Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Ocak 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İçinizi dökün şarıl şarıl!

Şirin görünmek, kendinizi beğendirmek için klişe konuşmalara yapışmayın! Kimse yemiyor öyle yalandan halleri...


Yasemin Bozkurt'a gıpta edeceğimi ya da Semra hanımı takdirle anacağımı biri söylemiş olsa, "Hadi canım!" derdim! Çünkü ara sıra denk gelirsem şöyle bir bakar geçerdim ikisine de. Ama son zamanlarda Yasemin Bozkurt'un Kanal D'deki programına takıldım kaldım. "Arkası Yarın"la "belgesel" arasında bir program bu. Yasemin Bozkurt süper! Öyle kolay mı bir sürü tuhaf konukla ve onların kendilerinden de tuhaf sorunlarıyla baş etmek? Yurtsan Atakan'ın çarşamba günü Hürriyet'te "Asıl kadınlar aldatır" başlıklı yazısını okuduğumda "Herhalde Bozkurt'un programını o da kaçırmıyor" diye güldüm. Zira bu programda herkesin bayramlık ağzını nasıl da sonuna kadar açtığını, kimin karısının kimin kocasıyla kaçtığını, bir erkeğin kaç tane karısı olabileceğini, kadınların kaç tane imam nikahlı koca alabileceğini, daha ne bileyim... Bir "hayatın içinden çorba tarifleri" misali, "daldan dala" ağzınız açık seyredilesi bir şey işte!
Semra hanım da Yasemin Bozkurt'un program formatının hayat bulmuş hali gibi! "Dök içinden geçeni, çekinme!" diye yapımcı melek omzundan cesaret üfürüklüyor sanki! Ama nasıl bir iç dökme, içinden geçeni çekinmeden söyleme hali! Millet deliriyor tabii, zira şimdiye kadar kurabiye akıllı Esra Ceyhan teyzenin beyinlerini süngere çevirmesi yüzünden öyle bir yapmacıklığa kurban gittiler ki, biri çıkıp da langır lungur konuştu mu kalakalıyorlar...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Neden bu programa ve Semra hanıma daldım derseniz, dün tam üç kız arkadaşımla sevgiliciklerinden konuşuyorduk. Üçü de içlerinden geçeni değil de, söylemeleri gerektiğini düşündükleri şeyleri konuşup duruyorlar sevgilileriyle. Ve ilişki falan da namevcut tabii. Geçen gün Cine5'te "Başka Yerde Yok"a konuk olduğumda Mesut Yar "çiftler arasındaki iletişim"den bahsedecek oldu, "İletişim denen şey ütopyadan ibaret" diye açtım ağzımı, sustuğumda program bitmişti.
"E, iletişim denen şey madem ütopya, bu kızlar içlerinden geçeni söyleyecekler de ne değişecek" diye kafanızda soru ampulleri yanmasın boş yere. Ne işe yarayacak; kuruntu edecekleri, söylenmemiş sözleri içlerinde kalmayacak. Bu kadar basit. Hem daha kaç kere yazacağım; erkekler lafı gediğine çekinmeden yerleştiren kadınlara taparlar! Kendinize yararı umurunuzda değilse bile, bari sırf bu yüzden lafınızı esirgemeyin...
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Eğer içinizden geçeni söylemezseniz beraber olduğunuz insan ne düşündüğünüzü, ne hissettiğinizi imkanı yok bilemez. Aynen sizin de onun düşüncelerini ya da hislerini bilemediğinizde yaptığınız gibi, sizin konuşmalarınızı kendi içinden tamamlar. Yani iki taraf da konuşmadan, kendi hisleri doğrultusunda birbirlerini "seslendirirler" ve sadece "korkularıyla konuşur hale gelirler". Aşk dedikleri şey bu yüzden de bir "kendi kendinle kavga hali"dir. "İlişkiniz" olsun istiyorsanız, önce içinizden geçenleri lafınızı eğmeden söylemeyi deneyin. Şirin görünmek için, kendinizi beğendirmek için klişe konuşmalara yapışmayın. Kimse yemiyor öyle yalandan halleri... İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi
Yurtsan Atakan "Kadınlar hayal kurarak aldatırlar" ya da "Duygusal aldatma cinsel aldatmadan daha da büyük ahlaksızlıktır" cinsi buyurmuşlar ki, diyecek şey bulamadım ama "Ahlak söylevlerinde de hep bir aldatmaca vardır" diyeyim geçeyim... Cinsler arasında "Bu cins şu cinsten daha çok aldatır" diye genellemeler de hep aldatmacadır. Doğru, kadınların hayalleri de icraatları da boldur, bilirsiniz. Ama canı çeken, kaybedecek de bir şeyi olmayan herkes aldatır. Şunu da unutmayın ki, insan kendini ne kadar "değersiz" hissederse, beraber olduğu karşı cinsin "aldatan tür" olduğuna inanmaya o kadar meyillidir... Kendini aldatmayanları öperim...

