Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Uluslararası sermaye hareketleri ve Türkiye


Geçen hafta Uluslararası Finans Enstitüsü'nün, "Yükselen Piyasa Ekonomilerine Sermaye Akışı" raporu yayımlandı. Rapora göre, 2004 yılında söz konusu ekonomilere net özel sermaye girişi 1997'den bu yana görülen en yüksek değere ulaşmış. 2002'de sadece 125 milyar dolar olan, yükselen piyasa ekonomilerine yıllık özel sermaye girişlerinin, 2004 yılı sonunda 279 milyar dolara yükseldiği tahmin ediliyor.
Bundan önceki raporda bu rakam 226 milyar dolar olarak tahmin edilmişti. Artışın en önemli nedeninin, geçen yılın ekiminden bu yana dolarda gözlenen hızlı değer kaybına bağlı olarak, sermayenin ABD'den bu ülkelere kaçması olduğu belirtiliyor. 50 milyar doları aşan artışın yüzde 85'inin Çin ve Rusya'ya gittiği tahmin ediliyor. Yükselen piyasa ekonomilerine sermaye girişinin 2005 yılının ilk aylarında da süreceği daha sonra yavaşlayacağı bekleniyor.
2004 yılında gerçekleşen özel sermaye akımlarının 130 milyar doları doğrudan yabancı sermaye yatırımı şeklinde olurken, 35 milyar doları da portföy yatırımı olarak girmiş. Bu iki istikrarlı kalemde Rusya ve Çin başı çekerken, Türkiye hem bankalar hem de banka dışı kurumlardan borç kullanan ülkeler arasında ilk iki sırada yer alıyor.
Söz konusu ekonomilerin 2004 yılında uluslararası finans kuruluşları ve devletlerden oluşan resmi kreditörlere ise 18,5 milyar dolar net geri ödeyici oldukları tahmin edilmiş.
Bu ülkelerin toplam cari işlemler dengesi fazlalarının 2004'te 160 milyar dolar olması bekleniyor. 2003'te bu 121 milyar dolar seviyesindeymiş. Bu cari fazlanın 120 milyar doları Asya Pasifik bölgesindeki ekonomilerde ortaya çıkarken bizim de içinde olduğumuz Avrupa bölgesinde 3 milyar dolarlık bir fazla var. Avrupa bölgesinde Rusya Federasyonu dışında tüm ekonomiler GSYİH'larının yüzde 5'ini aşan önemli açıklar veriyorlar. Afrika ve Orta doğu bölgesi 14 milyar dolar, Latin Amerika bölgesi ise 23 milyar dolar cari işlemler fazlası vermiş.

Dolar ve petrol risk
Bu gelişmeler sonucunda yükselen piyasa ekonomilerinin uluslararası rezervlerinin 2004 yılında 377 milyar dolar artacağı tahmin edilmiş. Raporda önümüzdeki dönemde bu ekonomileri etkileyecek riskler de sıralanmış. Bunların başında ABD ekonomisindeki dengesizliklere bağlı olarak doların daha fazla değer kaybetmesi ve ABD'de enflasyon ve faizlerin yükselmesi geliyor. Jeopolitik sorunlar ve buna bağlı olarak ham petrol fiyatlarındaki artışlar ise diğer riskler.
Raporda Türkiye'ye ilişkin bazı tahminler de yer alıyor. Büyümenin 2005 yılında yüzde 5,8'e gerileyeceği tahmin ediliyor. Doğrudan yabancı sermaye girişinin özelleştirmeler nedeniyle 2005'te 3,8 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Yabancıların hisse senedi alımlarının ise artan güven ve özelleştirmelere bağlı olarak 1,2 milyar dolardan 1,5 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmiş.
Ancak 2004 yılına ilişkin değerlendirmeler ışığında benzer diğer ekonomilerle karşılaştırmalı olarak mevcut durumumuza baktığımızda aşağıdaki hususlar dikkati çekiyor.
"Yükselen piyasa ekonomilerinin yarısından çoğunun cari işlemler dengesi fazla verirken, Türkiye cari açık vermiş; "Uluslararası sermaye bu ülkelerin önemli bir kısmına doğrudan yatırım ve hisse alımı şeklinde gelirken, Türkiye'ye kredi olarak girmiş. Bir başka ifadeyle Türk ekonomisi hem dış dengesindeki bozulma hem de bunu finanse etme biçimi nedeniyle bu ülkeler arasında risklere karşı en az dayanıklı olanlar arasında yer alıyor.
Bu yıl yükselen piyasa ekonomilerine açılacak kredilerde bir gerileme beklenirken doğrudan yatırım ve hisse senedi alımlarının artmaya devam edeceği tahmin ediliyor. Bu durumda sürdürülebilirlik açısından 2005 yılında Türkiye cari açığını düşürmek ve uluslararası piyasalardan kredi kullanımını azaltırken doğrudan yatırımları çekmek zorunda. Bu da özelleştirmenin hızlandırılması yanında ülkenin uzun vadeli yatırım açısından çekiciliğini artırmayı gerektiriyor. Bu durum, 2005 yılının ilk aylarından sonra uluslararası sermaye hareketlerinde beklenen yavaşlama gerçekleşirse, ekonomide yerine getirilmesi gerekenler konusunda ortaya çıkan gecikmelerin ve mali disiplini bozacak girişimlerin faturasının giderek ağırlaşacağını gösteriyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Türkler ve Yahudiler
İSTANBUL, daha doğrusu Türkiye değerli iki ye...
Çetin ALTAN
Timsahların yaşamı
TÜRKİYE'de timsahların yaşamını merak etmiş k...
Fikret BİLA
Livaneli'nin adaylığı
CHP Genel Başkanlığı için aday adayı konumund...
Yasemin CONGAR
"Water - boarding" ve özgürlük
Diyarbakır Cezaevi'nden Ankara Emniyeti'ne, s...
Faik ÖZTRAK
Uluslararası sermaye hareketleri ve Türkiye
Geçen hafta Uluslararası Finans Enstitüsü'nün...
Hasan PULUR
İşte Avrupa düşmanları!
Söyler misiniz, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne...
Ece TEMELKURAN
İsmail ölmüş olabilir
Bir mafya dizisinin, ikinci sınıf figüranları...
Yaman TÖRÜNER
İkinci Bush dönemi
Amerika'da "İkinci Bush Dönemi" başladı. Başt...
Osman ULAGAY
Asya'dan Londra'ya 'TÜRKLER'
İngiltere Başbakanı Tony Blair, önceki gün Lo...
Güngör URAS
İstanbul Londra'dan ucuz
Eski yıllarda hanımlarımız Londra'ya kürk alm...

© 2005 Milliyet