Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İsmail ölmüş olabilir

Bayramlarda şehrin sokaklarını ele geçiren erkek güruhlarının, kim bilir dedim, belki de öldürülen koyunlarla bir ilgisi var. Belki de dedim, aslında her koyunla birlikte bir İsmail daha ölüyor. Kim bilir?


Bir mafya dizisinin, ikinci sınıf figüranları gibiler. Üçerli, beşerli, bazen iyice büyüyüp onarlı gruplar halinde caddelerde yürümekteler. Her biri bir çete gibi birbirine yakın duruyor. Yüzlerinde birlikte işleyecekleri ya da işlemiş oldukları küçük suçların hazzı var. Bir araya geldiklerinde güçlü ve alaycılar. Yanlarından geçen yalnız kadınları -bazen adamları bile- tehditkâr süzüyorlar. Hatta bazen gruptan biri diğerlerinin onu savunacağını bilmenin konforuyla, üzerine üzerine yürüyor kadının veya adamın; ellemeye, dürtmeye, omuz veya dirsek atmaya yelteniyor. Yalnız kadının veya adamın, yolunu hızlıca değiştirmesi ya da grubun kenarından genişçe bir yay çizerek aceleyle uzaklaşması zevklendiriyor onları.
Bayramın Erkek Güruhları! Sanki insanları korkutmak için sokağa çıkmış gibiler. Genç erkekler, gövdelerinin gücünü denemek için ormanda dişi avına çıkan genç, vahşi şempanzeler gibi şehrin sokaklarında "turalamaya" çıkmışlar. Ölümün, öldürmenin bayramının kutlamaları da böyle olmalı zaten: İçleri alınmış erkek gövdeleri, erkekliğin zaferini kutlamak için gruplar halinde şehirde kol gezmeliler...

Kurbanlık oğlanlar
İbrahim, oğlu İsmail'i Tanrı'ya kurban edecekken gökten melekler bir koç getiriyordu. Baba, oğlu yerine koçu kurban ediyordu. Kurban bayramı da böylece, herkesin oğlu yerine bir koyun (koç, dana, deve vesaire) kestiği bir güne dönüşüyordu.
Düşündüm de, belki de şehirleri ele geçiren bu genç İsmail'ler o kadar da "kurban edilmemiş" değiller. Her hayvan canıyla birlikte belki de bir erkek çocuğunun içi de öldürülüyor kurban bayramlarında.
Çünkü şimdi içi dövüle dövüle nasırlanmış bu çocuklar... Bu çocuklar çok küçüktü. Bir gün bir organlarının ucu, en güvendikleri insanlar tarafından kesilmişti. Kesilen organ yüceltilmiş, yüceltilen şey herkese gösterilmiş, canları yanarken kollarına altın suyuna batırılmış saatler takılıp ağızlarına gül kokulu lokumlar tıkılmıştı. Kız kardeşlerinden böylece ayrılmış ve bunun acısını anlatamadıkları için içlerinde bir yer düğümlenmişti.
Sonra bu çocuklar, kurban bayramlarının ilkinde, birkaç gün önceden alınıp evin yakınına bağlanan koyunlara isimler takmışlardı. O koyunları beslemişlerdi. Sonra bu çocuklar, kesilmiş organları ve yeni düğümlenmiş içleriyle, bir sabah kalktıklarında o sevdikleri, isim verdikleri canlıyı babasıyla beraber kesmişti. Koyunun kesilirken gözlerini bağlamış, öldürdüğünün gözünün içine bakmamayı, "kurbanların" gözünü bağlamayı orada öğrenmişti. Alnına bir parmak ılık kurban kanı çalındığında, erkek çocuk, artık diğer içsiz erkeklerin arasına katılmış, büyümüştü.

Kaçma ihtimali
Sahi, acaba gerçekten kurbanlar erkek çocuklar yerine kesildiğinde o çocuklar hiç mi ölmüyor? Ölmüş olmalılar. Yoksa şehirde bu kadar genç erkek bir araya gelip insanları ve bilhassa kadınları korkutmaktan bu kadar keyif alıyor olmazdı.
Şehirde o sabah birçok hayvan öldürülürken, yiyebileceklerinden fazlasını öldürürken insanlar, birçok erkek hayvanların üzerine çullandılar. Kaçmak isteyen danaların ayaklarını kesen bile oldu. Bir koyunun peşine koskocaman beş - altı adamın düştüğü bile görüldü. Ne bu korku? Bu ne telaş! Niye adamlar, hayvanların kaçmasından bu kadar korkuyordu?
Kurbanlık hayvanların kaçabilmesi ihtimali onları belli ki, başka ve daha derin sebeplerle korkutuyordu. Belki de hayvanların kaçabilmesi onlara da kaçma ihtimalini hatırlatıyordu. Kaçamadıklarına göre onlar kendileri kesilirken, hayvanlar da kaçmamalıydı. Küçükken öldürülen sevdikleri koyun kaçamadığına göre artık hiç kaçmamalıydı kurbanlıklar.
Çünkü kaçan her kurbanlık koyun, onlara bir kalpleri olduğunu hatırlatabilir ve o zaman büyük erkeklik müthiş ürkütücü bir biçimde çökebilirdi. O zaman şehrin genç erkek grupları, kesik süt gibi dağılırdı. Bu yüzden bir koyun daha ve daha çokları gözleri bağlanıp bağlanıp öldürülmeli, kadınlar erkek güruhlarının etrafından geniş bir yay çizmeli... Erkeklik düzeni yürümeli.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Türkler ve Yahudiler
İSTANBUL, daha doğrusu Türkiye değerli iki ye...
Çetin ALTAN
Timsahların yaşamı
TÜRKİYE'de timsahların yaşamını merak etmiş k...
Fikret BİLA
Livaneli'nin adaylığı
CHP Genel Başkanlığı için aday adayı konumund...
Yasemin CONGAR
"Water - boarding" ve özgürlük
Diyarbakır Cezaevi'nden Ankara Emniyeti'ne, s...
Faik ÖZTRAK
Uluslararası sermaye hareketleri ve Türkiye
Geçen hafta Uluslararası Finans Enstitüsü'nün...
Hasan PULUR
İşte Avrupa düşmanları!
Söyler misiniz, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne...
Ece TEMELKURAN
İsmail ölmüş olabilir
Bir mafya dizisinin, ikinci sınıf figüranları...
Yaman TÖRÜNER
İkinci Bush dönemi
Amerika'da "İkinci Bush Dönemi" başladı. Başt...
Osman ULAGAY
Asya'dan Londra'ya 'TÜRKLER'
İngiltere Başbakanı Tony Blair, önceki gün Lo...
Güngör URAS
İstanbul Londra'dan ucuz
Eski yıllarda hanımlarımız Londra'ya kürk alm...

© 2005 Milliyet