|
 |
|
|
Yazgı / yazı
Aşağıdaki satırlara katılıyorum. Ancak tek itirazımı son satırlara saklıyorum.
"CHP geçmişte defalarca olduğu gibi yeniden bir olağanüstü kurultay sürecine girdi. Türkiye'nin çökmekte olan siyasi parti sisteminin son kalelelerinden biri olan bu partideki kurultay maalesef Türkiye için yeni bir vizyonun tartışılacağı değil, parti içi liderlik kavgasının bir sonraki kurultaya kadar çözüleceği bir delege kapma yarışından ibaret olacaktır.
Deniz Baykal, 3 Kasım 2002 genel seçimleri ile tasfiye olan Ecevit, Yılmaz ve Çiller kuşağının son temsilcisidir. Baykal, 1999 genel seçimlerinde Türkiye'nin en eski ve köklü partisinin seçim barajının altında kalarak parlamentoya girememesine neden olmuş, ARI Hareketi ve tüm toplum tarafından desteklenen bir tavır sergileyerek, parti genel başkanlığından istifa etmiştir. Kısa bir süre sonra ise geri dönmüş ve yeniden genel başkanlık görevini üstlenmiş ve tüm toplum tarafından alkışlanan istifasının bir anlam ifade etmediğini kısa sürede göstermiştir.
Genel başkan olduktan sonra Türk siyasi partilerinin genel yapısına uygun olarak parti içi demokrasiyi ve karar alma süreçlernde üye ve delege katılımcılığını hiçe sayarak partiyi oligarşik bir yapı içinde yönetmiştir. Buna ek olarak büyük sorunlarla boğuşan Türkiye için özellikle bir sosyal demokrat partiden beklenen vizyonu ortaya koymaktan çok uzak yapay gündem maddeleri üzerine söylemler geliştiren bir politika anlayışı benimsemiştir. Bu anlayışın sonucu olarak CHP sadece iki siyasi partiden oluşan parlamentoya o günkü şartların zorlamasıyla ana muhalefet partisi olarak girmeyi başarmış ancak almayı hedeflediği oy oranının bir hayli gerisinde bir oy almıştır.
Son yerel seçimlerde de aynı durum devam etmiş, parti oylarında ciddi bir değişiklik olmadan yerinde saymıştır.
Tüm bu seçim başarısızlıklarına, Türkiye için vizyon geliştirmek yerine türban ve imam hatip gibi konularda popülist çıkışlara ve parti içindeki huzursuzluklara rağmen Deniz Baykal, 29 Ocak olağanüstü kurultayında bir kez daha aday olmak üzeredir.
Gerek kamuoyunda tartışıldığı, gerekse ARI Hareketi tarafından daha önce gönderdiğimiz bültenlerde yer aldığı gibi, CHP'nin ve Türk siyasi yaşamında aktif olan tüm siyasi partilerin tek sorununun genel başkanları olduğunu söylemek, gerçeklikten uzaktır ve konunun şahıslara indirgenmesine neden olacaktır. Türkiye'deki siyasi partilerin sorunları şahıslardan, parti genel genel başkanlarının kişiliklerinden ve yönetim biçimlerinden öte, yapısaldır. Öte yandan CHP'deki tartışmalar göstermektedir ki, bugün gelinen noktada genel başkan değişikliği parti içi sorunların çözülebilmesi için bir ön koşul haline gelmektedir.
Deniz Baykal, gelişmiş bir demokrasinin en temel değerlerinden biri olan hesap verme sorumluluğundan bihaber, yeniden aday olurken sadece kendi partisinin değil, Türkiye'nin sağlam ve değerler üzerinden işleyen gerçek bir demokrasiye sahip olmasını da ipotek altına almaktadır.
Deniz Baykal ve ekibinin yapması gereken tek şey; bu kurultayı parti içi demokrasinin tahsis edilmesi için bir milat kabul edip, CHP ile ilgilenen toplumun çeşitli kesimlerinden gelen yurttaşların sesine kulak vermek ve parti yönetimini, eski siyasi anlayışı devam ettirmekte Deniz Baykal'dan hiç de aşağı kalmayacak olan mevcut diğer adayların da dışında yeni yüzlere, daha genç ve vizyon sahibi insanlara teslim etmektir. Bu, siyasi yaşamının son günlerini yaşayan Deniz Baykal'ın CHP ve Türk demokrasisine yapacağı belki de tek katkı olacaktır."
Haluk Önen
Genel Koordinatör
.........................
İtirazıma gelince...
Açıklanan adayların dışında nerede o genç yüzler?
Keşke olsa...
Sarıgül mü... Baykal mı?
İşte CHP'nin yazgısı...
Alın yazısı mı?
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|