|
 |
|
|
Bana aşkın, şefkatin, derdin, çilenin, kahpe feleğin filmini çekebilir misin Abidin?
"Yılan Hikayesi"nin Zeyno'su ölmemiş, yaşıyor ve fakat pavyona düşmüş. Fedakar köy öğretmeni Çalıkuşu Feride ise ameliyatla cinsiyet değiştirip yaşlanmış, Şener Şen olmuş...
Ha'deee, iki gözümüz iki çeşme iki saat ağlayacağız" dedi telefondaki ses. Eyvallah. Saat kaçta? Böylece buluştuk. "Gönül Yarası"na gittik.
Filmle ilgili haberlere, başlıklara bakılırsa "Eşkıya"dan beridir tekrar bir senarist-yönetmen Yavuz Turgul ve başrolde Şener Şen filmi bekliyormuşuz biz.
"Biz" kimiz?
Vallahi, ne bileyim... Açıkçası benim beklemeyi akıl edeceğim bir şey değil bu.
Arkadaşa da sordum, "Yoksa sen miydin o bekleyen" diye.
"Ha" dedi, "sekiz yıldır bu anın özlemiyle yaşıyorum. Manyak mısın kızım? Aaa bak, Azra Akın!"
Nerede nerede, önümüzdeki sıranın başında, sakın yanmasın bu sinema da, gala mı o'lum bu, gala dışında yangın çıkmıyor mu, yangın çıkışı nerede...
Işıklar söndü.
Herkese kelek, bu nasıl felek?
Antrakta dedim ki "Üff, şimdi şunlar şunlar olacak. Şu kesin gidici. Öbürü de ölür herhalde. Filmin sonunda da kız konuşur. Budur."
İkinci yarı bir başladı; filmleri mi karıştırdık biz arada? Ne hicranı, basbayağı komediye döndü bu film bir anda.
"Alooo, makinist, ağlamaya geldik, parça koy bari" yani...
Gerek kalmadı. Yavuz Turgul da akıl etmiş bu kadarını. Gerçek parça koymuş: Türküler.
Meltem Cumbul mesela "Ayrılık Ateşten Bir Ok"u nasıl güzel söylüyor; böyle "Benim derdim herkesten çok / Ben nasıl yanmayam / Dağlar, dağlar, dağlar..."
Bir de şu var, adını bilmiyorum: "Sordum sual ettim kimin yarisin / Ben sormadan gözyaşları dökülür" -bu sahne acayip acıklı!
Ben bütün türkülerde ağladım. Kürtçe olanında da. Ki tam o esnada ağlamakta olan Meltem Cumbul'a "Sen Kürtçe biliyor musun, niye ağlıyorsun?" diye sordu Şener Şen. "Bu türküye ağlamak için sözlerini anlamak mı lazım abey?" dedi Meltem Cumbul.
Ben de iki hıçkırık arası "Hı hı" dedim içimden. Ama sonra türkünün sözlerini Türkçeye çevirdi Şener Şen. Ee hakikaten de ağlanacak bir şey yokmuş türkünün sözlerinde. Ben de öyle yanık yanık söylüyor diye...
Neyse işte, köy öğretmeni Çalıkuşu Feride'nin yaşlı ve erkek versiyonu Şener Şen'in mesaj bombardımanı, "Yılan Hikayesi"nin köylü kızı Zeyno Meltem Cumbul'un yürek dağlayan dramı, Şener Şen'in kızı rolündeki Devin Çınar'ın "Ben sana fedakar köy öğretmeni olamazsın demedim, fedakar baba olamazsın dedim" tiradı...
Hayatımız kimin elinde, benim elimde, onun elinde, kaderin elinde, kahpe felek, kimine kavun, kimine kelek, fakat niye bu filmdeki herkese kelek derken...
Bir de manasız büyüklükte bir ay vardı ortalıkta.
Film bitti.
Üzülmeyin, mutlu son
Kız konuştu tabii. Zaten bunu bilmek için müneccim olmaya da lüzum yok. Ve fakat diğer tahminlerim fos!
Işıklar yanar yanmaz, biz ellerimizle yüzümüzü kapayıp "Öğhö" diye gözyaşları sel olmuş, kendini yüzüstü fırlatacak yatak arayan Hülya Koçyiğit modelinde bünyeyi salondan dışarı attık.
Film aslında mutlu sonla bitti. Arkadaş da dedi ki: "Filmdeki insanların yarısı öldü. Bu nasıl mutlu son? Sen hakikaten delirdin!"
Basbayağı mutlu son işte. Kalan sağlar bizimdir ve nitekim onlar da filmin sonunda gayet mutlu olmadılar mı? Demek ki mutlu son...
"Değil."
Mutlu son!
"Değil."
* * *
Sevgilimle buluştuk. Ona doğru "Öğhö" diye koştuk ve hicranlı eski Türk filmlerinden arak bir jestle elimizi alnımıza götürüp
oturduğu masaya kendimizi bıraktık.
Söyle bakalım sevgiliiim; tutkulu bir aşk mı, yoksa şefkat midir bize en gereken? Nedir, nedir bu hayatın anlamı? Hepimiz hayallerimizin kurbanı mıyız, yoksa neyiz? Bize derdin, çilenin, kahpe feleğin filmini çekebilir misin Abidin?
"Filmi beğenmişsiniz siz" dedi.
Güldük, ağladık, film gayet güzel, Timuçin Esen yakışıklı bir "eser"...
Mutlu son!
manik depresif köşe
Herkesin doğuştan belli bir enerjiyle doğduğu ve bu enerji bitince de öldüğünü ileri süren bir görüş var ya... Buna göre çok çalışmak, spor yapmak falan hikaye. İşleyen demir ışıldamıyor efendim. Uzun yaşamak için mümkün mertebe yatmak, az hareket etmek, parmağını bile kıpırdatmamak hatta beyni de çalıştırmamak gerekiyor. Bir gün tembelliğimi rasyonalize edebileceğimi biliyordum.
İşte o gün bugün. Manik dansı yapıyorum. Elbette yattığım yerden ve tek bir kasımı bile oynatmadan...
tubakyol@yahoo.com
|
|
|

|