|
 |
|
|
Tarih olmak!
Baykal ve CHP... Bu konuda, bayram tatiline çıkarken gazetemizin manşetine Erdal İnönü'nün ilginç açıklamaları oturmuştu. Derya Sazak'la sohbet ederken her zamanki yalın üslubuyla şöyle demiş İnönü:
"Baykal'la CHP tarih olur!"
Ben de aynı kanıdayım.
Tıpkı DSP'nin Ecevit'le tarih olması gibi CHP de Baykal'la kendini ancak tarihin arşivine kaldırabilir.
Ciddi bir olasılık bu.
Benim meslek hayatım CHP ile içiçe geçti. Gazeteciliğe 1969'da başladım. Siyasal haberciliğe 1970'li yılların başında CHP'yi izleyerek adım attım. Bitmek tükenmek bilmeyen CHP kurultaylarının müdavimi olmuştum genç bir muhabir olarak.
Yıl 1976, olağanüstü kurultay.
Ecevit'in karşısında Baykal!
İstanbul'dan Ankara'ya gidip Halk Partisi kulisini dolaştıktan sonra Cumhuriyet'e hazırladığım yazı dizisinin girişi, bir CHP büyüğünün şu sözleriyle açılmış:
"CHP'deki kavganın sağla solla ilgisi yok. Düpedüz bir sandalye, bir post mücadelesi. Gerisi fasa fiso..."
Yazı dizim şöyle noktalanmış:
"Artık seçim sandığının tutucu dengesinin bozulduğu 1970'li yıllarda CHP'nin yeni bir seçim başarısı olasıdır. Türkiye'nin nazik dönemini aşabilmek özellikle CHP için tarihsel bir görev sayılmalıdır. Bu görevi başarabilmenin koşullarından biri de Kurultay'dan iç bütünlüğünü pekiştirerek çıkmaktır. Daha sonra kitlelerin umudunu boşa çıkarmayacak somut bir program ve güven verici bir kadroyla dışa dönük mücadele..."
Aradan geçen otuz yıl.
Yani hep aynı özlem ve dileklerle geçen uzun yıllar...
Ama değişen birşey olmamış.
Millete umut ve güven vermeyen, iktidar olamayan, her seçimde biraz daha gerileyen, değişemeyen, kendini yenilemekten aciz, iç kavgalarıyla kendini tüketen, kurultaylar partisi damgasını yiyen, kayıkçı kavgalarıyla yol alabileceğini sanan bir parti...
İşte yıllar böyle geçti.
CHP ne kendi önünü açabildi, ne de Türkiye'nin... Kendini değiştiremediği için de ülkeyi değiştirmeye zaten soyunamadı.
Çünkü iktidar olamadı.
Bu gerçeği çok önceden görenler oldu. Ecevit'le, Baykal'la bir yere gidilemeyeceğini öngördüler, yazdılar, çizdiler. Ama araya askeri darbeler de girdi. 12 Mart'lar, 12 Eylül'ler yüzünden siyasetin doğal akışı engellendi.
Bir başka deyişle:
Gerçeklerin açığa çıkması gecikti.
Bu arada umut yolculukları eksik olmadı. Sanki bu ülke Baykal'lara mahkummuş, sanki başka alternatifler olamazmış gibi pompalandı bu umut yolculukları. "Ecevit'le, Baykal'la, bu CHP ile artık bir yere gidilemez, nokta!" diyemedik bir türlü.
Bu süreçte ya da olumsuzlukta, itiraf edeyim, benim de payım var. Eski yazılarıma bakıyorum. Sorgulamışım. Doğru soruları sormuşum. Kuşkularımı her seferinde belirtmişim. Yeri geldiğinde sert biçimde eleştirmişim.
Ama "Bunlarla bir iş olmaz; Ecevit'le de, Baykal'la da bir yere gidilemez; nokta..." dememişim kesin bir dille. Örneğin, Erdal İnönü'nün "Baykal'la CHP tarih olur!" yargısını daha önce açıkça ifade etmemişim.
1992'nin Eylül ayı.
Yazımın başlığı:
"Baykal, gümbür gümbür!"
Baykal kurultayı kazanmış, CHP'nin başına geçmiş. Gece yarısından sonra Oran'daki evinde sohbet ediyoruz. Baykal iki konunun altını çiziyor:
CHP'de yenileşme ve değişim!
Şu sözler de Baykal'ın:
"CHP'de yenileşme ve değişim bekleyişi karşılanırsa muazzam birşey olacak. Herkes ciddi bir yenileşme ve bir umut ışığı arıyor. Bunu verebildiğimiz zaman ortalık allak bullak olur. Bizim dünya için ortodoks olmayan tavırlar koydum. Bunları daha geliştireceğiz. Yani şaşırtacağız orayı burayı. Başka türlü yenileşme olmuyor."
Ben de kapıyı aralık tutan, kendi içinde kuşkuyu da barındıran bir yorumla bitirmişim 13 yıl önceki yazımı:
"Baykal eğer lider olarak damgasını vurmak istiyorsa, yenileşme ve değişimi yeni CHP'de egemen kılmaya mahkum. Örgüt ve düşüncede yenileşmeyi sağlayabilirse, yeni parti kadrolaşmasına gençliğin dinamizmini de katabilirse, liderlik koltuğunu doldurabilir."
13 yıl geçti, hiçbiri olmadı. CHP ne değişti, ne yenilendi.
Bundan sonra da olmaz. Baykal'la CHP ancak tarih olur bundan sonra...
Baykal'lı CHP'nin tarihine biraz daha geriye giderek bakmaya yarın da devam.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|