Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Ocak 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İç borcu yeniden yapılandırmaya mecburuz


Kemal Derviş, Milliyet Ekonomi'de yayımlanan yazısında diyor ki, "Borç/milli gelir oranı ve yurtiçi reel faizler çok yüksek oldukça, bir ülkenin istikrarlı biçimde, uzun süre, hızlı büyümesi ve sosyal sorunlarını çözümlemesi çok zordur. Radikal sol iktisatçıların önemli bir bölümü bu engeli aşmak için genelde kamu borçlarının devletin tek taraflı kararıyla yapılandırılmasına ve azaltılmasına taraftardır." Kemal Derviş, yazının ileri bölümünde de, böyle tek taraflı bir yapılandırmanın kabul edilemez bir çözüm olduğunu anlatıyor.
Kemal Derviş'in tanımına göre "radikal bir sol iktisatçı" mıyım, değil miyim bilemiyorum ama, bildiğim bir şey var: "Biz iç borçlarımızı yapılandırmak zorundayız."
Tekrarda yarar var. Borç yapılandırması, iflas bayrağı çekmek demek değildir. Borç yapılandırması, para birimi değişimi, vade ve faiz düzenlemeleri gibi imkânları zorlayarak, borcu taşınabilir hale getirme operasyonudur.

Borç borç doğuruyor
Bizim iç borcumuz nasıl oluştu? Politikacı, kamu kaynaklarını cömertçe ona buna peşkeş çekti. Olmayan paraları harcadı. Bütçe açık verdi. Bütçe açığını kapatmak için vergiyi artırmak yerine borçlanmayı tercih edenlere Merkez Bankası destek verdi. Merkez Bankası (enflasyonu kontrol ediyor görüntüsünde) dövizi düşük, faizi yüksek tutarak, borçlanmayı ve sıcak para hareketini teşvik etti. Hükümetler kolayca borçlandıklarını gördüğünden borcun büyümesine aldırış etmedi. Yüksek reel faiz borcu büyüttükçe büyüttü. Borç ödenemez hale geldi. İç borcu kazasız belasız döndürmek ülkenin birinci sorunu oldu. Vergilerin devamlı artırılmasına, faiz dışı fazla gibi zorlamalara ve iç kaynakların tamamının ve vergi gelirlerinin yarısının faize gitmesine rağmen iç borç stoku bir türlü azalamadı.
Ülke tasarruflarının tamamına yakını faize gitti. Faize giden paranın büyük kısmı da ucuz ucuz dövize çevrilerek yurtdışına kaçtı.
Bu anlatılanlar yanlış mı? Olmayan bir şey mi anlatılıyor?
1998 yılında iç borç stokumuz 37 milyar, 1999 yılında 42 milyar dolardı.
2000 yılında 54 milyar, 2001 yılında 84 milyar, 2002 yılında 91 milyar, 2003 yılında 139 milyar, 2004 yılında 167 milyar dolar oldu.
Devamlı faiz ödüyoruz. IMF talimatı doğrultusunda bütçeden faiz dışı fazla diyerek para ayırıyoruz. Ama netice bu. Böyle olmaması da imkansız. Faiz yükü nedeniyle bütçe açık verdikçe iç borcun, dışarıya döviz akışı nedeniyle cari işlemler (döviz) hesabı açık verdikçe de dış borcun artmasından doğal bir şey olamaz.

