|
Davos'ta dünyayla Türkiye!
DAVOS, İsviçre
Batı'yla İslam diyaloğu... Bu çerçevede bir yıl önce kurulan 100'ler Meclisi...Toplantı ağır ilerliyor.
Aslında konu ilginç:
Kilise-devlet-politika ilişkileri... Bu arada özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengeler gündeme geliyor. Ama dediğim gibi, ağır ilerliyor toplantı. Bilemiyorum, belki tartışma çok fazla din ağırlıklı olduğu için öyle. Belki de dışarıda çok güzel kar yağdığı için söylenenler pek o kadar dikkatimi çekmiyor.
Biri diyor ki:
"Pazar ekonomisi mi, komuta ekonomisi mi? Otoriter-totaliter rejimler mi, demokrasi mi? Geçen yüzyılda bu iki sorunun yanıtı alındı. Ama henüz yanıtlanmayan üçüncü soruya gelince: Zengin ve güçlü insanların dine ihtiyaçları var mı?"
Ne güzel yağıyor kar!
Çıkıp yürüyüş yapmalı.
Bağdat'tan gelmiş. Iraklı bir Arap. Güvenlik alanında yetkili olduğu belirtiliyor. "Profesyonel kitle katilleriyle mücadele ediyoruz. Özgürlük ve demokrasi için büyük bedel ödedik, daha fazlasını da ödemeye hazırız" diyor. Irak'tan iyi haberler de olduğunu söylerken cep telefonumda bir mesaj çınlıyor, "Amerikan helikopteri düştü, 31 Amerikalı asker öldü" diye...
Bir tartışma konusu atıyor ortaya, Sünnilik ile Şiilik ayrı ayrı dinler mi diye soruyor.
Not alıyorum sözlerini:
"Allah göstermesin, Irak'taki deney başarısızlıkla sonuçlanırsa, bu bütün bölge için felaket olur."
Pazar günü seçim var Irak'ta.
Bir 'iç savaş'a kapıyı açabilir mi Irak seçimleri? Yoksa bir istikrar dönemi kanlı bir sürecin sonunda uç verebilir mi? Henüz bu sorunun yanıtı yok. Temenni hiç kuşkusuz, istikrar kapısının açılması yolunda...
Kar tül perde gibi iniyor.
Kendimi dışarıya atıyorum.
100'ler Meclisi bu kez bayıyor.
Kar altında yürüyüş daha iyi. Başbakan Blair'i dinlemek ilginç olabilir. Dünya Ekonomik Forumu'nun üyeleri arasında yaptığı ankette dünyanın bugün karşı karşıya bulunduğu önemli sorunlar şöyle sıralanmış:
Yoksulluk, hakça küreselleşme, iklim değişikliği, eğitim, Ortadoğu ve küresel yönetim...
Büyük ekranda Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, Paris'ten konuşuyor Forum'a. Afrika'nın sorunlarından, yoksulluğu ve AIDS'i yenmenin öneminden, küresel ısınma ve iklim değişikliğinden, Afrika'da çocukları kırıp geçiren bulaşıcı hastalıklarla mücadeleden söz ediyor. Zengin-yoksul uçurumunun fanatizm, terörizm ve siyasal aşırılıktaki payını sorguluyor. Bütün bunları sessiz tsunamiler diye niteliyor.
Herkesin evet diyeceği doğrular...
Başbakan Blair kürsüde.
Etkileyici bir konuşma tarzı var. İyi bir hatip. Dikkat ediyorum, en çok Amerika'yla Avrupa arasında ortak gündem ve birlik havasını yeniden estirmenin önemi üstünde duruyor. Çevre ve iklim konusunu, Irak'ı, Afganistan'ı, Ortadoğu'da barışı, yoksulluğu gündeme getirdikten sonra çağrı yapıyor:
"Bunlar öylesine sorunlar ki, bir ülke ne kadar güçlü olursa olsun, tek başına bunların üstesinden gelemez."
Bu çağrıyı alabilir mi Bush? Avrupa, Amerika'ya ne kadar yanaşır?
Bu açılardan son zamanlarda olumlu bazı sinyaller yok değil. Cumhurbaşkanı Chirac'ın, Irak Devlet Başkanı'nı meşru bir başkan olarak Paris'te kabul etmesi... Yine Chirac'ın bu yakınlarda Washington'a yapacağı ziyaret... Ve Bush'un şubat ayında Avrupa'ya gelecek olması...
Davos kulisinde bunlar iyimser yorumlara neden olabiliyor. Amerika'yla Avrupa arasında buzların 'ikinci Bush dönemi'nde eriyeceğini belirtenler var.
Dışarıda kar hızlandı.
Hava çok soğuk, buz gibi. Yürürken insanın yüzünü kesiyor. Dünya ekonomisi mi? Bu yıl karamsar öngörüler yok. Avrupa, Amerika'ya açıklarını azaltması için bağırıyor. Amerika, Avrupa'ya ekonomide reformlarını yapması için bağırıyor. Amerika'yla Avrupa, ikisi birlikte Çin'e parasını değerlendirmesi için bağırıyorlar.
Ve Çin yükseliyor!
Tedirginlikle izlenen bir olgu... Peki, bizim medya niçin bu kadar dışa kapalı? Ayağım kaydı, az daha düşüyordum. Sahnede Clinton, Blair, Bill Gates, rock yıldızı Bono, Güney Afrika ve Nijerya cumhurbaşkanları...
Afrika'yı kurtarmaya çalışıyorlar.
Fransız meslektaşım Christine Ockrent'in Davos için tarifi fena değil:
"Kapitalist kendini beğenmişliğin mabedi!"
Birazdan Başbakan Erdoğan geliyor. Hani öyle derler ya, ayağının tozuyla Davos'taki medya elitinin karşısına çıkacak, soruları yanıtlayacak. Ama sanıyorum bu kez rahat olacak uluslararası medyanın karşısında. Çünkü geçen yılki belirsiz hava yok bu defa.
Türkiye bir yıl öncesine göre çok daha iyi bir yerde. Enflasyonu yenmiş, lirasından altı sıfır atmış, reformları yaparak AB'den tarih almış, Kıbrıs'ta yüzde 65 evete büyük katkı yapmış bir Türkiye bu. Davos kulisinde hakkında iyi konuşulan bir Türkiye bu...
Yıllardır ilk kez böyle.
Davos yazıları devam edecek.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|