Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Ocak 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Bana acıyorlar"

Yüksek reytingli TV dizilerinden "Haziran Gecesi"nde Duygu rolünü canlandıran Burcu Kara "Yolda insanlar 'Baran seni nasıl aldatır? Yazık sana' diye sesleniyorlar. Bir de gelecek bölümlerde neler olacağını merak ediyorlar" diyor

ELİF BERKÖZ


Üç yıl önce Bursa'dan İstanbul'a geldiğinde "Yerleri bile silerim, yeter ki televizyonda çalışayım" diyen Burcu Kara önce Kanal D'de spikerlik yaptı sonra da dizi oyuncusu oldu. "Haziran Gecesi"nin aldatılan kadını Duygu rolündeki Kara, şu sıralar Özcan Deniz'in (Baran) sevgilisini canlandıran Naz Elmas'tan (Havin) daha çok konuşuluyor.

"Haziran Gecesi"nin aldatılan kadını, "Duygu"su olmadan önce neler yapıyordunuz?
Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuyum. Yıllarca hep televizyonda çalışmak istedim. Okurken yerel kanallarda sunuculuk yaptım. Bursa'ya dönünce bir süre reklamcılıkla uğraştım. Reklamcılıktan sonra 1,5 yıl boyunca yatırım uzmanlığı yaptım. Okuduğum bölümü sevmediğim için iktisatla ilgili bir iş yapmamakta ısrar edip durdum. Kamera önünde olmadan mutlu olamayacağımı anladım. "Bu işin ucunu bırakmayacağım, İstanbul'a gideceğim" dedim. Beş ay boyunca her hafta sonu Bursa'dan İstanbul'daki bir spikerlik kursuna gidip geldim. Annemler tepki gösterir diye onlara "Şirket eğitimine gidiyorum" diye yalan söyledim.

Yalanınıza değdi ama, Kanal D'de haber spikeri oldunuz.
50 yaşıma geldiğim zaman, televizyonu her açtığımda kahrolmamak için yaptım. İyi ki yapmışım. Hocalarım başarılı olduğuma karar verince beni Kanal D'ye götürdüler. Fatih Altaylı ile tanıştırdılar. Altaylı bana haber spikerliği teklif edince hemen Bursa'ya döndüm ve işimden istifa ettim. Ailemi, arkadaşlarımı, evimi ve arabamı Bursa'da bırakıp İstanbul'a geldim. "Yerleri silerim yeter ki TV'de çalışayım" diyordum zaten. Çok zor olmadı benim için. Kamera önüne geçmeden önce haber merkezinin havasını solumak istedim. Bu nedenle muhabirlik yaptım. İki ay sonra Fatih bey gelip "Hadi artık çık ekrana" dedi. Deneme çekimi beğenilince 21 yaşında gece haberlerini sunmaya başladım. Benim dönemimde savaş başladı. Uçaklar kaçırıldı. Sürekli nöbet tuttum. Yorucu bir dönem yaşadım yani. Ama spikerliği de sevmedim bir türlü. Mutlu değildim, bu yüzden ayrıldım işten. Yine de belki 35 yaşımdan sonra düzenli çalışma saatleri olduğu için dönebilirim spikerliğe.

"Hak etmediğim roller teklif edilince oyunculuktan ürktüm"
İşsiz kaldığınız dönemde ne yaptınız?
Şahika Tekand'dan oyunculuk dersleri almaya başladım. Aynı zamanda Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne gittim. Hemen yeni bir işe girdim ve Cine5'te sinema programı sunmaya başladım.

"Haziran Gecesi" için nasıl teklif aldınız?
Haber spikeriyken de defalarca oyunculuk ve modellik teklifi almıştım. Ama hiçbir zaman çalıştığım işe, arkadaşlarıma ihanet edemem, bırakıp gidemem diye düşündüm. Bir de hep hak etmediğim roller teklif edildi. Ürktüm bir anda. Gerçi benim yerimde başkası olsa hemen atlardı. Ama ben emin adımlarla yürümekten yanaydım.

Duygu rolünü kabul ettiren neydi peki?
Özcan zaten ajanstan arkadaşımdı. O, Türkiye için lokomotif bir isim. İmza attığı birçok iş çok başarılı oldu. Mahinur Ergun'un ne kadar iyi bir senarist olduğunu biliyordum. Duygu tam benlik bir karakterdi. Kabul etmemem için hiçbir neden yoktu. İyi ki etmişim. Şimdi de Duygu gibi biri oldum ben de.