Şimdi artık çok güç
Bu politika, "çağdaş sosyal demokrat anlayış"ı savunan Kemal Derviş'in "borç politikası"dır... Kemal Derviş 3 Mart 2001 tarihinde ekonominin dümenine geçti. 17 ay dümeni elinde tuttu. 2001 yılı sonunda iç borç stoku 84.0 milyar dolardı. Bu toplam borcun sadece yüzde 34.0'lük bölümü, sadece 28.9 milyar dolarlık bölümü piyasaya olan borçtu. 2001 yılı sonunda bu iç borç stokunu yeniden yapılandırmak çok çok kolaydı. Kemal Derviş, yeniden yapılandırma yerine, sürdürmeyi tercih etti. Ve bu nedenledir ki, 2004 sonunda (borç, borç doğurarak), 167.3 milyar dolara ulaştı. Piyasanın toplam borçtaki payı yüzde 62.9'a, 105.2 milyar dolara yükseldi. Bu büyüklük ve yapıdaki iç borcu yeniden yapılandırmak şimdi çok çok güç... Ama, bugün yeniden yapılandırmazsak, yarın daha da güç hale gelecek... (Yiğit Bulut uyarıyor: Haftada 1 milyar dolar, yılda 52 milyar dolar faiz ödemesiyle, Türkiye hangi sol anlayışa göre sosyal devlet olabilir?) N'olur, kimse çıkıp da "Biz bu borcu öderiz abicim!" demeye kalkmasın. İşte durum ortada. Ödeyemeyiz, ödeyemiyoruz... Yemiyoruz, içmiyoruz, dişimizden, tırnağımızdan artırarak döndürmeye çalışıyoruz...

İç borç stoku (alacaklılara göre dağılım)
2001200220032004
Toplam borç84.991.7139.3167.3
KAMU56.048.466.462.1
Merkez Bankası22.617.219.316.5
Kamu bankaları15.814.919.520.5
TMSF10.56.710.86.2
Diğer kamu7.19.616.819.0
PİYASA28.943.372.9105.2

Kaynak: Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Başbuğ'u dinlerken
GENELKURMAY İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ'...
Çetin ALTAN
Yer sallanmaya başlayınca...
ÖNCEKİ gün akşam saatlerinde, 5.5 şiddetinde ...
Melih AŞIK
Asker konuşunca
Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt, Kıb...
Fikret BİLA
Kerkük alarmı
Genelkurmay ilk kez basını bilgilendirme topl...
Hasan CEMAL
Kaybolan yıllar dizisi!
Avrupa Birliği konusunda "Bana kaybolan yılla...
Yılmaz ÇETİNER
AB ile müzakerelerde kimler seçilmeli?
GÜNDEMDE değilmiş gibi, pek ortalarda konuşul...
Güneri CIVAOĞLU
Metal Fırtına
Kuzey Irak'ta Türk birlikleri ile ABD güçleri...
Can DÜNDAR
Gülün adı: Değişim
Demokrasi tarihimiz boyunca seçmen, partilerd...
Doğan HEPER
Farklı olmak, fark yaratmak
DOĞAN Medya Grubu'nun bu yılki "buluşma" konu...
Sami KOHEN
Kerkük'teki tehlike
ULUSLARARASI Kriz Grubu, güncel dünya sorunla...
Mehmet Y. YILMAZ
Türk'üz biz 'kuşkuyu' çok severiz!
İsrailli lider Şimon Peres, eski politik raki...
Hasan PULUR
Kurban üzerine...
FARSÇA bir deyim vardır: "Men çe guyem, tambu...
Derya SAZAK
Değişimin adayı
CHP kurultayına 3 gün kala Milliyet referandu...
Meral TAMER
Davos'ta sınıf atlayan Türkiye
Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu toplantılarını...
Osman ULAGAY
Sharon Stone'la gelen umut
Başlık sizi şaşırtmasın, Davos'a giderken kar...
Güngör URAS
İç borcu yeniden yapılandırmaya mecburuz
Kemal Derviş, Milliyet Ekonomi'de yayımlanan ...
Serpil YILMAZ
Erdoğan: 'Endonezya'ya birlikte gidelim'
Güney Asya'daki felaketzedeler için 5 Şubat't...
M. Ali BİRAND
Gelin casus belli tehdidinden vazgeçelim
Eskiden "casus belli" kelimelerini çok sık ku...

© 2005 Milliyet