Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Ocak 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fark yaratmak...


Doğan Yayın Holding'in, İstanbul'daki "2005 Buluşması"nın konusu "Fark yaratmak"tı...
Dünyanın önde gelen yayın kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı "buluşmalar"da, bu konuda söyleşiler, paneller yapıldı.
Görsel ve yazılı basında nasıl fark yaratıldığı, nasıl yaratılabileceği üzerine konuşuldu.
Alman Bild gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Kai Diekmann, aynı konuda bir sunuş yaptı. Bild'i bir yandan 4 milyon tiraja ulaştırarak Avrupa'nın en büyük gazetesi, bir yandan da siyaset dahil birçok alanda en etkili gazetesi haline nasıl getirdiklerini anlattı. Bu konudaki soruları yanıtladı.
Diekmann, Türk gazete ve televizyon yöneticilerinin de izlediği sunuşunda uyguladıkları anlayışı, "ilkeler tavsiyesi" olarak şöyle özetledi:
1- Haberi ilk veren olun, 2- Duygusal bakın, 3- İnsana odaklanın, 4- Açık ve yönlendirici olun, 5- Görsel olun, 6- Yaşamın eğlendirici yönlerini de yansıtın.
Her ülkenin koşullarına ve yayın organının kişiliğine göre öncelikleri değişmekle birlikte, bu ilkeler Türk basınının yabancı olduğu ilkeler değil. Bazıları zaten gazeteciliğin evresel anlayışı içinde yer bulmuş durumda.
Tabii, Türk basınının bugünkü koşulları açısından değerlendirdiğimizde, daha önemli bir temel ilkeyi anımsatmak gerekiyor: Bağımsız olmak...
Yayın organının bütün güç odaklarına karşı bağımsız olabilmesi, her zaman dik durabilmesi. Bu yoksa, diğer ilkelerin bir önemi yok. Çünkü, bağımsız olmadıkça bu ilkeleri yaşama geçirmenin de olanağı yok.
Bu açıdan bakıldığında Türk basınının en önemli sorununun ekonomik bağımsızlık olduğu söylenebilir. Ekonomik bağımsızlığı olmayan televizyon ve gazetelerin Türk basın sektörünü, özellikle gazetecilik ilkeleri açısından nasıl zedelediğini yaşayarak görüyoruz.
Sektöre gazetecilik yapmak için değil, basını bir "şantaj aracı", bir "silah" gibi kullanmak, "Dursun, bir gün lazım olur diye yayın organı edinmek" amacıyla girenlerin Türk basınını ne hale getirdikleri ortada...
Halkın paralarını topladığı bankasını hortumlayarak, yayın organlarını da, diğer kuruluşlarını da batıran veya zor durumdaki bankasını kurtarmak amacıyla grubun bütün görsel ve yazılı organlarını siyasi otoritelerin kontrolüne verenler, gazeteciliğin hangi ilkesini uygulayabilirler ki? Nitekim, uygulayamıyorlar. Sahip oldukları yayınların bir kısmı şu anda kamu televizyonu veya gazetesi niteliğinde. BDDK'nın yönetiminde. Bir kısmı o duruma düşmemek ve oradan kurtulmak için her şeylerini siyasi otoritenin emrine amede durumda tutuyor...
Ve bu durumdaki yayın organları Türk basın sektöründe küçümsenmeyecek bir yer kaplıyor.
Türk basınının hortumculukla çürütülen ve batırılan kısmı temizlenmedikçe, bunların yerine gazetecilik yapma amacıyla temiz sermaye girmedikçe, sektörün tümünün bu ilkelerle çalışmasını sağlamak mümkün değil.
Türk basın sektörünün bu temizliği yapması şart...

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kerkük ve Amerika
KERKÜK konusunda Amerika'nın yaptığı açıklama...
Çetin ALTAN
Deniz suları neden geri çekiliyor?
ŞİMDİYE dek rastlanmadık bir biçimde, deniz s...
Melih AŞIK
İhtimaliyat üzre...
CHP genel başkan adaylarından Zülfü Livaneli,...
Fikret BİLA
Fark yaratmak...
Doğan Yayın Holding'in, İstanbul'daki "2005 B...
Hasan CEMAL
Baykal, Blair, ve yeni sol!
Baykal'ın İngiliz İşçi Partisi lideri Blair'l...
Güneri CIVAOĞLU
Bir fincan kahve
CHP'nin Türkiye için misyonu farklıdır. CHP, ...
Can DÜNDAR
Donakalmak
"Muhabirin iş kazası" haberini hatırlıyorsunu...
Abbas GÜÇLÜ
Tiraj sihirbazı Kai Diekmann
Kai Diekmann, Almanya'da yayımlanan Bild'in g...
Mehmet Y. YILMAZ
Atçalı Kel Mehmet'ten, Zapata çıkar mı?
Berthold Brecht, bir şiirinde şöyle soruyordu...
Hasan PULUR
Yahya Kemal ajan mıydı?
MAŞALLAH, tartışmadan yana hiç sıkıntımız yok...
Derya SAZAK
Hediye kabulü
Şirket kurma... borç alma... hediye kabulü! B...
Meral TAMER
Çinli ve Iraklı ile Alman'ın çalışma izni
Türkiye'de yabancılara çalışma izniyle ilgili...
Tamer HEPER
Şimdi peşinde koş bakalım
Yılbaşında Beyoğlu'nda yaşanan rezalet, akıll...
Güngör URAS
KİT'leri 'çökertmeden / doğrudan' satalım
Tekel'in özelleştirilmesine 2001 yılı başında...
M. Ali BİRAND
Emine Erdoğan bu hediyeyi kabul etmemeli
Emine Erdoğan'a Moskova gezisi sırasında değ...

© 2004 Milliyet