
|
|
|
 |
|
|
Şahsına münhasır bir iş kadını
Akkök Grubu'nun Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Dinçkök oldukça renkli bir isim. Bu yıl tango öğrenmek istiyor. Müzik dinlemeyi, bahçeyle uğraşmayı seviyor. Kendi deyimiyle şahsına münhasır bir iş kadını olan dinçkök Mercimek çorbası, kıymalı bezelye, kuru fasulye, pilav gibi klasik tencere yemeklerini tercih ediyor. Ayrıca eline de burcunun dövmesini yaptırmış
EYLEM TÜRK
Kendi deyimiyle şahsına münhasır bir iş kadını o. Kendini "Aslında net ve açık bir insanım. Kararlıyım. Çoğu zaman ısrarcıyım. Sabırlı olmayı sevmem ama çok sabırlıyım. Ayrıca eğlenceli bir insan olduğumu da düşünüyorum" diye tanımlıyor Ayça Dinçkök.
Akkök Grubu'nun Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Dinçkök aynı zamanda Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Yönetim Kurulu'nda üyelik görevini yürütüyor.
1973 yılının karlı bir ocak sabahı, İstanbul'da doğmuş. 32 yaşında. İlkokul, ortaokul ve liseyi Iışık Lisesi'nde okumuş. Boston Üniversitesi'nde de işletme eğitimi almış. 1994 yılında mezun olmuş. Aynı yıl büyükbabası Raif Dinçkök'ü kaybetmiş.
O master yapmak isterken, babası Ömer Dinçkök onu şirkete çalışmaya çağırmış. 21 yaşında iş hayatına atılan Dinçkök o günleri şöyle anlatıyor: "Öylece geldim. 1994 yılından beri grubun içinde çeşitli şirketlerde görev yaptım. Aksu'da kalite güvence sistemi kurmak istedim. Genel müdüre bağlı bir pozisyon talep ettim. Danışman şirket ile birlikte 1.5 yıl gibi kısa bir sürede bütün prosedürlerimizi hazırladık. Kalite güvence sistemimizi oluşturduk. Ve belgeye hak kazandık. İşte ilk aldığım ödül bu. 24 yaşındaydım. Bir nevi rüştümü ispat etmiştim. Öğrenme sürecime çok katkısı oldu. Çünkü kalite güvence sistemi dediğiniz zaman şirketin her bölümüyle çalışmak durumundasınız."
100 milyon dolarlık yatırım
İlk çocuğunu doğurduktan hemen sonra pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcılığına atanan Dinçkök, bir süre sonra grubun içinde kurumsallaşma döneminde oluşturulan icra kurulunda görev almış.
"Bütün grubun performansını takip eden, organizasyonunu yapan bir kurul bu. Ben şu anda bu kurulun üyesi olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda Aksa'da koordinatör olarak çalışıyorum. Aksu'dan 2002 yılında Aksa'ya geçtim. 2004 yılının başında TÜSİAD'ın yönetim kuruluna seçildim" diyor.
Dinçkök, TÜSİAD'da aynı zamanda Bilgi Toplumu ve Yeni Teknolojiler Komisyonu Başkanı olarak görev yapıyor.
"TÜSİAD'da çalışmak benim için bir onur. TÜSİAD'ı her zaman ön planda tutuyorum. Elimden geleni katmaya çalışıyorum. Bu komisyonda Türkiye'nin bilgi toplumu olması için nelere ihtiyacı var ve hangi yeni teknolojilerin geliştirilmesi lazım bunların üzerinde çalışıyoruz" diyor.
Akkök Grubu'nun 1952 yılında kurulmuş bir sanayi grubu olduğunu söyleyen Dinçkök, şöyle anlatıyor: "Kimya, tekstil ve enerji ağırlıklı faaliyet gösteriyoruz. Bunun yanı sıra Akmerkez, Tekirdağ'daki Akport Limanı, Paper Moon gibi işlerimiz de var. Toplam 19 şirket ve 1 milyar dolar ciromuz var. Biz sürekli yatırım yapan bir grubuz. Gelecek yıl için 100 milyon dolarlık yatırım planımız var. Kimya, tekstil, enerji alanlarında yatırım planlıyoruz. Bunların dışında sürpriz bir iş üzerinde de çalışıyoruz."
'Babam iyi ki genç'
İnsanlardan öte onların beğendiğim davranışlarını kendisine örnek aldığını söyleyen Dinçkök, "Babamla on yıldır beraber çalışıyoruz. Onun olması her zaman iyi çünkü sorumluluk paylaşıyoruz. İyi ki gençmiş ki daha uzun süre birlikte çalışabiliriz" diyor.
