Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Ocak 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Org. Büyükanıt ve Kıbrıs


Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın KKTC'de yaptığı açıklamalar, AB'ye ve Güney Kıbrıs yönetimine dönük önemli mesajlar taşıyor.
Org. Büyükanıt, Kıbrıs'ta kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan bir tek askerin bile çekilmeyeceğini söyledi.
Kara Kuvvetleri Komutanı, bu mesajı verirken, Türk tarafının çözümden yana tutumunu da vurgulamayı ihmal etmedi. Türk askerinin Kıbrıs'ta uluslararası anlaşmalara dayanarak bulunduğunu, Kıbrıs Türk'ünün güvenliğini sağladığını anımsattı. Org. Büyükanıt, Kıbrıs Türk'üne uygulanan izolasyonun sadece haksız değil aynı zamanda hukuksuz da olduğunu vurguladı.
Ne kadar kabul etmiyor görünsek de Kıbrıs, AB tarafından Türkiye ile müzakerelerin başlatılması için bir ön koşul olarak koşulmuştur. AB, bunu müzakere tarihi vermek için de yapmıştı. Kopenhag kriterleri dışında Türkiye'ye dönük özel bir koşul Kıbrıs...

AB'nin haksız tutumu
Bu koşulu kabul eden Türk tarafı, Annan Planı'na 'evet' demesine karşın, bu engeli aşamadı. AB, bu haksız ve hukuksuz tutumu ısrarla sürdürdü, sürdürüyor.
AB'nin soruna Yunanistan ve Güney Kıbrıs gözüyle baktığı açıktır. Türk tarafına koşul sürerken, Güney Kıbrıs'a kayıtsız koşulsuz üyelik garantisi vermiş ve Annan Planı'na 'hayır' demelerine karşın tam üye olarak almıştır.
Bu açık haksızlık dururken, sorunun çözümü sorumluluğunu yine Türk tarafına yüklemiş durumdadır. Koşulun özü, Rum yönetiminin Kıbrıs'ın tümünü temsil edecek biçimde tanınmasıdır. Ödün beklediği ve aldığı taraf, sürekli Türk tarafı olmuştur.
Bu yetmiyormuş gibi önümüzdeki süreç için de yine Türkiye'den KKTC'den ödün bekleniyor, jest bekleniyor. Bu beklentilerden biri de Türkiye'nin bugüne kadar gösterdiği yeterli gelmemiş gibi bir jest daha yapıp adadan asker çekmesidir. Bu öneri dillendiriliyor ve ayrıca Türkiye'de bazı kesimlerce de "kraldan fazla kralcı" bir yaklaşımla destekleniyor. Müzakereye oturmanın garanti altına alınması için hem istenen protokolün imzalanması hem de bir miktar asker çekilmesinin yararları üzerinde duruluyor.
Oysa, ödün vermesi, adım atması gereken taraf, Rum tarafıdır. AB'nin baskı yapması gereken de taraf da Rum tarafıdır. Rumlar böyle bir yoğun baskı görmedikçe, 3 Ekim 2005'e kadar bekleme lüksüne sahiptir. Bu lüks, onlara AB tarafından verilmiştir.

İstismar ettiler
AB, Türkiye'nin birliğe üye olma isteğini ve ısrarını istismar etmiştir. Müzakere tarihine kilitlenen Türkiye'ye istedikleri her şeyi yaptırmışlardır. Bugünkü yaklaşımları da 3 Ekim 2005'e kadar istediklerini kabul ettirmektir.
Yunanistan ve Rum yönetiminin asıl sorunu, adadaki Türk askeridir. Öncelikli hedefleri, Türk askerini Kıbrıs'tan çıkarmaktır. AB toprağı işgal altında propagandası da bunu gösteriyor. Yunanistan ve Rum yönetiminin bu yönde baskı kuracakları, AB'yi arkalarına alarak bu sonuca ulaşmaya çalışacakları açık.
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Büyükanıt'ın sözleri işte bu nedenle önem taşıyor. Yunanistan ve Rum yönetiminin amacı, bir çözüme varmadan Türk askerinin adadan gönderilmesi ve Kıbrıs Türk'ünün, Rum egemenliğini kabul etmesidir.
Kara Kuvvetleri Komutanı'nın kesin ve kalıcı bir çözüm olmadan adadan çekilmeyeceğini açıklaması, bu oyunun görüldüğünün işaretidir.
AB ve Rum yönetimi, "hem suçlu hem güçlü" durumundadır...
Bunun sık sık anımsatılmasında fayda vardır.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
ANKARA Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Nusre...
Çetin ALTAN
Vitrini ve içeriğiyle cılbırlı bir potpuri...
Ufak tefek, yoksulca giyimli vücudu, omuzları...
Melih AŞIK
Gülen - gülmeyen
Fethullah Gülen'le yapılan röportajı Milliyet...
Fikret BİLA
Org. Büyükanıt ve Kıbrıs
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Hasan CEMAL
Einstein ne demiş?..
Baykal'ı ve CHP kurultaylarını düşünüyorum. V...
Güneri CIVAOĞLU
Baykal'ın şansı
Milliyet'in anketi için düşünceler: "Genel ba...
Abbas GÜÇLÜ
OKS başvuruları yapılamıyor
Ortaöğretim Kurumları Giriş sınavı OKS için b...
Nail GÜRELİ
Gitti Rahşan, geldi Olcay
Deniz Baykal'ın Balçiçek Pamir'e söylediği, "...
Sami KOHEN
Kıbrıs için ufak adımlar
Kıbrıs meselesinde "ufak - tefek" bazı gelişm...
Mehmet Y. YILMAZ
'Eğilim tespiti'
Siyaseti, Ankara'da kapalı kapılar ardında oy...
Hasan PULUR
Genel Yayın Müdürü nasıl kayboldu?
BAZI anıları ya da araştırmaları okurken, içi...
Meral TAMER
Prof. Tekeli'den sol için yeni parti modeli
Düşünce hayatımızın önde gelen isimlerinden P...
Ece TEMELKURAN
Ay lav diz geym!
Irak seçimlerinin reklam filmini izlediniz mi...
Yaman TÖRÜNER
Aklıma takılan sorular
Soru 1) Neden hemen hemen her ay Sabah Gazete...
Osman ULAGAY
Yoksulun çilesi, zenginin çenesi
Davos'ta bugün başlayacak olan Dünya Ekonomik...
Güngör URAS
Derviş'in 'sol'u 'işte öyle bir sol'
Milliyet Ekonomi'de pazartesi yayımlanan yazı...
M. Ali BİRAND
MÜZAKERELER 2006'DA BAŞLARSA NE OLUR ?
Avrupa Birliği ile katılma müzakereleri 3 Eki...

© 2005 Milliyet