Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Ocak 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İngiliz İçişleri Bakanı David Blunkett'in başına gelenler, bir yasak ilişkinin bir politikacının hayatını nasıl karartabileceğinin son örneği
Bir aşk ve sınıf atlama öyküsü

londra

İngiliz İçişleri Bakanı David Blunkett'in önce yasak bir ilişki, ardından vize skandalı sonucu istifa etmesi, klasik İngiliz yaşamının bütün unsurlarını barındıran kişisel bir trajedi bir bakıma.
Hayata çok mütevazı başlangıç yapan ancak bu "mütevazılığı" çoktan geride bırakarak sınıf atlayan, sonunda peşinden koştuğu başarının altında kalan birinin hazin öyküsü de denebilir buna. İngiliz edebiyatının devleri bu ve benzeri konulara el atmışlardır, malum. Bütün bu ünlü romanların kahramanları gibi, Lady Kimberly'nin sevgilisi David Blunkett'in öyküsü de, ülkenin en eski ama en popüler kötülüğü ve saplantısı olan "sosyal sınıf" olgusunun etrafında dönmüştür.
Blunkett, İşçi Partisi kabinesinin işçi sınıfından gelen tek bakanı değildi ama benzer geçmişleri olan bakanların yükselişleri Blunkett'in körlük, fakirlik ve önyargılara karşı verdiği mücadele ile dolu yükselişiyle karşılaştırılamaz bile. O, İşçi Partisi'nin değerleri olan onurlulukla, idealizmle ve her an incinmeye açıklıkla donanmış bir kişiydi. Bakanlıkları sırasında görmez oluşunu hiçbir zaman faydacı bir amaçla kullanmadı.

Mazbut ve akıllı erkekler aşk kendilerini ısırınca güçlerini yitirir
Peki, nasıl oldu da böyle bir hatayı yaptı Blunkett? Kimberly Quinn gibi medyayı iyi kullanan, çıkarlarını gözeten kadınların, kendisi ile flört ederek orta yaş basiretsizliğinden faydalanmaları doğaldı. Üstelik Blunkett'in bu kadınlara karşı ilişkilerinde üstünlük elde etmesi olanaksız gibiydi. Güçlü erkeklerin bile, aşk kendilerini ısırınca, güçlerini nasıl yitirebileceklerine hep tanık olduk.
Bir köşede, genel ölçülere göre "mazbut", "makul", "akıllı" bir erkek olmasına karşın istediği kadından istediğini elde edemediği için saplantılı bir manipülatöre dönüşen Bakan Blunkett, öbür köşede politika podyumunda bütün kuralları tersine işletmeyi başaran, İngiltere'nin politik olarak en kuvvetli erkeklerinden birini "eğlenceli bir ilişki" karesine sokup köşeye sıkıştıran kuvvetli bir kadın Kimberly Quinn.
Peki, Kimberly Quinn kim? Şımarık, elitist ve Amerikalı kadın. 40 yaşlarında. Zengin bir ailenin kızı. Tanınmış dergilerde çalıştı. Bir iş arkadaşının anlattıklarına bakılırsa onun için seks aşk ve cazibe ile değil, güç ve kontrolle ilgili. Ciddi bir ilişkiye girmek için iyi bir koca bulmayı bekledi. Bu da Michael Fortier oldu. Michael otuzuna yakın genç bir bankacıydı ve oldukça zengindi. Evlendikten bir süre sonra Michael'in işi nedeniyle 1987'de Londra'ya yerleştiler. Ardından Kimberly'nin
ihaneti yüzünden Michael karısını boşadı. Kendisini tanıyan bir gazeteci onun bir keresinde Blunkett'i gördüğünde "Kör bir erkekle aşk yapmanın nasıl olduğunu hep merak ettim" dediğini ileri sürüyor. Sonra Kimberly, ünlü muhafazakar dergi Spectator'ün sahibi ile evlendi. Blunkett, Kimberly'nin çocuğunun kendisinden olduğunu iddia edince kamuoyu sarsıldı.
Blunkett, Quinn'den kocasını bırakıp çocuklarını almasını böylelikle aşk masallarındaki prensin mutlu öyküsünü mü yaşamak istiyordu? Peki, Kimberly'nin işçi sınıfından gelme, popüler, yalın konuşan, görme özürlü içişleri bakanı ile evlenmesi mi gerekiyordu? Blunkett bu ilişkiye girmeden önce onun evli olduğunu bilmiyor muydu? Ya Quinn'in kocası, ünlü Spectator dergisinin patronu bütün bunlara nasıl sessiz kalabildi?
Sevgilisine ne kadar kuvvetli olduğunu göstermek isteyen ilk erkek değil Blunkett. Quinn gibi "bakımı pahalı" bir kadına aşık bir erkeğin kuvvet gösterisine başvurması anlayışla karşılanabilir. Ama bunu "sevgilisi için değil de yavrusu için yaptığı" izlenimi vermeye çalışması affedilemez. Bunun, kendisini reddeden kadın üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmak olarak sezinlenmesi kaçınılmaz.
Fazla da üzülmeye gerek yok. Blunkett geri geldiğinde (eğer gelirse) başına gelenlerden dolayı halktan büyük sempati görecek zaten.

PAZAR
"Türk filmlerini DVD'den izliyorum. Onların gişesi bir kişi bile artmasın diye"
"Bazı şeyleri zamanı gelince yazarım"
TV'de asıl gösteri şimdi başlıyor
Salıncakta bu kez Nurseli ve Can var
"Türkler" Londra'da
Passage Markiz'e "Biriki"
"Elimdeki şaraplar kıymetli mi?"
Süreyya bu defa mel'S oldu
Erkek özellikleri yavaş yavaş kayboluyor...
Ayrı gayrı masalar
Gönül Paksoy sofrası
Bir aşk ve sınıf atlama öyküsü
Türkiye ve Rusya
Hamile kalmak için sevişmek şart mıdır?
Aziz Nesin'lik bir kitap serüveni





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet