Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Ocak 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Nefsimi terbiye adına para biriktiriyorum"

Uzan skandalından yorulup Paris'te yeni bir hayata başlayan Yeşim Salkım yeniden Türkiye'ye dönüşüyle ilgili "Hiçbir şey değişmedi" diyor ama biz Salkım'ı değişmiş bulduk. Artık para biriktiren, "feministim" diyen ve hacca gitmek isteyen biri var karşımızda...

ELİF KORAP

Çok kırılgan bir kadın Yeşim Salkım. Röportaja giderken en çok merak ettiğim konu Cem Uzan'la yaptıkları telefon konuşmasında kendisine edilen küfürler karşısında nasıl bu kadar sakin kalabildiğiydi. Hatta konuşmayı kaydettiği için bunu bilinçli olarak yaptığını düşünmüştüm. Ama röportajdan sonra gördüğüm, gerçekten çok naif, bütün o sözler içini acıttığı için yanıt verememiş bir anneydi.
Salkım, Arben İçli'yle evlenerek Türkiye'yi terk etmiş, artık sanatçı değil evinin kadını olacağını açıklamıştı. Ama şimdi yeni kaseti ve Kanal D'de başlayacak yeni dizisiyle yine karşımızda, Türkiye'de...
Salkım röportajımızda ilginç sözler sarf etti. Hacca gitmeyi düşündüğünü, Uzan'la evliyken ev işi yaptığını, oysa o günlerde para mefhumunu kaybettiğini, şimdilerde nefsini kontrol için para biriktirdiğini anlattı. Bu röportajla bir başka Yeşim Salkım'la da tanıştık galiba...

Paris'e giderken "Evimin kadını olacağım" demiştiniz. "Ev kadını olmak" bir arınmanın, özüne dönmenin ya da çok daha "namuslu" bir hayata terfi etmenin simgesi mi?
Bu arzuyla yanıp tutuşur ve beceremeyiz, değil mi? Bizim hayatımız çok yıpratıcı. Belki de hiçbir zaman kendimize ait bir dünyamızın olamayışı neden. Yoz ilişkilerden kurtulma özlemi belki de. Uçlardasınız.
O yüzden sahnedeyken birden ev kadını olma isteği duyuyorsunuz. Böyle çıkıyor ağzımızdan herhalde.

Ne değişti? Niye döndünüz?
Aslında bir şey değişmedi. Arkadaşım Seda Akay "Şu Işın Karaca'ya, şu Candan'a" diye birkaç şarkı dinletince kötü hissettim. Emeğimi görmezden gelip gitmek kendime ihanet olmuş dedim.

Geçen dört yıl Yeşim Salkım'a ne öğretti?
Çok şey. Dört yılda çok büyüdüm. Para biriktirmeyi öğrendim. Kumbara gibi bir cam kavanozum var, bozuk paralarımı onun içinde biriktirip sonra bütünletiyorum. O parayla da alışverişimi yapıyorum.

Hakan Uzan'la evliyken para mefhumunuzu kaybettiğinizi duymuştum.
Maalesef para mefhumumu kaybettiğim zamanlar oldu. İnsanların belki de bir yılda çalışıp kazandıkları paraya bile boş gözlerle bakmaya başlamıştım. Şimdi nefsimi terbiye adına para biriktiriyorum. Bu beni manevi bir rahatlığa götürdü. Çeyrek limonu bile atmıyorum. Tanrının verdiği bütün nimetlere sahip çıkmamız gerektiğini öğrendim. Manevi ruhum çok gelişmeye başladı.

Maneviyattan söz ediyorsunuz. İnançlarınız mı kuvvetlendi?
Kesinlikle. Allah'a inanıyordum ama şimdi inancım çok daha kuvvetlendi. Çok dua ettim. Sadece inançlıyım demekle kalınmaması gerektiğini, bunun nasıl hayata geçirileceğini öğrendim. Kuran okuyorum, namaz kılıyorum. Hatta bir seccade aldım. Bütün her şey bitince üzerinde şükür namazı kılacağım inşallah. Artık bütün insanlar için dua ediyorum. Son yaşanan felaketlere bakılırsa inancımızı kuvvetlendirmenin zamanı geldi. Uyarılıyoruz gibi geliyor bana. Hacca gitmeyi düşünüyorum. Allah nasip ederse 40 yaşımda hacca gideceğim.

Hacca gittikten sonra kapanacak mısınız?
Kendimi manevi açıdan tam hazır hissedersem kapanabilirim de. Tabii ki dinimiz gereği yapmamız gereken ibadetleri hacca gidip geldikten sonra tam anlamıyla yerine getirmemiz gerekiyor. O gün de başörtüsünü takarım. Dinimizin çıktığı toprakları gezmek, o enerjiyi orada fark etmek, insanların dua edişlerini yaşamak istiyorum. Her insanın gözleri kapanmadan görmesi lazım bunları. Bu duygularım son dört yılda olgunlaştı. Çok yoğun şu anda. Müziğe de çok uzun süre devam etmeyi düşünmüyorum. Sonuçta evli, çocuk sahibi bir insanım. İleride aileme daha fazla vakit ayırmak, dünyayı dolaşmak istiyorum. Başka bir evlat sahibi olmak istiyorum şartlar elverirse.

