Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Ocak 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Einstein ne demiş?..


Baykal'ı ve CHP kurultaylarını düşünüyorum. Ve Einstein'ın bir sözü aklıma takılıyor. "Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir" demiş büyük bilim adamı...
Baykal'ı düşünüyorum.
İşine geldiği vakit 'değişim'den, 'yenilenme'den dem vuran, ama çabucak unutan Baykal'ı...
Sloganları seven...
Sadece kürsülerden en hırçın üslubuyla bu sloganları bağırmaktan hoşlanan... Ama bundan öteye gidemeyen... Siyaseti birtakım slogan ve klişelerin ötesine götüremediği için de derinleşemeyen... Bu yüzden bir türlü inandırıcı olamayan, güven veremeyen lider...
Baykal'ı düşünüyorum.
1995'te Londra'ya gitmiştik birlikte. Tony Blair'le buluşmuştu. O zaman İngiliz İşçi Partisi'nin yeni sol programına merak sarmıştı Baykal.
Blair 43 yaşındaydı.
Önce partisini değiştirmiş, sonra iktidara yükselmişti Blair... Yıllar geçti daha hâlâ başbakanlık koltuğunda oturuyor Blair. Bu yılki seçimi de kazanacağı kesin gibi.
Baykal'a gelince...
70'ine doğru yol alıyor.
Ama hem muhalefette, hem seçim kazanamıyor bunca yıldır. 1995'te yüzde 10 barajını kıl payı geçmişti. 1999'da baraja takıldı. 2002'de de, uzun muhalefet döneminden, ekonomik tarihimizin en büyük '2001 şubat krizi'nden ve Kemal Derviş dopinginden sonra bile yine muhalefette kalmıştı.
Baykal 1999'da baraja takılınca şunları yazmıştım:
"CHP tam dört yıldır muhalefetteydi. Çetelere bulaşmadı. Ama yine de oyunu artıramadı. Üstelik baraja takıldı. Yani yüzde 10'un altında kaldı. Niye? CHP yeniden doğuşa geçebilir mi? Yoksa tabela partisi olarak tarihin arşivine mi kaldırılır?"
Hâlâ kuşku, hâlâ soru işareti. Defalarca denenmiş olanı, acaba diyerek daha hâlâ denemeye kalkışmak...
Ne yazık!
Biraz daha geriye gidelim.
1980'lerin Baykal'ı.
İspanya'ya gitmiştim 1985 yılında. Franco'dan kurtuluşun ve demokrasiye geçişin onuncu yılı kutlanıyordu. İspanya'da Sosyalistler üç yıldır iktidardaydı. Ülkeyi demokratikleştiriyor, Avrupa Birliği'ne taşıyorlardı.
Sosyalistlerin lideri Felipe Gonzales başbakandı, 43 yaşındaydı. Alfonso Guerra, partide ve hükümette iki numaraydı, 44 yaşındaydı. Önce mühendis olmuş, sonra felsefe ve edebiyat okumuştu. Jose Marawall 43 yaşındaydı. Partinin ideoloğu ve Eğitim Bakanı'ydı. İngiltere'de, Oxford Üniversitesi'nde hukuk ve sosyoloji doktorası yapmış, Franco zindanlarında yatmıştı. Miguel Boyer 44 yaşındaydı ve Felipe'nin iç kabinesindendi. Ekonomi ondan soruluyordu.
Başbakan Gonzales dışında hepsiyle uzun sohbetler yapmıştık, Cumhuriyet Madrid muhabiri Nilgün Cerrahoğlu'yla. İzlenimlerimi uzun uzun yazmıştım. Daha yaşı 45'e vurmamış gerçekten genç İspanyol sosyalistlerinin ülkelerini nasıl kalkındırdıklarını, nasıl demokratikleştirdiklerini, nasıl Avrupa'yla bütünleştirdiklerini anlatmıştım.
Türkiye'ye dönünce belki de ilk telefon Baykal'dan gelmişti. Ankara'da kendisiyle buluşup 'İspanyol modeli'ni konuşmuştuk. On yıl sonra Londra'da 'Blair modeli'nde olacağı gibi, on yıl önce de Gonzales modeli konusunda heyecanlanmıştı Baykal...
Ama o kadar.
Değişen bir şey olmadı.
Baykal yine sloganlarda, kendi dar çevresinde yaşamaya, yaşlanmaya devam etti. Taşra kokan tarzından ve kendi ezberlerinden hiç kurtulamadı. Cilası bazen parlardı. Ama şöyle bir çizikle herhangi bir derinlikten yoksun olduğu hemen anlaşılırdı.
Onun içindir ki:
Arada bir etkilenir gibi olduğu Gonzales'lerin, Blair'lerin ufuk genişliğini, entelektüel takım oyunu zihniyetini, değişim iradelerini kavrayamadı.
Ya da böyle bir kumaştan değildi.
Farklı bir kumaştan dokunduğu için de, böyle yolları 1990'ların ilk yarısında kendisine göstermeye çalışan bir İsmail Cem'i, 2000'lerin hemen başında yine bu yolları kendisine içtenlikle anlatmak isteyen bir Kemal Derviş'i vitrin süsü olarak kullanmaktan öteye gitmedi, gidemedi Baykal.
Geçelim.
Aklımda Einstein'ın sözü:
"Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir."
Ben Baykal'ı artık daha fazla düşünmek istemiyorum. Siz hâlâ düşünüyor musunuz, CHP'nin sayın kurultay delegeleri?..

