|
 |
|
|
Yabancılara bol keseden çalışma izni mi?
Genç mühendislerimiz işsizken, Çinli - Hintli ucuz mühendislere ihtiyacımız yok. Sırf oturma izni için tabela şirket kurmak isteyenlere evet mi diyeceğiz?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Cengiz Delibaş'tan önceki gün aldığım bir telefon bana, geçen kış iş dönüşü bir akşam mutfakta yemek yaparken, salondaki TV'den kulağıma çalınan ve inanmakta hâlâ zorlandığım şu haberi anımsattı:
Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun Zonguldak - Karadon maden ocağında bir grizu patlaması olmuş ve kuyudaki 8 Çinli işçiden 5'i ölmüş, 3'ü yaralanmıştı!
Bizim genç mühendislerimize, teknisyenlerimize iş bulunamazken, işsizlik ülkemizin açık ara en önemli sorunuyken, hem de bir kamu kurumumuzda Çinli mühendis, teknisyen, hatta düz işçi ne arar? Neden kimse kalkıp da bunun hesabını sormaz?
Zonguldak'taki Çinliler
Kazanın ardından 2.5 yıldır Zonguldak'ta çalışan mühendis, teknisyen ve işçi 56 Çinli madenci, iş akidleri feshedilerek ülkelerine gönderildi. Ancak TTK'nın Karadon ve Kozlu'daki kuyular için açtığı kuyu vinci ihalesini başka bir Çinli firma kazanmıştı ve Zonguldak, yeni Çinli karaelmas işçilerini bekliyordu...
Ucuz ithal Çin malları nedeniyle çeşitli sektörlerde çalışanlarımızın işsiz kalmaları yetmiyormuş gibi, kamu kurumlarında Çinli işçi çalıştırılarak işsizler ordumuzun daha da büyütülmesi de ne demek oluyordu?
YÖK'ten denklik
Delibaş'ın arama nedeni, Odalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun hafta sonu Kızılcahamam'daki Yatırım Ortamını İyileştirme Konferansı'nda yabancı sermayeli şirketlerin personel izinlerinin geciktiğiyle ilgili eleştirileriydi. Bu izinlerin tek elden ve Çalışma Bakanlığı tarafından verilmesi yönünde geçen yıl bir kanun değişikliğine gidildiğini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, özellikle yönetici kademeleri için üniversite diplomasında YÖK'ten denklik beklenmesi nedeniyle, çalışma izinlerinin çok geciktiğinden yakınmıştı.
Delibaş'ı dinlerken, Türkiye için yabancıların çalışma izni meselesinin geçmişe oranla ne denli karmaşık ve zor bir mesele haline geldiğini kavradım. Çünkü Türkiye bugün artık, 2 - 3 yıl öncesinin Türkiye'si değil. Avrupa Birliği, hatta dünya politikasında temayüz eden bir ülke. ABD'nin Irak'ı işgali sonrasındaki gelişmeler, Ortadoğulu komşularımız için de Türkiye'yi cazibe merkezi haline getirdi.
Delibaş'ın dikkat çektiği çok önemli bir nokta var: "Biz düne kadar yabancı sermaye için geçiş ülkesiydik, bugünse hedef ülke haline geldik." Bunun sonucu olarak da Çalışma Bakanlığı'nın yetkiyi devraldığı eylül 2003'e kadar Türkiye'de 6500 yabancı şirket varken, son 1,5 yılda 3953 yeni şirket kurulmuş.
Yağmur gibi talep!
Bu arada yabancı şirket için taban sermaye miktarının kaldırılmasının da katkısıyla Türki Cumhuriyetler, Irak ve Suriye gibi ülke vatandaşlarından yağmur gibi şirket kurma talebi geliyormuş. 40 - 50 bin dolara çalışma ve oturma izni almak isteyenlere evet mi diyeceğiz?
Çalışma Bakanlığı'nın yetkiyi devraldığı 2003 eylülünden bu yana 8600 yabancı için çalışma izni talep edilmiş ve bu taleplerden 3 bine yakını reddedilmiş. Delibaş'a göre reddedilenlerin sayısı az: "Bence bu taleplerin yarısı reddedilmeliydi. Bütün ülkelerde yabancıların çalışma izni almaları zordur. Güvenlik açısından mutlaka titiz bir eleme gerekli. Ayrıca istihdam açısından da bazı pozisyonlarda yabancılara çalışma izni verilmemeli. Çinli, Hintli mühendislere kapıyı açtığımız zaman, bizim Boğaziçi, ODTÜ mezunu İngilizce bilen genç mühendislerimizin umudu iyice söner."
Gerçekten de yabancılara çalışma izni kriterlerinin güvenlikten istihdama pek çok etkeni dikkate alarak titizlikle belirlenmesi gerek. Bu kriterler ve uygulama yerli yerine oturduğunda, yabancı şirketler adına iş takipçiliği yapanlara da ekmek kalmayacak!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|