|
Davaya hizmet!
Sayın Demirel'le zaman zaman mektuplaşıyoruz bu köşede. Konumuz, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri. Bir yıl önce, 4 Ocak 2004'teki bir yazımı, Demirel 12 Ocak'ta yanıtlamıştı. Geçen 6 Ocak'ta çıkan bir yazıma Demirel'in gönderdiği yanıt da 8 Ocak'ta yine bu köşede çıktı.
Ben diyorum ki:
Türkiye 1970'li yıllarda AB'ye üyelik konusunda birkaç kez büyük fırsat kaçırdı. Bu yüzden kalkınma yarışında geri kaldık.
Kişi başına düşen milli gelir açısından o yıllarda İspanya, Portekiz ve Yunanistan'la aşağı yukarı aynı hizadaydık. Onlar Avrupa yolunda yürüdüler. Kalkınmada AB fonlarını kullandılar. Doğrudan yabancı sermayeyi kendilerine çektiler. Böylece, kişi başına 17 bin dolarla 20 bin dolarları yakaladılar.
Biz ise 4 binde tıkandık.
Bunlar Türkiye için kaybolan yıllardı.
Nitekim, Sedat Ergin de yılbaşında bu konudaki yazısına, "Kaybolan yıllarımı bana geri verseler!" başlığını koymuştu. Ve bu kayıp yıllar konusunda ben daha çok zamanın başbakanları Demirel'le Ecevit'i sorumlu tutuyorum.
Demirel ise buna katılmıyor.
Olabilir.
Son olarak bana gönderdiği açıklamasında "AB davasında hizmet ettik!" diyordu Sayın Demirel. Bu açıklamaya da bir açıklama, o dönemi bilenlerden, emekli Büyükelçi H. Fahir Alaçam'dan geldi.
Gerçeğin daha iyi anlaşılabilmesi için bunu da aşağıda aynen yayımlıyorum.
"Sayın Cemal,
8 Ocak 2005 tarihli Milliyet gazetesindeki sütununuzda Sayın Demirel'in 'AB davasına hizmet ettik!' başlıklı cevabi mektubunda dikkatimi çeken iki hususu size ve aracılığınızla kamuoyuna duyurmanın yararlı olacağını düşünerek aşağıdaki noktaları dikkatinize sunmaya karar verdim:
(1) Büyükelçi merhum Tevfik Saraçoğlu'nun Türkiye'nin üyelik için Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) müracaat etmesine ilişkin önerisi zamanın Dışişleri Bakanı rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil tarafından Sayın Demirel'e sunulmuş ve fakat Sayın Erbakan'la koalisyon hükümeti kurmuş bulunan Sayın Demirel, bu öneriyi hükümete getirmemesini Sayın Çağlayangil'den istemiştir. Sayın Çağlayangil de istemeye istemeye bu arzuya uymuştur.
Durum böyle iken; Sayın Demirel sadece 'Böyle bir teklif hükümet seviyesine hiç gelmemiştir' demekle yetinseydi, cevabımda bu hususa değinmeye lüzum görmezdim. Ancak, Sayın Demirel'in 'İlgili bakanlık tarafından o tarihte gayri ciddi telakki edilmiş olmalı ki, bir muameleye tabi tutulmuştur' yolundaki ifadesi beni bu satırları yazmaya zorladı.
Zira, rahmetli Saraçoğlu ciddi ve gayri ciddi önerileri birbirinden ayıracak çapta bir büyükelçi olduktan başka, gerekli müracaatın yapılmasını önermesi, önerinin de ciddi olduğunun kanımca reddi güç bir işaretidir. Bunu Sayın Demirel de bilmektedir ve bile bile böyle bir mütalaa ileri sürmesi gerçekten hazindir.
(2) AET Genel Sekreteri Emile Noel'le ilgili habere ilişkin cevabında Sayın Demirel aynen şöyle yazıyor: 'AET Genel Sekreteri Emile Noel'in (Yunanistan'la birlikte siz de başvurun) şeklindeki mesajına gelince, bunun devamı vardır. Emile Noel, (Sizi almayız, ama bu sebeple Yunanistan'ı da almayız) demektedir.'
Bu cevapta da iki yanlış vardır:
İlki, Emile Noel'in mesaj göndermemiş olup, kendisinin bizzat Ankara'ya gelmiş ve mesajını şifahen rahmetli Çağlayangil'e nakletmiş bulunmasıdır.
İkinci ve daha önemli husus, mesajın içeriğidir. Zira, Emile Noel bu mesajında, 'Siz de üyelik için müracaat edin. Ya ikinizi de alırız, ya ikinizi de almayız' demiştir. Farkın önemi, eğer o tarihte müracaatta bulunsaydık, ya bugün biz de AB üyesi idik, ya da Yunanistan da üye değil idi.
Saygılarımla.
H. Fahir Alaçam
Emekli Büyükelçi"
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|