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
ANKARA Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Nusre...
Çetin ALTAN
Vitrini ve içeriğiyle cılbırlı bir potpuri...
Ufak tefek, yoksulca giyimli vücudu, omuzları...
Melih AŞIK
Gülen - gülmeyen
Fethullah Gülen'le yapılan röportajı Milliyet...
Fikret BİLA
Org. Büyükanıt ve Kıbrıs
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Hasan CEMAL
Einstein ne demiş?..
Baykal'ı ve CHP kurultaylarını düşünüyorum. V...
Güneri CIVAOĞLU
Baykal'ın şansı
Milliyet'in anketi için düşünceler: "Genel ba...
Abbas GÜÇLÜ
OKS başvuruları yapılamıyor
Ortaöğretim Kurumları Giriş sınavı OKS için b...
Nail GÜRELİ
Gitti Rahşan, geldi Olcay
Deniz Baykal'ın Balçiçek Pamir'e söylediği, "...
Sami KOHEN
Kıbrıs için ufak adımlar
Kıbrıs meselesinde "ufak - tefek" bazı gelişm...
Mehmet Y. YILMAZ
'Eğilim tespiti'
Siyaseti, Ankara'da kapalı kapılar ardında oy...
Hasan PULUR
Genel Yayın Müdürü nasıl kayboldu?
BAZI anıları ya da araştırmaları okurken, içi...
Meral TAMER
Prof. Tekeli'den sol için yeni parti modeli
Düşünce hayatımızın önde gelen isimlerinden P...
Ece TEMELKURAN
Ay lav diz geym!
Irak seçimlerinin reklam filmini izlediniz mi...
Yaman TÖRÜNER
Aklıma takılan sorular
Soru 1) Neden hemen hemen her ay Sabah Gazete...
Osman ULAGAY
Yoksulun çilesi, zenginin çenesi
Davos'ta bugün başlayacak olan Dünya Ekonomik...
Güngör URAS
Derviş'in 'sol'u 'işte öyle bir sol'
Milliyet Ekonomi'de pazartesi yayımlanan yazı...
M. Ali BİRAND
MÜZAKERELER 2006'DA BAŞLARSA NE OLUR ?
Avrupa Birliği ile katılma müzakereleri 3 Eki...

© 2005 Milliyet