|
 |
|
|
Gülay Barbarosoğlu ve Haluk Eyidoğan'la deprem üzerine konuştuk
İstatistiklere göre süre doldu ama...
Kandilli Rasathanesi Müdürü Barbarosoğlu: Türkiye'de istatistiklere göre 17-18 ayda bir 6'nın üzerinde deprem oluyor. Son deprem 1 Mayıs 2003'te. Ama sadece buna bakıp deprem paniği yapmak yanlış!
SOHBET ODASI - DERYA SAZAK
DERYA SAZAK: Güney Asya'da 10 ülkeyi vuran tsunamide ölü sayısının 225 bini aşması dünyada ürküntü yarattı. Türkiye gibi, 5 yıl önce Marmara depremine 17 bin kurban vermiş bir ülkede tedirginliği artıran riskler söz konusu. Gökova çevresi temmuzdan bu yana sallanıyor, denizde çekilmeler oldu. Kandilli Rasathanesi'nden durum nasıl gözüküyor?
GÜLAY BARBAROSOĞLU: Türkiye'de Sumatra'dan sonra olan tüm depremleri yakından izlemekteyiz. Bunların hepsi doğal sismik faaliyetlerdir.
'İstatistikler yanıltabilir'
26 Aralık'tan sonra deprem sıklığında bir artış var mı?
Gökova'yı izliyoruz. Yaz ortasından bu yana devam eden bir sismik faaliyet var.
Türkiye'deki depremlerin tarihine baktığımızda bir sıklık oranı var...
Geçen yüzyıldaki depremleri incelediğimizde 6'nın üzerindeki deprem ortalaması 17-18 aydır. En son 1 Mayıs 2003'te Bingöl'de oldu.
İstatistikler bir gösterge olabilir mi?
1.5 yılda bir ülkemizde 6'dan büyük deprem gözlenmiştir, Bingöl'deki son depremin tarihi de 1 Mayıs 2003 olduğuna göre benzer bir faaliyet şaşırtıcı olmaz. Ancak istatistiklere bakıp deprem olacak demek yanlış.
'Gökova için toplandık'
Gökova'daki suların çekilmesi, 'deprem habercisi' mi?
Geçen hafta İstanbul'da yaşanan, Çanakkale ve Marmara'nın güneyinde tespit edilen su seviyelerindeki farklılaşmayla ilgili bir toplantı yapıldı. Denizlerdeki bu hareketlenme atmosferik nedenlere bağlandı, yüksek basınç, yeniay dönemi. Gelgit hareketleri.
Gökova Körfezi'ni Blue net izleyecek
Kandilli Rasathanesi 'Blue net' adlı bir çalışma başlatmış. Bu nedir?
Gülay Barbarosoğlu: Milas ve Yatağan'daki deprem istasyonlarına ek olarak Fethiye ve Dalyan'da yeni istasyonlar kuruldu. Datça ve Bodrum'da benzer bir çalışma içindeyiz. Orada sismik faaliyeti inceliyor olacağız. Ancak bunlar 'erken uyarı' amaçlı değildir.
Depremin yeri, zamanı ve büyüklüğü önceden bilinemez diyorsunuz...
Evet.
Kandilli'nin uzay teknolojisini kullanma konusunda bir hazırlığı var.
Yakında bilimsel bir toplantıya ev sahipliği yapacağız. Türkiye'de ilgili tüm üniversiteler ve uluslararası uzmanlar katılacak. 1 - 2 Şubat'ta. Depremlerin önceden belirlenmesi ve deprem habercilerinin takip edilmesi, uydu teknolojileriyle olabilir mi, onu araştırıyoruz.
Halktan hiçbir şey gizlenmiyor
Halktan saklanan bilgi var mı?
Gülay Barbarosoğlu: Hayır. Bence Deprem Etik Kurulu oluşturulmalı. Deprem olacak iddiasındaki bir araştırmacı veya sade vatandaş da olabilir, bu kurula başvurarak, oradan çıkacak kararı beklemelidir.
Asıl sorun, çok başlılık
Deprem Konseyi Başkanı Eyidoğan, kurumsal anlamda çok başlılık yaşandığı için ulusal deprem stratejisi geliştirmenin mümkün olmadığını söylüyor...
DERYA SAZAK: Türkiye'nin bir 'Ulusal Deprem Stratejisi' var mı? Bilim çevreleri, hükümet ve yerel yönetimler arasında bir eşgüdüm sağlanabildi mi?
HALUK EYİDOĞAN: Türkiye'nin bir ulusal deprem stratejisi yok. Kurumsal olarak 'çok başlılık' devam ettiği için bir ulusal deprem stratejisi altında toplanıp koordineli uygulama aşamasına gelemiyoruz. 2004 Ekim'inde bir Deprem Şûrası yapıldı. Bayındırlık Bakanlığı öncülüğünde 300 dolayında uzman katıldı. Önemli bir rapor çıktı.
Ulusal Deprem Konseyi'nin görevi tam olarak nedir? Deprem riskini mi ölçmeye çalışıyorsunuz? Yoksa deprem sonrası alınacak önlemlerle mi ilgilisiniz?
Olaya bir risk yönetimi bir de müdahale açısından bakmak gerekiyor. İki aşamalı strateji izlemeniz gerekiyor. Depremi en az kayıpla atlatmayı sağlayacak bazı ön çalışmalar yapılmalı. Ülkenin aktif faylarının tanınmasından tutun, ilgili kurumların yeniden yapılanması, işbirliği, eğitim, bütün bunları ele alacak, zararları azaltacak bir risk yönetimi sistemine geçmeniz lazım.
Risk ve tehlike farklı sonuçlara mı işaret ediyor?
Önce ülkenin jeolojik, jeofizik, sismolojik özelliklerini tanıyarak deprem tehlikesini ortaya koymanız lazım. Türkiye'nin bu tehlike haritası var. 1998'de yayımlandı. Birinci, ikinci, üçüncü derece deprem bölgeleri yer alıyor. Öyle yerlerimiz var ki, ikinci derece deprem bölgesi fakat üzerinde çok fazla yapılaşma ve nüfus olduğu için riski anormal büyük hale geliyor.
Büyük şehirlerin yüzde 50'si kaçak yapıda. Bayındırlık Bakanlığı raporlarına göre enerji santrallarının yüzde 75'i birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde. Deprem olduktan sonra müdahale, arama, kurtarma... Riski azaltmazsak baş edemeyiz.
Resmi kurumlara inanın
Son tsunamide erken uyarı sistemleri niye etkili olamadı?
Hint Okyanusu'nda bu sistem yok. Çalışmalar başlamış ama yapılamamış. Depremden 15 dakika sonra ilk dalganın eriştiği Sumatra sahilleri için belki Hawaii'den uyarı yapmak zor olabilirdi. Reuters Ajansı'nın bir haberi var, bu uyarının Endonezya ve Tayvan'a yapıldığı söyleniyor. Belki bu izah edilebilir ama dev dalgaların 2 - 4 saat sonra gittiği uzaklıklardaki kayıpları ben izah edemiyorum.
Marmara'da bir tsunami riski var mı?
Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkede tsunami riski her zaman düşünülmeli. Ancak okyanustaki tsunami şartları bizde yok. Mevcut jeolojik, tektonik, sismolojik şartları düşünerek Ege ve Akdeniz'de bu boyutta tsunami beklemiyoruz. Marmara'da korktuğumuz derecede bir tsunamiye yol açacak bir deprem olursa karşılaşacağımız hasarlar tsunamiyi falan düşündürtmez.
Bilim adamları çok farklı şeyler söylüyorlar. Kime inanacağız?
Vatandaşların kişisel açıklamalardan çok kurumsal açıklamalara daha fazla değer vermesi gerekir. Halkımız herkesi dinlesin ama resmi kurumlara inansın.
Barbarosoğlu kimdir?
1956'da Ankara'da doğdu. Robert Kolej'i bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği-'nden mezun oldu. Akademik kariyerine aynı üniversitede devam etti. Bir süre üniversitenin Endüstri Mühendisliği Bölümü Başkanlığı'nı yürüttü. Çalışmalarını risk yönetimi ve afet durumlarında lojistik planlama üzerine yaptı. 1999 depreminden sonra Afet Yönetim Araştırma Merkezi'nin müdürlüğünü üstlendi. Halen Kandilli Rasathanesi Müdürü.
Eyidoğan kimdir?
Ulusal Deprem Konseyi Başkanı ve İTÜ Maden Fakültesi Yönetim Kurulu Üyesi olan Eyidoğan aynı zamanda Avrupa Sismoloji Dergisi Editörü,
TC Başbakanlık Proje Uygulama Birimi Danışmanı, İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Yer Fiziği Anabilim Dalı ve İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Başkanlığı, Türkiye Deprem Şûrası üyesi,
Türkiye Ulusal Jeodezi ve Jeofizik Birliği Değerlendirme Kurulu üyesi olarak da görev yapmakta.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|