"Gülben Ergin'in seks kasetini biliyordum ama eski kocamın kasasında olduğundan haberim yoktu. Gülben adına üzüldüm"
İnsan bu kadar özeli ortaya serilince ne hissediyor, ne yaşıyor?
Çok çok kötü. Her şeyden önce çok savunmasız hissediyor. Yalnız bir kadın ve anne olduğunuz unutuluyor. Yer yarılsa yerin yedi kat altına girsem diye düşünüyorsunuz. Hiç kimse için, sevmediğim biri için bile dilemem böyle bir şeyi.

Ama Gülben Ergen'in seks kasetini sizin satın aldırttığınız söylendi.
Böyle bir şey yapmışım da, bu kaseti alıp ayrıldığım kocamın kasasına mı koymuşum? Allah Allah!

Hiç hatırlamıyorum. Herkes bu kasetin varlığını biliyordu zaten ama aldırmak istemem söz konusu değil. Benim yaşadıklarımı yaşamış bir kadın nasıl böyle bir kasetin ortaya çıkmasından memnun olur? Öğre- nince "Çok zor günler geçirecek, Allah yardımcısı olsun" dedim. Kimsenin böyle bir şeyi yaşamasını istemem. Çünkü hayatta birinin bir şeyi yaşamasını isterseniz aynısı sizin de başınıza gelir. Allah zaten yanlış yapana yaşatır. Ben de hatalar yaptıysam ben de yaşadım.

Aranızda bir husumet mi vardı?
Bunu konuşmayalım bence. Öyle bir husumet vardı yoktu, bütün bunlar geçmişte kaldı. O şimdi evli, mutlu bir yuvası var. Benim de öyle. Bunları gündeme getirmeyelim. Herkes evinde huzurlu huzurlu yaşasın.

"Hakan Uzan'la evliyken de ev işi yaptım"
Paris'te nasıl bir yaşamınız var?
Çok sakin. Boş boş oturuyorum. Çok kitap okuyorum buna boş boş oturmak denirse. Marketten evin günlük alışverişini yapıyorum. Eşimle sinemaya gidiyorum. Yemek, ütü, temizlik yapıyorum. Ev işleriyle ilgileniyorum.

Yeni mi ev işi yapmaya başladınız, Hakan Uzan'la evliyken de yapıyor muydunuz?
Yoo o zaman da yapardım. Her zaman mutfağa girip yemeğimi kendim yaptım. İnsanın kendi kendine hizmet etmesi çok büyük bir efendilik. Bazen yatıyorum akşamları "Ya bu Sharon Stone hiç iş yapıyor mudur?" diye düşünüyorum.

"Cem Uzan'ın ettiği hakaretlere dava açamazdım çünkü bunu yapmaya gücüm yoktu. Ayrıca o konuşmayı ben kaydetmedim"
Cem Uzan'la aranızdaki telefon konuşmaları yayımlandığında sizin adınıza çok üzülmüştüm. Bu kadar şiddetli hakaretleri ve küfürleri hiç kimsenin hak ettiğine inanmıyorum. Neden davacı olmadınız?
Hayatta her şeyin bir bedeli var. O da benim yaptığım hataların bedeliydi. Belki de kadın olmanın bedeliydi. Dünyada ve Türkiye'de böyle hakaretlere maruz kalmış o kadar çok kadın var ki, ben onların yanında hiçbir şeyim. Davacı olmadım çünkü o anda bunu yapacak gücüm yoktu. Çok yorgundum. Davacı olsaydım her duruşmada aynı hakaretler bir daha gündeme gelecek, yine yazılacaktı. Kızıma bunu yaşatmak istemedim. Gitmeyi tercih ettim.

O kadar küfür karşısında nasıl olup da bu kadar sakin kalabildiniz? Konuşmayı kaydettiğiniz için mi?
O konuşmayı ben kaydetmedim. Küfüre aynı şekilde yanıt vermek benim hanımefendiliğime yakışmazdı. Herkes aldığı terbiyeyle yaşıyor. Susmak haklılığınızı gösterir.

Hayatta korktuğunuz biri, bir şey var mı?
Hayır. Hiç kimseden, hiçbir şeyden korkmuyorum. Bir tek Allah'ın gazabından korkarım.

Uzan ailesinden korkuyor musunuz?
Hayır. Ben zaten kamu yararı olan her şeyi yetkililerle paylaştım. Bana "Bir şey bilmediğinizi zaten biliyoruz" dediler. Ama beni üzen, kadın köşe yazarlarının hakkımda acımasızca yazdıkları yazılardı.