Bu durumun kendisine belli bir rahatlık verdiğini belirten Dinçkök, "İşi çok iyi bilen birisinin yanında olması güzel. Sıkışınca hemen telefon ediyorum. Bir takım noktalarda ne yapacağımı soruyorum. O da bana danışıyor ama ben daha çok danışıyorum. Ben çocukluğumdan beri babamla fabrikaya giderdim. Sekreteriyle dışarıda oturuyordum. Beni odasına almazdı. Büyüdükçe beni toplantılara dahil etmeye başladı. Üniversitedeyken yaz aylarında staj yaptım. İşe başladığımda 21 yaşındaydım" diyor.
Eline burcunun dövmesini yaptırmış
"Ben hâlâ çocuğum" diyor Dinçkök. Ona göre insanın içindeki çocuğu yok etmesi mümkün değil. Çocukluğunun en rahat ortaya çıktığı ortamlarda çok keyif alıyormuş. Mesela çocuklarıyla oynarken. Dinçkök'ün burcu oğlakmış. Eline burcunun sembolü olan bir dövme yaptırmış. Tüm vaktinin çocuklarıyla geçtiğini anlatıyor. "Biri kız diğeri erkek iki çocuğum var. Ben hayvanları çok sevdiğim için kızıma Mercan, oğluma Kaplan ismini verdim. Hafta sonu bir bütün günümü onlara ayırıyorum" diyor.
Tango öğrenecek
Bu yıl tango öğrenmek isteyen Dinçkök, en sevdiği şeyin müzik dinlemek olduğunu belirtiyor. Ayrıca bahçeyle uğraşmayı da seviyormuş. "Kızımla bu yaz çok tohum ektik ve birlikte suladık. Bu bizi hem bir arada tutuyor hem de ben çok keyif alıyorum. Toprakla oyalanırken her şeyi unutuyorum. Spor yapmaya hiç vaktim olmuyor ama kendi kendime yoga yapıyorum. Hem anneliğin hem de iş kadınlığının çok heyecan verici olduğunu anlatan Dinçkök, "Günde on saat çalışıyorum. Ama benim en mutlu olduğum yer fabrikanın içi. Masa başında sıkılıyorum çünkü dünyadan izole olmuş gibi hissediyorum. Gerçek motivasyonu orada buluyorum" diyor.
Dinçkök hem yemek yapmayı hem de yemeyi çok seviyormuş. Özellikle de klasik tencere yemeklerini. Mercimek çorbası, kıymalı bezelye - pilav, kuru fasulye - pilav gibi.
'Hamileliğime ait güzel fotoğrafım olsun istedim'
Dinçkök oldukça renkli bir isim. İş dünyasının 'sıra dışı' bir siması olarak bilinen Dinçkök'e ELLE dergisine verdiği röportajı ve aynı dergide yer alan hamilelik fotoğraflarını soruyoruz.
"Ben o resimleri çektirdiğimde oğluma hamileydim. Çok sevdiğim bir fotoğrafçı arkadaşım çekmişti. Hamileliğime ait güzel fotoğraflarım olsun istedim. Çünkü insan hamileyken hep yorgun çıkıyor resimleri. Bu fotoğrafların öyle bir anısı var" diye yanıtlıyor.
Ona göre resimlerle cesaret olmaz. "Cesaret bazı insanlar için bazı şeyleri zamanında söylemek , bazı insanlar için de söylememektir"diyor.
Red Sonja hayranı
Dinçkök çocukken mitolojik kitaplara çok meraklıymış. Conan'ın her fasikülünü okumuş. Şöyle anlatıyor: "Conan ilkel zamanda yaşayan bir savaçı. Bir hafta sonu çocuklarımla birlikteyken Mayadrom'daki oyuncaklar arasında Belit'i gördüm. Conan'ın bir karısı vardır. Conan bir defa evlendi. Bak şimdi ben de tanıyormuşum gibi anlatıyorum. Karısı da korsan Belit'tir. O da muazzam bir savaşçıdır. Mayadrom'da gördüm ki Belit'in bebeğini yapmışlar. Aldım hemen baktım. Niye benim zamanında yapmamışlar diye düşündüm. Red Sonja da Conan'ın yenemediği tek savaşçıdır. Çünkü Conan herkesi yener. Ben o karikatürlerden Red Sonja'nın çizimlerini taklit ederdim. Biraz çizim yeteneğim var. Red Sonja'yı hayranlıkla okurdum ve beni etkilemişti."
|
|
|

|
|