Nasıl yani?
Kendimi Duygu gibi hissetmeye başladım. "Haziran Gecesi" bitene kadar da bu psikolojiyi üzerimden atamayacağım herhalde. Diziden sonra özel hayatım da, sosyal hayatım da kalmadı. Duygu mutluysa ben de evime mutlu şekilde gidiyorum. Ağlıyorsa ben de hüzünlü biri oluyorum.

Siz 24 yaşındasınız ama Duygu üç çocuk annesi. Zor olmuyor mu bir anneye dönüşmek?
Tabii ki zorlandım. Ama ben de Duygu gibi oturmama kalkmama dikkat eden biriyim. Yaşımdan büyük davranırım. Disiplinli büyütüldüm. Annem de babam da öğretmen. Bir de benim sınıf öğretmenim babamdı. Okuldan eve gelince, evde sınıfta oturduğum gibi düzgün bir şekilde oturup dururdum. Büyük taşkınlıklarım hiçbir zaman olmadı. Okulda ideal öğrenci olmak zorundaydım. Hep de öyle oldum. Yönetmenim bile bana "Burcu hep hanım hanımcık olmak zorunda mısın? Ne olur arada sırada bacaklarını aç otur. Rahat ol" diyor. Şimdi daha rahat olmaya çabalıyorum. Çünkü elbet bir gün dizi bitecek. Belki çok daha çılgın birini oynamam gerekecek. Zaten ben de yaşımın rolünde, deli dolu bir kızı oynamak istiyorum.

Bir de rolünüz için saçınızı boyatmışsınız.
Evet. Yaşımdan büyük göstereyim diye saçımı sarıya boyattım. Makyajım, ojem, takılarım, kıyafetlerim 28-29 yaşındaki bir annenin giyeceklerine göre seçiliyor. Duygu'nun kıyafetleri beni çok bunaltıyor. Çünkü ben çok renkli giyinmeyi seviyorum. Yolda beni jean'le, spor ayakkabıyla, şapkayla görünce inanamıyorlar. "Aa sen gencecik bir kızmışsın aslında" diye bağırıyorlar. Ekranda gerçek hayatta olduğumdan altı-yedi kilo daha şişman ve yedi yaş kadar daha büyük gösteriyorum. Dizinin bittiği gün saçlarımı kahverengiye yani asıl rengine boyatacağım. Hem çok sıkıldım hem sürekli yenilemek çok zor. Üstelik beni yaşlı gösteriyor ve sarı saçın varsa sürekli makyajlı olmak zorundasın.

Duygu soğuk bir kadın. Siz nasıl birisiniz? Yaşınızdan daha olgunsunuz gibi geldi bana.
Evet. Duygu bana göre çok daha soğuk bir kadın. Aristokrat bir ailenin iyi eğitim görmüş, kendinden çok emin kızı o. Ama ben de kendimi hiçbir zaman 1980 doğumlu hissetmedim çünkü. Öyle de yaşamadım. İlkokula 4,5 yaşında başladım. 19 yaşında üniversiteden mezun oldum. Arkadaşlarım hep benden üç-dört yaş daha büyük oldu. Hâlâ da kendimi 24 yaşındakilerle yaşıt hissetmiyorum. Kendi ayaklarımın üzerinde durmayı seçtiğim için dışarıdan ciddi ve havalı duruyorum. Kimsenin bana zarar vermesini istemiyorum. Bu yüzden etrafıma zaman zaman duvarlar örüyorum. Belki de ciddi ve mesafeli görünmemin nedeni bu.

"Özcan'a gelecek bölümlerde ne olacağını sormuyorum bile"
Duygu yerinde olsanız, aldatılsanız tepkiniz ne olurdu?
Eşimin beni aldattığı kadınla görüşüp içki içmezdim tabii. Duygu hep büyüklük yapıyor. Bense alırdım karşıma kocamı, "Derdin nedir kardeşim?" diye sorardım.

Cevabı "Ona aşık değilim. Sadece tek gecelik bir şeydi" olsa nasıl hareket ederdiniz?
Valla, bu aralar rolün de etkisiyle aldatılsam ne yaparım diye düşünüyorum. Suçu önce kendimde arardım herhalde. Yanlışım, eksiğim nerede, onu mutlu edemiyor muyum diye kendimi sorgulardım. Muhasebe ederdim durumu. Eş olarak kendimde suç bulamıyorsam "Ne oldu da bana bunu yaptın?" sorusunu sorardım. Herhangi bir eksiğim, hak verdiğim bir durum varsa affedebilirim. Ama bir anlık arzuyla yaptıysa ayrılırdım.

