gerek talepte bulunan, gerekse de bizim saptadığımız potansiyel müşterilere. Bizim amacımız, potansiyel kişilerin, aracın içine oturmaları. Çünkü oturup da satın almak istemeyeni görmedim! Tıpkı diğer Nissan modellerinde olduğu gibi... Belirli bir miktarı stokta tutuyoruz. Elimizdeki aracı almak isteyen olursa stoktan teslim ediyoruz. Ancak renk ve döşeme tercihleri farklı olursa, o zaman sipariş edip, yaklaşık iki ayda teslim ediyoruz. Fiyatıysa 78 bin euro ve vergiler.
Nissan olarak bu yılki hedefiniz ne olacak?
Nissan'ın pick up sınıfında yıllardır sahip olduğu bir liderliği var. Ama Nissan, uzun yıllar Pathfinder ile de arazi aracı sınıfında adından söz ettirdi. Yeni Pathfinder'ı, bu yıl mayıs ayı gibi Türkiye'de satmaya başlayacağız. 2004'te binek araçlarımızın tanıtımına yöneldik. Micra'yı, Almera'yı, Primera'yı... Micra, kendisine bir müşteri grubu yarattı. Bu yıl özellikle Micra'da aksesuarlara da gireceğiz. Nissan markalı araçlar için aktif tanıtımlar yapacağız. Müşterilerin bizzat Nissan araçlarının direksiyonuna geçmelerini sağlamak, onlara özelliklerini ve ayrıcalıklarını anlatmak ve alım kararı vermelerini sağlamak istiyorum. Ayrıca Pathfinder ile birlikte, Nissan'ın 4x4'deki geçmişini vurgulamak amacıyla, çeşitli aktiviteler düzenleyeceğiz. Çünkü Nissan'ın 4x4 geçmişi başarılarla dolu. Ayrıca efsane olan Patrol aracımızı da getireceğiz. XTrail'i yeniden vurgulayacağız.
Ayrıcalıklı olduğunuzu mu belirtmek istiyorsunuz?
Evet, ayrıcalıklarımızı vurgulamak istiyoruz. Çünkü Nissan farklı ve çok zeki bir marka...Zira müşteri geri dönüş oranımıza baktığınızda, yüzde 80'leri buluyor. Mesela eski Pathfinder müşterileri, yenisini bekliyorlar değiştirmek için. Bu çok büyük bir başarı. Ama bunu daha geniş tabanlara yaymak istiyorum. Bu arada farklı yerlerden, yeni bayilikler için başvurular almaya da başladık. Bu da güzel bir gelişme...
Bu yıl piyasayı nasıl görüyorsunuz?
2005'te biraz daralma bekliyoruz. Rakiplerimiz farklı tahminler yapıyor. Ancak bizim Nissan olarak tahminimiz, toplam pazarın 500-550 bin civarında olacağı yönünde. Çünkü daha da düşmesi için aslında bir neden yok. Milli gelire, enflasyona ve ekonomik değerlere baktığınızda, bir neden görülmüyor. Hükümetin de, otomobilin ithalattaki payına tekrar gözatması gerekiyor. Zira bu sanıldığı kadar yüksek değil. Üstelik vergi artışları, vergi tahsilatını da düşürüyor, istihdamı da etkiliyor. Artık ekonomik istikrarı korumamız, bu konularda istikrarlı olmamız lazım. Yabancı yatırımcı bu istikrarı görürse geliyor. Dalgalanma istemiyor. Otomotivin yarattığı katma değer ise ortada. Gerek iş, gerekse vergiler açısından...
|
|
|

|
|