Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Ocak 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

MÜZAKERELER 2006'DA BAŞLARSA NE OLUR ?


Avrupa Birliği ile katılma müzakereleri 3 Ekim günü başlayacak. Bu konuda hiçbir değişiklik yok. Brüksel' den kaynaklanan haberler, müzakerelerde paragrafların veya bölümlerin açılarak fiilen başlamasının, 2005 sonuna veya 2006'nın ilk aylarına sarkabileceği belirtiliyor.
İlk bakışta bazı yorumcular, "İşte gördünüz mü, AB yine sarsaklamaya başladı. Ertelemeler geliyor" demeye başladılar. Oysa bunun kaygılanılacak hiçbir yanı yok. Böyle bir durumla karşılaşılma olasılığı hep vardı. Başka ülkelerle müzakerelerin açılmasında da aynı geciklemeler görülmüştü. Bunun en tipik örneği, İspanya oldu. AB Komisyonu İspanyollarla müzakereleri tam iki yıl süreyle başlatmadı. Çeşitli gerekçelerle ertelemeye gittiler. Nedeni de, üye ülkelerdeki kaygıydı. İspanyol işçilerinin AB piyasalarını istila edeceklerinden çekinildiğinden dolayı, iki yıllık bir bekleme süresi uygulanmıştı.
Türkiye ile müzakereler resmen 3 ekim günü başlatılacak ve hemen ardından da "tarama" adı verilen sürece geçilecek. Tarama, Türk mevzuatı ile AB mevzuatı arasındaki farkların saptanması anlamına geliyor. Bu sürecin 3 ile 5 ay arasında tamamlanabilineceği ve bu durumda da, müzakerelerin fiilen başlamasının, 2005 sonu ile 2006' nın ilk ayları arasında gerçekleşebileceği belirtiliyor.
Bu durumun Türkiye'yi rahatsız etmemesi gerekiyor. Tam aksine, işimize yarayabilecektir. Zira Türkiye halen ne müzakerecisini ne de müzakere heyetini kurabilmiştir. Ne gereken yasalarını çıkartmış ne de genel politikalarını saptayacak çalışmaları başlatabilmiştir.
Anlayacağınız, bırakın AB'nin işi uzatmasını, henüz bizler hazır değiliz.
Bizlerin asıl üstünde durmamız gereken, iç hazırlıklarımızın biran önce hızlandırılması için hükümeti sıkıştırmak olmalı…

GS MARKASI VE DENİZLİ' NİN YÜKSELİŞİ
Markalaşmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren yeni bir örnekle karşı karşıyayız: Mustafa Denizli' nin İran'a transferi...
Hepimizi memnun eden bir gelişme oldu. Günlerden beri de basında konuşuluyor. Denizli'nin İran'a gidişi, Farsça öğrenmesi günlük yaşamımızın bir parçası oldu.
Dışardan baktığımız zaman bunu parlak bir kişisel başarı olarak niteleyebiliriz. Ancak sadece bu değil, Denizli'nin bu sıçrayışının altında bir de Marka yatmaktadır. Bu marka da Galatasaray'dır.
Unutmayalım ki, eğer GS spektaküler bir şekilde UEFA kupasını kazanmamış olsaydı, dev takımları yenmemiş olsaydı, hemen ardından Hasan Şaş'lı, Hakan Şükür'lü Türk Milli takımı Dünya Şampiyonasında 3üncü olmasaydı, kimseler GS markasının farkına varmazdı.
GS bir marka oldu. Uluslararası piyasada kimin GS'lı, kimin FB'li olduğunu bilen yoktur. Üstelik umurlarında dahi değildir. Dünya bir tek şey bilir: Galatasaray.
Uluslararası kamu oyu için, GS Türkiye'li bir markadır. Bu şemsiyenin altına giren herkesin yıldızı parlar.
Fatih Terim de, FB'li Rüştü de, Mustafa Denizli de, Avrupada oynayan Türkler de bu markanın bir parçaları olarak görülür.

GS, YEREL BAŞARILARIN YETMEDİĞİNİ GÖSTERDİ
Geçenlerde, GS'ın 100 üncü yıldönümü için hazırladığımız belgesel için Fatih Terim ile uzun bir söyleşi yaptık. Terim son derece doğru bir saptamada bulundu:
"GS, Türkiye'de artık yerel başarıların o kadar da önemli olmadığını, asıl başarının yurt dışında kazanılanlar olduğunu gösterdi. GS çıtayı yükseltti."
Belki farkında değiliz, ancak gerçekten de Türk kamu oyunun çıtası GS ile yükseldi. Artık FB' nin GS'ı veya GS'ın FB'yi yenmesi, lig şampiyonu olması o kadar da önemli değil. Artık önemli olan, Şampiyonlar Kupasını veya UEFA'yı almaktır.
Türkiye'nin GS gibi daha çok markalara ihtiyacı var.FB'nin, BJK'nın da aynı başarıyı göstermemeleri için hiçbir neden yok. Ankara biraz uzun görüşlü olsa, Avrupa şampiyonluklarda başarı gösteren takımlara büyük yardımlar yapar. Onları teşvik eder. Böylece Türkiye markası daha da yaygınlaşır. Mustafa Denizli'ler, Hakan veya Hasan'lar dünyanın dört bir köşesinde kapışılırlar.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Üniversite ve bilim
ANKARA Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Nusre...
Çetin ALTAN
Vitrini ve içeriğiyle cılbırlı bir potpuri...
Ufak tefek, yoksulca giyimli vücudu, omuzları...
Melih AŞIK
Gülen - gülmeyen
Fethullah Gülen'le yapılan röportajı Milliyet...
Fikret BİLA
Org. Büyükanıt ve Kıbrıs
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Hasan CEMAL
Einstein ne demiş?..
Baykal'ı ve CHP kurultaylarını düşünüyorum. V...
Güneri CIVAOĞLU
Baykal'ın şansı
Milliyet'in anketi için düşünceler: "Genel ba...
Abbas GÜÇLÜ
OKS başvuruları yapılamıyor
Ortaöğretim Kurumları Giriş sınavı OKS için b...
Nail GÜRELİ
Gitti Rahşan, geldi Olcay
Deniz Baykal'ın Balçiçek Pamir'e söylediği, "...
Sami KOHEN
Kıbrıs için ufak adımlar
Kıbrıs meselesinde "ufak - tefek" bazı gelişm...
Mehmet Y. YILMAZ
'Eğilim tespiti'
Siyaseti, Ankara'da kapalı kapılar ardında oy...
Hasan PULUR
Genel Yayın Müdürü nasıl kayboldu?
BAZI anıları ya da araştırmaları okurken, içi...
Meral TAMER
Prof. Tekeli'den sol için yeni parti modeli
Düşünce hayatımızın önde gelen isimlerinden P...
Ece TEMELKURAN
Ay lav diz geym!
Irak seçimlerinin reklam filmini izlediniz mi...
Yaman TÖRÜNER
Aklıma takılan sorular
Soru 1) Neden hemen hemen her ay Sabah Gazete...
Osman ULAGAY
Yoksulun çilesi, zenginin çenesi
Davos'ta bugün başlayacak olan Dünya Ekonomik...
Güngör URAS
Derviş'in 'sol'u 'işte öyle bir sol'
Milliyet Ekonomi'de pazartesi yayımlanan yazı...
M. Ali BİRAND
MÜZAKERELER 2006'DA BAŞLARSA NE OLUR ?
Avrupa Birliği ile katılma müzakereleri 3 Eki...

© 2005 Milliyet