Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Ocak 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ekonomide eski ezbere takılmak doğru mu?


Türkiye ekonomisi uzun süre çok kötü yönetildi; teşhisi konmuş, tedavisi belli hastalıklarla yaşamaya mahkum edildi. Yüksek ateşle, yani yüksek enflasyonla yaşamanın yorduğu ekonomik bünyenin bağışıklık sistemi zayıfladı, her esintiden etkilenip sık sık krize girmeye başladı. Bu bir yaşama biçimi haline gelince de herkes bu yaşama biçimini ezberledi, ona göre önlemini almaya çalıştı. Hanehalkını oluşturan bireyler ve zor koşullarda ayakta kalmaya çalışan firmalar, bu ezbere göre belirlenmiş bir davranış seti geliştirdi. Bu davranış biçimi de hastalıklı hayatın sürebilmesine katkıda bulundu. TL'den kaçış ve dövize yatırım, çok kısa vadeli yatırım perspektifi, reel sektöre değil kamu kağıdına yatırım yaparak para kazanmaya yönelmek hep bu davranış setinin unsurlarıydı.

Ezberdeki Türkiye
Ekonomideki iyileşme belirtilerinin sonunda hep yeni krizlerle noktalandığı bu hastalıklı dönemin pek çok kimsenin ezberine yerleştirdiği bir mantık yürütme tarzı da şuydu: Ekonomide iyileşme dönemlerinin ardından mutlaka yeni bir kriz gelir, iyileşme dönemi uzadıkça da krizin yaklaştığını düşünmek gerekir. O halde en doğrusu, iyileşme görüntüsüne aldanmamak ve alışılmış davranış biçimini sürdürmektir. Özellikle 2001 krizinden sonra bu ezber iyice zihinlere yerleşti ve insanları ekonomideki iyileşmenin kalıcı olacağına inandırmak zorlaştı.
Türkiye ekonomisini dışardan izleyen kişi ve kuruluşlar da buna benzer bir ezbere takılmıştı. Bu ezbere göre, siyasal istikrarı sağlayamayan, IMF destekli programları yarıda bırakan, özelleştirmeyi yapamayan, kronik yüksek enflasyondan kurtulamayan, sık sık krize giren ve ekonomik potansiyelini bir türlü gerçekleştiremeyen bir ülkeydi Türkiye. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye verdiği notlar da bu ezberin etkisi altındaydı. Yabancı yatırım sermayesinin istenen miktarlarda gelmemesinin başlıca nedenlerinden biri de buydu.
Şimdi gelinen noktada şu soruları sormak gerekiyor: Bu ezberdeki Türkiye tablosu Türkiye'nin bugünkü durumuyla ne kadar örtüşüyor? Türkiye'nin bu ezberi zihinlere yerleştiren hastalıkları sürüyor mu? Gene krizle sonuçlanacak geçici bir iyileşme dönemi mi yaşanıyor Türkiye'de? Yoksa yıllarca süren hastalıklı dönemi aşma yolunda bir Türkiye mi var karşımızda? Siyasi istikrarın sağlanmış görünmesi, enflasyonun düşmesi, orta ve uzun vadeli perspektifin önem kazanması hep bunun belirtileri mi?

Ezber bozuluyor mu?
Geçmişin izleri kolay silinmiyor. Bu sorulara kesin yanıtlar verebilmek için de belki biraz erken. Özellikle büyümeyi besleyen finansmanın kalıcılığı konusundaki soru işaretleri nedeniyle ihtiyatı elden bırakmamak lazım. Ancak birbirini tamamlayan bir dizi gelişmeye bakarak farklı bir Türkiye tablosunun ortaya çıkmakta olduğunu söyleyebiliriz. Bu farklı tablonun ortaya çıkmasında etkili olan ve birbirini tamamlayan gelişmelerin başlıcaları şunlar:
  • Tek başına iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP), ekonomik istikrarın önemini kavrayarak IMF destekli programı tamamlaması ve enflasyonun bünyeden atılacağı ortamı hazırlaması.
  • AKP'nin Avrupa Birliği (AB) tam üyeliği hedefine odaklanarak gerekli adımları atması ve Türkiye'yi müzakere sürecinin eşiğine getirmesi.
  • Siyasi ve ekonomik istikrara kavuşmuş bir Türkiye'nin ekonomik potansiyelini gerçekleştirebileceği şartların oluşmaya başlaması.
  • Ekonomik birimlerin bu yeni koşullarda başarılı olabilmek için verimlilik artışlarının gereğini kavraması ve buna göre yatırım yapmaya başlaması.
  • Parasını en iyi şekilde değerlendirmeye çalışan kişinin TL yatırımı ve uzun vadeyi düşünmeye başlaması.
  • Yabancı yatırım sermayesinin Türkiye'de yatırım için gerekli şartların oluştuğunu düşünmeye başlaması.

  • Bu ortamda eski ezbere takılı kalıp ona göre davranmak ne derece doğu olur acaba?

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    İlerici kim, gerici kim?
    SOLDA bazı aydınlar ve siyaset bilimciler CHP...
    Çetin ALTAN
    Astarı yüzünden pahalıya mı mal oluyor?
    KARNELER erken verilip, okullar da tatile gir...
    Melih AŞIK
    Kim kazanır?
    CHP Genel Başkan adaylarından Zülfü Livaneli,...
    Fikret BİLA
    CHP bölünür mü?
    Kurultay sonrasında CHP bölünür mü?
    Güneri CIVAOĞLU
    Nükleer İran
    Irak'tan sonra sıra İran'da mı?
    Abbas GÜÇLÜ
    İstanbul Üniversitesi'nde yeni dönem
    Mesut Parlak bir zoru başardı ve rektörlük ko...
    Nail GÜRELİ
    Sınırda yaşayanlar
    Keyifli bayram günleri dileyerek başlayalım. ...
    Sami KOHEN
    Şimdi de İran mı?
    ABD'nin Irak'tan sonra İran'ı vurabileceği il...
    Mehmet Y. YILMAZ
    ABD yeni maceralar peşinde
    Amerikalı gazeteci Seymour M. Hersh, pazar gü...
    Hasan PULUR
    Kim bu, kim bunlar?
    ÇOK kere bizim de başımıza gelir, bir yazı ya...
    Meral TAMER
    Sol öldü ve yeniden doğmayacak
    Kararlıyım.
    Ece TEMELKURAN
    Atkı
    Cat Stevens çalıyor, eski, sarıksız haliyle, ...
    Yaman TÖRÜNER
    Biraz da coğrafya
    Tsunamiler, zelzeleler, su baskınları, hortum...
    Osman ULAGAY
    Ekonomide eski ezbere takılmak doğru mu?
    Türkiye ekonomisi uzun süre çok kötü yönetild...
    Güngör URAS
    Kurban Bayramı
    Yarın Kurban Bayramı'nın ilk günü. Müslümanla...

    © 2005 Milliyet