|
 |
|
|
Baykal, Blair, ve yeni sol!
Baykal'ın İngiliz İşçi Partisi lideri Blair'le, 'yeni sol'la ilgilendiği bir dönem.
1995'in aralık ayı.
CHP'nin başında seçime ve Başbakan Çiller'le koalisyona hazırlanıyor. Bu arada bir zamanlar olduğu gibi partisine yine yeni sıfatını yakıştırmaya başlamış...
Londra'ya gidiyor.
Ben de izliyorum.
Blair'le görüşecek, Gümrük Birliği için kulis yapacak. İngiliz İşçi Partisi'nin Avrupa Parlamentosu'ndaki Gümrük Birliği oylamasında desteğini isteyecek. 3 Aralık 1995 günü Londra'ya uçarken sohbet ediyoruz, şöyle diyor:
"Seçime üç hafta kaldı, ben şimdi bir haftamı daha yurtdışında geçireceğim. Partideki arkadaşlar bu yüzden bana kızgın. Ama olsun. Türkiye, önündeki tarihi fırsatı, AB ile Gümrük Birliği'ni kaçırmamalı. Geçen 20 yılda iki kez kaçırmıştı, (Demirel'le Ecevit'e üstü örtülü eleştiri, HC). Seçim yine yapılır. Ama Gümrük Birliği treni kaçtı mı, Türkiye'yi birinci lige taşıyacak bir fırsat daha heba edilmiş olur. Bu nedenle Gümrük Birliği'nin tarihsel sorumluluğunu yerine getirmeden rahat edemem."
Nitekim, ertesi gün yaptığı görüşmede Blair, partisinin Avrupa Parlamentosu'ndaki Gümrük Birliği oylaması için grup kararı aldığını Baykal'a açıklıyor.
Bir başka deyişle:
Birkaç hafta sonra Türkiye'de yapılacak genel seçimler için Blair, Baykal'ın imajını parlatıyordu.
Londra sohbetlerimizde Baykal en çok 'parti olarak toplumdaki ana çizgiyi yakalamak'tan söz ediyor ve toplumun kenarlarına düşmekten, yani marjinalleşmekten sakınmanın üzerinde duruyordu.
Önünde iki örnek vardı:
Gonzales'le Blair.
En çok bu iki lider üzerinde duruyordu. Felipe Gonzales İspanya'da dördüncü dönemdir başbakandı. Ülkesini AB ile bütünleştirmiş, kalkındırmış bir devlet adamıydı.
Blair ise daha 43 yaşındaydı o tarihte. Muhafazakâr Başbakan Thatcher karşısında 17 yıldır muhalefete mahkûm olmuş İngiliz İşçi Partisi'ni 'yeni sol'la ayağa kaldırmış, iktidar yürüyüşüne geçirmişti.
Baykal, bu liderlere imreniyordu.
Haklıydı.
CHP lideri Baykal'la Londra sohbetlerimizden sonra köşemde şunları yazmışım:
"Blair'le Gonzales'in önemi, ülkelerinde solu iktidarsızlıktan kurtarmalarında yatıyor. Bu başarıyı öncelikle partilerini yenileştirerek, solun kimlik kavgasını olumlu sona ulaştırarak gerçekleştirmişler.
Örneğin Blair'in sloganı şuydu:
'Biz parti olarak değişmeden, toplumu değiştiremeyiz.'
Yine Blair'in sözleri:
'Tüzüğümüz yeniden yazıldı. Sendikalarla ilişkimiz değişti. Parti örgütümüz gelişti. Siyasal eğitime büyük bir atılım yaptırdık. Bir başka deyişle yeni politika ve yeni mevziler... Ben politikaya İşçi Partisi'ni değiştirmek için girmedim. Ülkeyi değiştirmek için girdim. Fakat içtenlikle inanıyorum ki, eğer biz parti olarak değişmeseydik, modası geçmiş ideolojinin ağırlığından kendimizi kurtaramasaydık, ülkeyi değiştiremeyecektik. Kazanamayacaktık. Ve eğer kazansak bile İngiltere'yi ihtiyacı olduğu şekilde yönetemeyecektik.'
İşte Blair 17 yıllık bir muhalefet döneminden sonra partisini yeniden iktidar yolculuğuna çıkarırken bir noktayı partisinde egemen kıldı:
Yenilik ve değişim ruhu!
Blair, İngiliz İşçi Partisi'nin eski hali için şöyle bir itirafta da bulunmuştu:
'Toplum değişmiş ama biz parti olarak değişmemiştik.'
Blair, partisini toplumun gerisinde kalmaktan kurtardığı için 17 yıllık bir aradan sonra yeniden iktidar yürüyüşüne geçirdi. Toplumdaki gelişme çizgisini yakaladığı içindir ki İngiliz sosyalistleri iktidara doğru yükseliyor.
Baykal'ın deyişiyle:
Toplumdaki ana gelişme çizgisini yakaladıkları için yeniden umut haline geldiler."
On yıl öncesinden, darısı başımıza dercesine satırlar... Ama kapıyı herhalde Baykal'a beslediğim güvensizlikten olacak yine de açık bırakmışım yazıda:
"Biliyorum, şimdi yine 'Biz bu filmi görmüştük' diyenler olacak. Doğrudur, Baykal daha önce de 'yeni sol'dan söz etmişti. Bu kez de ediyor. Umuda yolculuk bitmez!"(Sabah, 6 Aralık 1995)
Ama bence bu yolculuk artık bitti.
Hem de uzunca bir zamandır. Baykal'la umut yolculuğuna çıkanlar hâlâ olabilir. Ama şunu iyi bilsinler, Baykal'la bir yere varamazlar.
Baykal'la CHP seçim kazanamaz! Baykal değişmedi, değişemez de. Baykal da zaten Ecevit gibi özünde sosyal demokrat değil, 'milliyetçi'dir.
On yıl önceki bu yazım şöyle noktalanmış:
"Türkiye'de sosyal demokrasinin çıkmazını aşabilmesi için kendini yenilemesi şart. Ayrıca, Türkiye'de istikrarlı bir siyasal ortam ve işleyen bir demokrasi için de başlıca koşullardan biri, solun kendini yenilemesidir."
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Kerkük ve Amerika KERKÜK konusunda Amerika'nın yaptığı açıklama... | |  | Çetin ALTAN | | Deniz suları neden geri çekiliyor? ŞİMDİYE dek rastlanmadık bir biçimde, deniz s... | |  | Melih AŞIK | | İhtimaliyat üzre... CHP genel başkan adaylarından Zülfü Livaneli,... | |  | Fikret BİLA | | Fark yaratmak... Doğan Yayın Holding'in, İstanbul'daki "2005 B... | |  | Hasan CEMAL | | Baykal, Blair, ve yeni sol! Baykal'ın İngiliz İşçi Partisi lideri Blair'l... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Bir fincan kahve CHP'nin Türkiye için misyonu farklıdır. CHP, ... | |  | Can DÜNDAR | | Donakalmak "Muhabirin iş kazası" haberini hatırlıyorsunu... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Tiraj sihirbazı Kai Diekmann Kai Diekmann, Almanya'da yayımlanan Bild'in g... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Atçalı Kel Mehmet'ten, Zapata çıkar mı? Berthold Brecht, bir şiirinde şöyle soruyordu... | |  | Hasan PULUR | | Yahya Kemal ajan mıydı? MAŞALLAH, tartışmadan yana hiç sıkıntımız yok... | |  | Derya SAZAK | | Hediye kabulü Şirket kurma... borç alma... hediye kabulü! B... | |  | Meral TAMER | | Çinli ve Iraklı ile Alman'ın çalışma izni Türkiye'de yabancılara çalışma izniyle ilgili... | |  | Tamer HEPER | | Şimdi peşinde koş bakalım Yılbaşında Beyoğlu'nda yaşanan rezalet, akıll... | |  | Güngör URAS | | KİT'leri 'çökertmeden / doğrudan' satalım Tekel'in özelleştirilmesine 2001 yılı başında... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Emine Erdoğan bu hediyeyi kabul etmemeli Emine Erdoğan'a Moskova gezisi sırasında değ... | |
|
|