|
 |
|
|
Türklerin Avrupa çıkartması
Londra
Londra'ya (turist olarak değil de) iş için ilk kez 20 yıl kadar önce, İş Bankası'nın bir bankalar konsorsiyumundan sağladığı sendikasyon kredisinin imza töreni için gitmiştim. O günlerde bankalarımızın yurtdışından kredi bulabilmeleri çok zordu. Finans dünyasının kalbinin attığı City'deki davette Türklerin sevinçten gözleri parlıyordu.
20 küsur yıl sonra Londra'da yine bir Türk bankasının davetindeydik. Ancak Garanti Bankası'nın davet verdiği mekan, finans merkezi City'deki bir otelin salonu değil, dünyanın en saygın sanat kurumlarından Royal Academy of Arts'tı. Zaten Doğuş Grubu'nun patronu Ferit Şahenk ve Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen'in konukları da sadece yabancı bankacılar değil, İngiliz ve AB ülkelerinden diplomatlar, İngiliz kültür ve sanat çevrelerinden önemli isimlerdi. Davetteki Türklerin gözleri yine parlıyordu, ancak 20 yıl öncenin aksine yabancı bankalardan nihayet kredi bulabildik diye değil; zengin geçmişimizi, kültürümüzü ve sanatımızı Avrupa'ya, hatta dünyaya tanıtma fırsatı bulabildik diye...
Hiç anlatılmamış öykü
Türklerin Batı'ya yolculuğunun 600 ile 1600 yılları arasındaki destansı serüveninin anlatıldığı Türkler sergisinin açılışında gördüğüm herşey sanki inanılmazdı. Örneğin değişik sergiler için daha önce pek çok kez gittiğim Royal Academy of Arts'ın vestiyerindeki genç İngiliz hanımın, bana Türkçe "İyi Bayramlar" demeye çalıştığını ancak rüyamda görebileceğimi sanırdım. İngiliz The Daily Telegraph gazetesindeki şu satırlar da aynı ölçüde şaşırtıcıydı: "Royal Academy'de bugüne kadar yer alan en etkileyici sergi. Daha önce hiç anlatılmamış bir öykü!"
İslamiyet öncesi...
Royal Academy'in salonlarındaki öykümüz, İslamiyetten önceki Türk kültürü ve sanatıyla başlıyor. Çin'den Balkanlar'a uzanan çok geniş bir coğrafyada Türklerin, göçebelikten yerleşik düzene, çağlar boyunca hep ince bir estetiğin peşinde oldukları görülüyor. Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya, hep batıya doğru ilerlerken yarattıkları eserlerin en nadide örneklerinin yer aldığı bu sergi, aslında biz Türkler için bile daha önce hiç anlatılmamış bir öykü... Türklerin gittikleri yerdeki halkların sanatlarıyla etkileşimleri, farklı sanatsal açılımları özümseyişleri...
Bu müthiş serginin hayat bulmasını sağlayanların başında gelen değerli müzecimiz Dr. Nazan Ölçer'in rehberliğinde sergiyi gezerken, "Avrupa Birliği ülkelerinde önyargıları yıkmaya uğraştığımız şu dönemde bundan daha anlamlı bir tanıtım faaliyeti olabilir miydi?" diye düşününce gözlerimden birkaç damla yaş süzülüverdi. Futboldan başka vesilelerle de Avrupa'nın gündemine çıkmayı başarabilmenin sevinç gözyaşlarıydı bunlar...
AB'de YTL tahvili
Ölçer'in anlattıkları beni zaten sersemletmişti. Sergiden çıktıktan sonra Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Tolga Egemen'den duyduklarım ise iyice inanılmazdı. O kadar şaşırdım ve öyle garip sorular sordum ki, galiba Egemen bile bir ara söylediklerinden şüphe duyar gibi oldu.
Egemen diyordu ki: "Avusturya hükümeti % 13 - 15 yıllık faizle YTL tahvili çıkartmış."
İlk anda olan bitene anlam veremeyen ben: "Türkiye'nin AB üyeliğine en sert muhalefeti eden Avusturya hükümeti, neden YTL tahvili çıkartsın?"
Egemen: "Sadece Avusturya hükümeti değil, Dünya Bankası da çıkartmış..."
Ben: "YTL çıkalı daha 20 gün oldu, bunlar ne zaman hazırlanmış, ne zaman çıkarılmış? Kim alır bunları?"
Egemen: "Alıcı var ki çıkartmışlar, Türklere de satarlar..."
İyi şeyler duymaya o kadar alışmamışız ki, durumu kavramam için aradan bir gün geçmesi gerekti: Evet, Türk işçilerinin yoğun olduğu Almanya, Avusturya, ve Hollanda gibi ülkelerde 380 milyon YTL'lik tahvil ihraç edilip satılmıştı. Anlayacağınız Türkiye'de kimilerinin tereddüt ettiği YTL; ilk günden Dresdner Bank gibi ciddi büyük bankalarca kabul görmüştü...
Daha 2 yıl önce Hazinemiz Türkiye'de ancak döviz tahvili ihraç ederek borçlanabiliyordu...
Sergiyi gezerken karşılaştığım bir Türk bankacı, "Bugün City'deki bankacıların hepsi bu sergiyi konuşuyorlardı" demişti. Bu gidişle sık sık konuşmak zorunda kalacaklar.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|