|
 |
|
|
Üniversite sorgulanmalı
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçen hafta üniversitelerimiz ve rektör seçimiyle ilgili bir iki yazmıştım. Bu yazılara öğretim görevlilerinden ve öğrencilerden çok sayıda mesaj geldi. Çoğu üniversite, öğretim üyesi kalitesinin artık sorgulanmaya başlamasını istiyordu.
Sorunun temelinde bilim adamı yetiştirme planı, programı ve stratejilerinin olmadığı, doğru bilim kişisini seçme konusunda halen evrensel ölçekte kriterlerinin olmayışı yatıyor.
Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın mesajında da benzer görüşler yer alıyordu.
Ortaş, "Üniversitelerimizin kurumsal olarak gelecekteki bilim politikalarını nasıl ve kimler tarafından yürütecekleri konusunda hiçbir hazırlıkları olmadığı gibi bir öngörüleri de bulunmamaktadır. Öğretim üyesi belirlemede ciddi kriteri olmadığı için bunun yansıması olan diğer alanlarda da ölçüt ve kriterlerin olmayışından kaynaklanan ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Açıkçası ülkenin beyin takımının olduğu üniversite gibi bilim kurumları örgütsüz ve ölçüsüz olarak açık denizde hedefsiz yol almaktadırlar" diyor.
* * *
Ortaş, yazısında Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Özdemir'in başkanlığında yürütülen 11'i vakıf, 69 üniversitede toplam 3 bin 392 öğretim elemanı ile yapılan anket çalışmasından da bahsetmiş.
Ortaş, anket sonuçlarını şöyle yorumlamış.
"Öğretim üyelerinin ezici çoğunluğu üniversite özerkliğini talep ediyorlar, YÖK'e karşılar, demokrasinin iyi işlemediğini ve akademik yükselmenin objektif değerlendirmeye göre yapılmadığını belirtiyorlar.
Öğretim üyeleri genelde gelenekçi, özgür düşünceden çok benimsenmiş kalıplaşmış düşüncelerin ekseninde dolaşıyorlar. Sivil inisiyatiften çok otoriteye ve orduya güveniyor.
Mesleği dışındaki konularda daha az okuyor ve olaylara bakış açıları evrensel bakmak yerine yerel ölçekte baktığı görülüyor.
Ayrıca öğretim üyelerinin ciddi anlamda iletişim ve özgüven sorunu yaşadığı anlaşılıyor.
Öğretim üyeleri profili bir bütün olarak ele alındığında bir taraftan özek üniversite talebinde bulunuyor, diğer taraftan gelenekçi ve otoriteye bel bağlama gibi tutum sergilenmesi biraz kafa karıştırıcı gibi geliyor.
* * *
Öğretim üyeleri şablon olarak sorulan klasik sorulara olumlu yaklaşıyor, fakat içerik olarak özerklikten ne anladığı, özerkliğin nasıl sağlanacağı konularındaki sorulara ise defans koyuyor.
YÖK'e karşı, demokrasinin iyi işlemediğini, akademik aşamanın doğru yapılmadığını belirtiyor, ancak diğer taraftan örgütlülükten kaçınıyor, sorunların çözümünde mutlaka etkili bir güce sırtını dayandırmayı benimsiyor.
Genel görünümde öğretim üyeleri olumlu portre sergiliyorlar ancak içerik ve derinlemesine sorgulandığında sıkıntılı olduğu görülüyor.
Anket bu yönü ile olumlu ve olumsuzlukları ile bize ülkemizin beyin takımının ne olduğunu ve ne olmadığını önümüze koymuş bulunuyor."
Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın önerisine ben de katılıyorum.
Her üniversitenin öncelikle kendi kurumunun öğretim üyesi profilini geniş anket çalışması ile belirlemesi gerekiyor.
Tabii ki buna uygun bir bilim stratejisi...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|