|
Aman hatır gönül işlemesin!
AB ile müzakerelerde kimler seçilmeli?
GÜNDEMDE değilmiş gibi, pek ortalarda konuşulmuyor ama AB ile müzakerelerde Türkiye'yi kimler temsil edecek sorusu siyaset kazanını için için kaynatıyor.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül delegasyonun başkanlığını kimselere bırakmaz. Aslında protokol olarak doğrusu da budur diye düşünenler çoğunlukta. Ama diplomatları, sekreterleriyle, tercümanlarıyla, uzmanlarıyla, ortaya hayli kalabalık bir heyet çıkacağını geçmişteki bazı olaylardan görüyoruz.
Bu vesileyle geçen gün, Lozan Barış Anlaşması'nı yapmaya giden heyetin hazırlanışını ve arada geçen olayları yeniden okuyarak anılarımı tazeledim.
Bir defa Lozan'da barış müzakereleri için yetenekli, yeteneksiz kimler heyete katılmak istememiş ki? Yusuf Kemal Tengirşenk, Rauf Orbay başkanlık sevdasında. Bir de hangi görevle olursa olsun kapağı Lozan'a atmak isteyenler var.
İsmet Paşa ilk günler hiç hesapta yoktur. Bizzat Mustafa Kemal'in müdahalesiyle son dakikada Dışişleri Bakanlığı'na atanıyor, otomatikman heyetin başkanlığına getiriliyor. Sonra murahhas olarak Dr. Rıza Nur. Diplomatlar, hukukçular, sekreterler, gazeteciler....
İsmet Paşa o günler askerdir. İnönü Savaşı'nda giydiği çizmelerin çamuru bile hâlâ üzerindedir. Rauf Bey bozuluyor, Yusuf Kemal kızıyor. Rauf Bey İsmet Paşa'ya küskünlüğünü müzakereler boyunca sürdürüyor. Kendisi o sırada başvekildir! Moral bozucu ters cevaplar, mesajlar göndermektedir Lozan'a, İsmet Paşa'ya.
Kadere bakınız siz! Ülkesinden yıllarca uzakta kalan Rauf Bey'i sonradan Londra büyükelçisi yapan, milletvekili yapan İsmet Paşa'dır!
O devrin usta siyasetçilerine devlet adamlarına karşı bizimkiler Lozan'da adeta ikinci bir meydan savaşı veriyor. Tehdit, şantaj, oyun, yalan dolanla bizimkileri pes ettirmeye çalışıyorlar. Ama sonuç; bizim acemi diplomatlar Lozan'da barışı yakalıyor!
Aylarca İsviçre'de kalıyor heyetimiz. Bazıları eşlerini de götürüyor. Hanımlar kılık kıyafetlerini düzeltmeye çalışıyor. Boş zamanlarında Amerikan murahhası Amiral Bristol ve diğer diplomatlar İsmet Paşa'yı bilardo partilerine çağırıyor. Paşa hep temkinlidir. Ayrıca şüphecidir de. Kılı kırk yarar.
Heyetler otellerin barında toplanıp içki içiyorlar. Diplomatlar, subaylar, gazeteciler bir arada.
Yahya Kemal barmen
İşte bir de ufak anı. O gün İnönü zaferinin yıldönümüdür. Bizimkiler otelin barını kapatırlar kutlamak için. Danışmanlar, sekreterler, askerler, diplomatlar toplanır neşe içinde. Şair Yahya Kemal, barın büfesinde içki dağıtır, şiirler okur herkesi güldürür neşelendirir. Türk gazetecileri de oradadır. Yalnız savaşın kahramanı İsmet Paşa gelmemiştir. Odasında oturmayı tercih eder.
Tanin başyazarı Hüseyin Cahit (Yalçın) bir yabancı sevgiliyle baş başa yemek yemektedir bir köşede. İki gün sonra Tanin'de başyazısı çıkar. "Barda bir düzine içki içen cıvık sarhoşlar..." diye.
Lozan Konferansı sırasında da vardır bizim böyle iç çekişmelerimiz!
İsmet Paşa hep temkinli, tedbirli, nerede, nasıl, ne konuşacağını bilir, kelimeleri hesaplı kullanır, zeki bir kurmay askerdir. Böyle olayların içinde pişer devlet adamlığında.
AB ile müzakerelerde Türkiye'yi temsil edecek heyetin A'dan Z'ye kadrosunun seçimi sonuç için çok önemli. Aman hatır gönül karışmasın, ehliyet en önemli seçilme gücü olsun!
|
|