Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Ocak 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Işık Üniversitesi ve Sıddık Yarman


İlköğretim okulları, liseleri ve üniversitesi ile Işık Okulları 120 yıllık bir geçmişe sahip. Işık ismi İslami akımları çağrıştırdığı için bu güzide kurumları, tarikat okulları sananlar da var. Oysa Selanik doğumlular ve Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet'in kazanımlarına sıkı sıkıya bağlılar. O kadarla da yetinmeyip kendilerini bu değerlerin koruyucu ve kollayıcısı olarak görürler. En çok övündükleri özellikleri de budur. Atatürkçülüklerine toz kondurmazlar.
Kadirşinaslıkta da üzerlerine yoktu. Değer bilirlerdi, saygıda kusur etmezlerdi. Galatasaraylılar ve Mülkiyeliler arasındaki abi, kardeşlik bağları ne kadar güçlü ise onlar da o kadar güçlüydü.
100 yıllık geçmişe sahip ender öğretim kurumlarımızdan biri olmasına karşın üniversite kurmada geç kaldılar. Günümüz vakıfları, büyük atılımlar gerçekleştirirken onlar içe kapanıklıklarından bir türlü kurtulamadılar. Vakıf yönetimi, hep politbüro gibi hareket etti. Küçük gruplar, büyük güçlere sahip oldu. Gerekçe ise hep alışık olduğumuz gerekçe: Dış etkilerin etkisi altında kalmamak. Vakfın geleceğini korumak...
İşte çarkların böylesine yavaş işlediği bu vakıfta, 10 yıl önce bir çılgın çıktı ve ben Işık Üniversitesi'ni kurmaya talibim dedi. O da bir Işıklıydı ve artık bir üniversiteleri olsun istiyordu.
Önce çok katı davrandılar. Sonra yokuşa sürdüler. En sonunda da madem bu kadar kararlısın, dene dediler. Kuruluşunun ilk gününden itibaren gelişmeleri, yakından izlediğim için biliyorum. Çuvallasın ve onunla birlikte destekleyenleri de rezil olsun diyenlerin sayısı, camianın ismine layık bir üniversite kurulmasını isteyenlerden çok daha fazlaydı. Ama Sıddık Hoca, onları yanılttı. Hem de çok yanılttı.
Önce Maslak'ta butik bir üniversite yarattı. Ardından da Şile'de modern bir kampus. Öğretim kadrosu, kuruluşundan itibaren hep en iyiler arasından seçildi. Kısa sürede, ODTÜ'yü, Boğaziçi'yi, Galatasaray'ı bitirenlerin mastır için tercih ettikleri üniversitelerden biri oldu.
Diplomalı işsizler mezun eden sıradan vakıf üniversitelerinden biri olmaktan ısrarla kaçındı. Öğrencilerin daha mezun olmadan iş bulduğu geleceğin mesleklerine yöneldi. Bunda da başarılı oldu.
Devlet üniversitelerinin 8-10 yılda, on milyonlarca dolar harcayarak gerçekleştirdiği çağdaş üniversite kampusunu, iki yıl gibi çok kısa bir sürede hayata geçirdi. Laboratuvar ve dersliklerin yanı sıra öğrenci yurtları ve diğer yaşamsal mekânlar, rakiplerine parmak ısırttı.
Peki, Işıklıların 100 yıllık üniversite hayalini gerçekleştiren Sıddık Yarman Hoca'ya bu üstün gayretleri için madalya mı takıldı? Onursal payeler mi verildi. Zaten bunların hiçbirinde gözü yoktu. İsteseydi diğer bazı vakıf üniversitelerinde olduğu gibi kılıfına uydurup üçüncü dönem rektörlüğün peşinde koştururdu. Ama o, hep üniversitemi nasıl daha hızla büyütürümün peşinde oldu. Sonuç mu?
Kendisi bu konuda tek bir laf etmese de, kelimenin tam anlamıyla can verdiği üniversitesinden buruk bir şekilde ayrılmaya zorlandı. Bir anda kendini kapının önünde buldu. Peşin aldığı son maaşının 10 günlük bölümü de çalışmadığı gerekçesiyle geri istendi. O, gece yarılarına kadar süren koşuşturmaları hiçe sayılarak.
Kalbi kırık, hem çok kırık. Şimdi kurucusu olduğu İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Bölümü'nde. 50'li yaşların daha başında. Kırık da olsa enerji dolu. Eminim kısa sürede yeni projelerle, yine bir yerlerde karşımıza çıkar. Ama Işıklılar onun açığını nasıl dolduracak hep birlikte göreceğiz.
Özetin özeti: Kurumları kurum yapan kendilerine has, özel değerleridir. Işık nasıl bu hale geldi bilemiyorum. Belki de pek çoğunun bu operasyondan haberi bile yok. Bakalım gelenler ne yapacak?

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ankara Üniversitesi cevap veriyor
ANKARA Üniversitesi Rektörü Prof. Nusret Aras...
Melih AŞIK
Uçmayan halı
Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan, Moskova'da Tür...
Fikret BİLA
Elekdağ'ın MGK eleştirisi
Türkiye'nin en deneyimli diplomatlarından CHP...
Hasan CEMAL
Tarih olmak!
Baykal ve CHP... Bu konuda, bayram tatiline ç...
Güneri CIVAOĞLU
Çocuk CHP'liler
Damardan CHP'li, 3 kuşak CHP'li dostum anlatı...
Can DÜNDAR
Kuyruklu bir yalan: "Uğur'lar ölmez!"
Önce aydınları vuruyorlar.
Abbas GÜÇLÜ
Işık Üniversitesi ve Sıddık Yarman
İlköğretim okulları, liseleri ve üniversitesi...
Sami KOHEN
Amaç sadece özgürlük mü?
ABD bundan sonra dış politikasında önceliği, ...
Mehmet Y. YILMAZ
'Ömrünü dolduran şey' CHP değil, diktatörlük anlayışı
Siyaset yaşamına CHP'de başlayan, bu partinin...
Derya SAZAK
Yuşçenko sendromu
CHP'nin bu hafta sonu toplanacak kurultaydan ...
Meral TAMER
Sol öldüyse demokrasi ne olacak?
Geçen hafta yazdığım bir yazıda "Sol öldü ve ...
Güngör URAS
Petkim ve Tüpraş'ı blok satma şansı kalmadı
Tüpraş'ın yabancılara satışı için B planından...
Serpil YILMAZ
Ankara'dan Kanada Başbakanı geçti
İç ve dış gündem öylesine yoğun geçiyor ki, d...
M. Ali BİRAND
Tatiller bitti, kolları sıvayalım
Bayram tatilinde ne yaptınız ?

© 2005 Milliyet