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Nasıl oynamam gerekiyor?"
Merhaba. O güzel, bakımlı, sarışın, uzun boylu, dikkat çekici ve alımlı. İşyerimize geleli bir sene oluyor. Aramızda bir "elektrik" vardı. Nişanlısından yeni ayrılmış. Bana terk edilme nedeninin çocuğun ve ailesinin tutucu olması ve kendisini bir türlü onaylamaması olduğunu söyledi. Ayrıca her söylediğini onaylayan erkeklerden hoşlanmadığını, kendisine karşı gelen ve ikna edebilenleri tercih ettiğini söyledi. Hakkındaki düşünce ve izlenimlerimi de sordu. Şimdi benim nasıl oynamam gerekiyor? Akın Ö.

* * *

Siz de açık sözlülükle isteklerinizi söyleyin. İşte buna "dürüstlük oyunu" denir. Bu oyunda kim çekinmeden konuşursa o kazanır... Tarif ettiği erkek tipi bütün kadınların rüyalarını süsler ama evlenecekleri erkek tam tersi, yani aslında kendilerine teslim olan erkeklerdir, kendilerini alt edenler değil. Bu bir tür "güç" oyunudur. Kadınlar önce zor bir erkek bulup aşık olur, sonra da onu "ehlileştirmeyi" isterler. Yapmanız gereken önce zor ve dengesiz bir erkek olup (aklınıza estiği gibi davranın mesela), sonra da sizi ancak o kontrol edebiliyormuş gibi yanında uslu olmak. Yanınızda başkaları varken de yaramaz olun. Eğlenceli bir oyun...


Biraz da istatistik

Yalan söylediğinden şüphelenirseniz... (yüzde)
Alır karşıma açık açık sorarım37.00
Sürekli o konudan konuşur, açık vermesini beklerim22.00
Öyle bir oyun oynarım ki mecburen itiraf eder17.00
Üzerine gitmem, belki bilmemek daha iyidir10.00
Zamana bırakır, gelip anlatmasını beklerim8.00
Kavga çıkartır, ağlama krizi geçiririm5.00
Bir tanıdığımızdan ağzını aramasını isterim1.00


1 soru 1 cevap
Erkek: Kadınlar erkeklerden daha çok aldatır, biliyor musun?

Kadın: Ben bilmiyorum ama sen bunu bildiğine göre çok aldatıldın!

"İçinden geçeni söyleme" dersi
1) Hal ve hareketler: Karşınızdaki konuşurken dikkatle dinleyin. Kafanızdan ilk geçenler sizin hakiki tepkilerinizdir. "Ay ne desem", "Ne demek istedi" ya da "Anlamazdan geleyim" demeyin... Mimiklerinizi salın gitsin. Şaşkınlık nidaları, kaş çatmaları, el kol hareketleriyle sözünü kesmek, "Ay yeter" diye çığlık atmak serbest.

2) Konuşma: E, içinizden geçeni söyleyeceksiniz ya, işte size başlangıç için kolay cümleler: "Saçmalama!", "Hadi canım, uyduruyorsun!", "Yalancı!" ya da en yuvarlak haliyle "Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin!" demek en ala başlangıç sizin için.

3) Dikkat: İçinizden geçeni söylemeye başladıktan sonra başınıza gelecekler için günlerce özürler dileyip lafınızı yalayıp yutacak tiplerdenseniz, bayramlık ağzınızı hiç açmayın.

www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
"İznimi yarıda kesip Bahadır'ın yanına dönerdim"
Grammy adayı albümde onlar da var
Yer bezinden, kahve paketinden çanta
Bağlamayla "My Way"
'Superstar'ların 35'inci yaş günü
Bizi soğuk günler bekliyor
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Girdaplar-1 / Para





Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet