|
 |
|
|
AB fonları almak kolay değil
Satır Arası / Deniz Sipahi
17 Aralık'tan sonra şöyle bir hava oluştu. "Yabancı sermaye müzakere tarihinin başlamasıyla birlikte Türkiye'ye akacak, Avrupa Birliği'nin fonları Türkiye'den gelen projelere verilecek..."
Doğru...
Bu süreç Türkiye'ye olan bakışı değiştirecek; bugüne kadar yatırıma soğuk bakan şirketlerin dikkati buraya daha fazla çekilecek.
Ama bunların bugünden yarına değişmesini beklemek fazla iyimserlik anlamına gelir.
Geçen gün Prof. Ali Beba Ege Üniversitesi'nde "AB destekli projelerin gerçekleştirilmesi" başlıklı bir konuşma yaptıktan sonra bana uğradığında uzun uzun bu konuları konuştuk.
* * *
Prof. Beba, Türkiye'nin Avrupa Birliği fonlarından yeterince yararlanmadığını düşünüyor ve ekliyor.
"Ancak projelerin yazımından ilişkilerin kurulmasına kadar olan süreç bazen bir yılı buluyor. Girişimcilerimiz zannediyorlar ki; bir iki dosya hazırlayıp yollamakla iş bitiyor.
Oysa öylesine ayrıntılar var ki, şaşırıp kalırsınız..."
Avrupa Birliği son dönemde tarıma dayalı projelere büyük destek veriyor. Fonların dağılımına baktığımızda tarıma yüzde 47'lik bir pay ayrılmış durumda.
AB; genişleme, ekonomik büyüme, çevre, istihdam gibi temel konularda tam destek veriyor.
Aday ülkeler için ayrılan "katılım öncesi mali araç fonu" kapsamında yedi yıllık dönem için yaklaşık 15 milyar euro aktarılacak.
Türkiye, mali işbirliği kapsamında toplam 1 milyar 50 milyon euroluk fon kullanacak.
2004 yılında fondan 250 milyon euro kullanılmış.
Bu miktarın 2005'te 300 milyon, 2006'da 500 milyon euro olması bekleniyor.
* * *
Prof. Beba'ya "Proje teklifi hazırlığı sırasında nelere dikkat edilmeli?" diye sordum.
İşte cevaplar.
AB için enteresan olmalı, politikaları ile örtüşmeli. Uluslararası, ulusal ve ülke bazında kalıcı gelişmelere katkıda bulunmalı.
Bölgenin önemli sorunlarına çözüm üretmeli.
Spesifik hedeflerle uyumlu olmalı. Bölgesel, sınırlar arası ve ülkeler arası işbirliği sağlamalı.
Sonuçlar diğer ülkelerde de uygulanabilir olmalı.
BM anlaşmalarına sadık kalınmalı,
Helsinki konferansı, Bonn, Bern, Barcelona gibi uluslararası uzlaşmalar, konvansiyon kararları ve Akdeniz Eylem Planı'ndaki prensiplere dikkat edilmeli.
Projede yapılacak harcamalarla, projeden elde edilecek değerler dengeli olmalı, bütçe gerçekçi ve tutarlı olmalı. Proje ekibinin yeterliliğini belgelemeli..."
Tabii bunun dışında bir de proje tekliflerinin nasıl hazırlanması gerektiğini bilmek gerekir.
Bu da gerçekten zor ve uzun bir süreç. Kısacası girişimcilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, odalarımız, derneklerimiz, yerel yönetimlerimiz Avrupa Birliği fonlarıyla ilgili birşeyler planlıyorlarsa mutlaka işin uzmanlarıyla konuşmalı, boşuna vakit harcamamalı.
Çünkü her proje için ayrı bir prosedür uygulanıyor ve işin doğrusu konular uzmanlık istiyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|