Yoldakiler ne diyor? "Aldatılan kadın"a acıyorlardır herhalde.
Evet. "Baran seni nasıl aldattı? Yazık sana" diyenler oluyor. Acınan kadın durumundayım. "Bıktık artık ağlamandan. Yeter ağlatmasınlar seni. Bu sana yapılır mı?" diye sesleniyorlar. Bir de gelecek bölümlerde ne olacağını soruyorlar.

Ne olacak hakikaten?
Bir sonraki bölümü bile bilmiyorum ki ben. Senaryo önüme pazartesi günü geliyor. Gelince görüyorum. Özcan'la her gün birlikteyiz ama bilmek istemediğim için ona hiçbir şey sormuyorum. Ben de izleyicinin yaşadığı heyecanı yaşamak istiyorum. Kendi sahnelerim dışında senaryoyu bile ayrıntılı okumuyorum ki izlerken heyecan duyabileyim.

Gelecekteki projeleriniz arasında neler var?
"O Şimdi Mahkum"da spikeri oynuyorum. Başka sinema filmlerinde daha uzun rollerde oynamak isterim. Tabii, beni layık görürlerse. Oyunculuk eğitimimi tamamlamak istiyorum.

İlla başrol oynarım gibi bir iddianız var mı?
Yolun başındayım. Daha emekliyorum. Yardımcı rol veya başrol hiç fark etmez. Yardımcı roller de bazen başrolün çok önüne geçebiliyor. Duygu yardımcı oyuncuydu ama şimdi başrolde. Herkes Duygu'yu konuşuyor. Çünkü karakter benimle çok özdeşleşti. Cuk oturdu üstüme.

"Asılsız haberler yüzünden günlerce ağladım"
Hakkınızda çıkan haberlerle ilgili ne düşünüyorsunuz? (Kısa süre önce Yavuz Bingöl'ün Kara'yı Özcan Deniz'le çekilen fotoğraflar yüzünden terk ettiği yazılmıştı.)
O haberler çıktığında günlerce ağladım. Yüzümde sivilceler çıktı. Malzeme veren bir hayatım olmadığı için insanlar duydukları şeyi farklılaştırarak yazıyorlar. "Bugün en iyisi Burcu'nun selülitlerini yazalım. Görmedik ama herhalde vardır" diyerek haber yapıyorlar. Beni zamanla tanıyacaklar. Bu şekilde yaşayan ve haber olmak isteyen onlarca insandan biri olmadığımı görecekler. Sapla samanı ayıracaklar.

"Türk sanat müziği de Metallica da dinliyorum"
Artık ünlüsünüz. Elinizi kolunuzu sallayarak alışveriş yapabiliyor musunuz?
Ne yazık ki hayır. Alışveriş yapmayı çok severdim ama eskisi gibi alışveriş yapmam imkansız. Mağazaya girip bir ürüne bakıp hemen çıkıyorum. Ürünleri deneyemiyorum bile. Çünkü tüm gözler üzerimde oluyor. Alışverişten zevk alamaz oldum. Kardeşime para verip istediklerimi sipariş veriyorum.

Musiki cemiyetine gittiğinize göre Türk sanat müziğini seviyorsunuz. Biraz daha yaşınıza göre müzikler de dinliyor musunuz?
Çocukluğumdan beri Türk sanat müziğini severim. 4 yaşındayken "Mihrabım diyerek sana yüz vurdum" şarkısını söylermişim. Ama deli gibi Metallica dinleyip kafa da sallarım, Orhan Gencebay'ı da severim.

Aileniz geldiğiniz yerden memnun mu?
Ailem istediklerimi gerçekleştirebileceğime inanmıyordu. Hepsinin genç kızlık hevesi olduğunu düşünüyorlardı. "Aman bu işten vazgeç, yurtdışına yollayalım seni, orada mastır yap" diyorlardı. Ama ünlü olmadan önceki gibi bir hayat yaşadığımı görünce beni anladılar. Şu an memnunlar durumumdan.


CUMARTESİ
İstanbul'un heykellerini tanıyor musunuz?
"Ben de sizin gibi bu programla büyüdüm"
"Bana acıyorlar"
Bu oyun yeni evlilere ve boşananlara bedava
"Bu oyunu beceremiyorum" diyemeyeceksiniz
İndirim fırsatı
Bayramı tatile çevirin
Prensesler gibi...
Çocuklar için hem tatil hem bayram zamanı
Bu hafta hava nasıl olacak?
Türkçe
Yepyeniler
Yıl boyunca blues





Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet