|
Org. Büyükanıt ve Kıbrıs
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın KKTC'de yaptığı açıklamalar, AB'ye ve Güney Kıbrıs yönetimine dönük önemli mesajlar taşıyor.
Org. Büyükanıt, Kıbrıs'ta kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan bir tek askerin bile çekilmeyeceğini söyledi.
Kara Kuvvetleri Komutanı, bu mesajı verirken, Türk tarafının çözümden yana tutumunu da vurgulamayı ihmal etmedi. Türk askerinin Kıbrıs'ta uluslararası anlaşmalara dayanarak bulunduğunu, Kıbrıs Türk'ünün güvenliğini sağladığını anımsattı. Org. Büyükanıt, Kıbrıs Türk'üne uygulanan izolasyonun sadece haksız değil aynı zamanda hukuksuz da olduğunu vurguladı.
Ne kadar kabul etmiyor görünsek de Kıbrıs, AB tarafından Türkiye ile müzakerelerin başlatılması için bir ön koşul olarak koşulmuştur. AB, bunu müzakere tarihi vermek için de yapmıştı. Kopenhag kriterleri dışında Türkiye'ye dönük özel bir koşul Kıbrıs...
AB'nin haksız tutumu
Bu koşulu kabul eden Türk tarafı, Annan Planı'na 'evet' demesine karşın, bu engeli aşamadı. AB, bu haksız ve hukuksuz tutumu ısrarla sürdürdü, sürdürüyor.
AB'nin soruna Yunanistan ve Güney Kıbrıs gözüyle baktığı açıktır. Türk tarafına koşul sürerken, Güney Kıbrıs'a kayıtsız koşulsuz üyelik garantisi vermiş ve Annan Planı'na 'hayır' demelerine karşın tam üye olarak almıştır.
Bu açık haksızlık dururken, sorunun çözümü sorumluluğunu yine Türk tarafına yüklemiş durumdadır. Koşulun özü, Rum yönetiminin Kıbrıs'ın tümünü temsil edecek biçimde tanınmasıdır. Ödün beklediği ve aldığı taraf, sürekli Türk tarafı olmuştur.
Bu yetmiyormuş gibi önümüzdeki süreç için de yine Türkiye'den KKTC'den ödün bekleniyor, jest bekleniyor. Bu beklentilerden biri de Türkiye'nin bugüne kadar gösterdiği yeterli gelmemiş gibi bir jest daha yapıp adadan asker çekmesidir. Bu öneri dillendiriliyor ve ayrıca Türkiye'de bazı kesimlerce de "kraldan fazla kralcı" bir yaklaşımla destekleniyor. Müzakereye oturmanın garanti altına alınması için hem istenen protokolün imzalanması hem de bir miktar asker çekilmesinin yararları üzerinde duruluyor.
Oysa, ödün vermesi, adım atması gereken taraf, Rum tarafıdır. AB'nin baskı yapması gereken de taraf da Rum tarafıdır. Rumlar böyle bir yoğun baskı görmedikçe, 3 Ekim 2005'e kadar bekleme lüksüne sahiptir. Bu lüks, onlara AB tarafından verilmiştir.
İstismar ettiler
AB, Türkiye'nin birliğe üye olma isteğini ve ısrarını istismar etmiştir. Müzakere tarihine kilitlenen Türkiye'ye istedikleri her şeyi yaptırmışlardır. Bugünkü yaklaşımları da 3 Ekim 2005'e kadar istediklerini kabul ettirmektir.
Yunanistan ve Rum yönetiminin asıl sorunu, adadaki Türk askeridir. Öncelikli hedefleri, Türk askerini Kıbrıs'tan çıkarmaktır. AB toprağı işgal altında propagandası da bunu gösteriyor. Yunanistan ve Rum yönetiminin bu yönde baskı kuracakları, AB'yi arkalarına alarak bu sonuca ulaşmaya çalışacakları açık.
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt'ın sözleri işte bu nedenle önem taşıyor. Yunanistan ve Rum yönetiminin amacı, bir çözüme varmadan Türk askerinin adadan gönderilmesi ve Kıbrıs Türk'ünün, Rum egemenliğini kabul etmesidir.
Kara Kuvvetleri Komutanı'nın kesin ve kalıcı bir çözüm olmadan adadan çekilmeyeceğini açıklaması, bu oyunun görüldüğünün işaretidir.
AB ve Rum yönetimi, "hem suçlu hem güçlü" durumundadır...
Bunun sık sık anımsatılmasında fayda vardır.
fbila@milliyet.com.tr
|
|