Neden bu kadar eleştirdiler sizi?
Onlar sadece bana karşı değil, hayata karşı öfkeli. Okuduğunuz zaman görüyorsunuz, devamlı birilerini aşağılıyorlar. Bana hayatı anlatmasın Perihan Mağden. Benim için sosyopat dedi mesela. Ben aslında onun sosyopat olduğunu düşünüyorum.

Nedir sosyopat?
Sosyoloji okuyan insanlar da bilir bunu, ülkenin sosyal gelişimine engel olan ve tecavüz eden insan demek. Ben ne yapmışım tek bir birey olarak çok merak ediyorum. Elinde kağıt kalem olan o.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bir şiir kitabı çıkaracakmışsınız. Bu tarihi seçtiğinize göre soracağım, feminist misiniz?
Feministim. Hem de çok koyu feminist. Bu yönümü pek göstermedim.

Ne zaman feminist oldunuz?
Duygu Asena'nın "Kadının Adı Yok"unu okuduğumda. Sanırım 14 yaşındaydım. Ben erkekleri ezmeye çalışan ve feminist geçinenlerden değilim. Onlar koca bulamıyorlar. Onların sorunu bu. Ben kadın ve erkeğin birbirini tamamladığını düşünüyorum. Kitabımda ise Zeynep Talu'nun, benim ve kızımın şiirleri olacak. Çiğdem Talu'nun anısına çıkarıyoruz. Perihan Mağden benim şiir yazmamla bile alay etti. Dünyayı kurtarsam alay eder bu kadın. Ne yapayım, ben onun kadar kültürlü değilim!

"Bağışladığım tablo sahte çıkınca çok şaşırdım"
Geleceğin Çocukları Vakfı'na bağışladığınız İbrahim Çallı tablosu sahte çıkınca çok eleştirildiniz. Ama ben sizin bu kadar da kötü niyetli olabileceğinize inanmıyorum. Haberiniz var mıydı sahte olduğundan?
Sahte olduğunu öğrenince çok şaşırdım. İyilik yapmaya çalıştım. Zaten bana satan yerle bu işi hallettiler. Bu kadar da talihsiz bir insan mıyım ben, diye düşündüm.

"İlk kez benim bestelerim var"
Sizin Altın Portakal'ınız da var ama oyunculuğunuz ön planda olmadı hiçbir zaman. Kanal D'de yeni bir diziye başlayacaksınız şimdi, değil mi?
Evet. "Seher Vakti". Şu an beni en çok heyecanlandıran şey bu dizi. ANS çekiyor.
Her tür şartı kabul ederek tamam dedim. Çünkü konu bana çok etkileyici geldi. Bir sinema filmi derinliğinde ve Türk seyircisinin hak ettiği kadar kaliteli. Mezhep farklılıklarından doğan ve ailelerin yaşadığı çatışmaları anlatan bir aşk öyküsü. Mezhep farklılığı yüzünden bir araya gelemeyen aşıkların 20 sene sonra buluşmasını konu ediniyor. Ben, 18 yaşında kız çocuğu sahibi Sabah'ı oynuyorum. Uğur Polat ve İdil Fırat'la birlikte oynuyoruz. Çağatay Tosun yönetiyor. İlk bölümü 24 Ocak'ta Kanal D'de izleyeceğiz.
Albümüm "Ayna" için de çok heyecanlıyım. İlk kez bir albümümde sözü ve bestesi bana ait dört şarkım var.

Daha mı hesaplı oluyor böylesi?
(Gülüyor) Hesaplı olsun diye yaptık! Popüler olmayan ama iyi müzisyenlerle çalıştım. Hesaplı oldu! Şu an eskiler biraz fazla para istiyorlar. O kadar para vermeyelim dedik! Çok büyük konuşmayayım ama ben bestelerimi satmam. Zaten ben öyle çok şarkı üretebilecek tipte bir kadın değilim. Ancak kendime yeter.
Albümdeki şarkıları yaşadıklarımdan yola çıkarak seçtim. Çıkış şarkım "Meğer". İnsanlar bazı olayların içindeyken gerçekleri göremiyormuş. Dışına çıkıp baktığı zaman görüyormuş. Bu şarkı bunu çok iyi anlatıyor.

PAZAR
"Futbolun doğusu batısı yoktur"
"Oyunculuk adale gibidir, kullanmazsanız felç olur"
"Nefsimi terbiye adına para biriktiriyorum"
"Röportajınızdan sonra gerçek bir işyeri olduk"
Bu yıl artık sigarayı bırakacağım!
Zeytinyağından karikatüre her şeyin bir müzesi var
Nişantaşı'na bir "kebap restoranı" daha
Amatör sinema eleştirmenleri yarışıyor
Sıcak ocak... cak... cak
Tünel Pasajı'nda değişik renkler
Misyonerlik
Bu mektubu okuyun diye intihar etti
Siyah giy... Ölünün ruhu bedenine girmesin
Gencecik bir ölüm





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2004 Milliyet