|
Suriye ve Afganlara Türkiye morali
Dünya Ekonomik Forumu'nun 2. günü sabah oturumunda Kongre Merkezi'nin 2500 kişilik büyük salonu hıncahınç dolu, ayakta bile yer yok. Çünkü G - 8 ve Afrika: Retorik mi, eylem mi? başlıklı oturumun birbirinden ilginç konuşmacıları var: İngiltere Başbakanı Tony Blair, ABD eski Başkanı Bill Clinton, Microsoft'un sahibi Bill Gates, müzisyen Bono, Güney Afrika Devlet Başkanı Thabo Mbeki ve Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo.
Suriye'den övgü
Konuklar bu kadar ünlü olunca, güvenlik de doğal olarak çok sıkı. Oturumun başlamasını beklerken, yanımdaki yaşlı bey "Hello" deyip hangi ülkeden olduğumu soruyor. Türk olduğumu öğrenince "Selamün aleyküm" diyerek elimi sıkarken gözleri parlıyor: "Son dönemde çok iyi gidiyorsunuz. Geçen ay İstanbul'da temsilcilik açtım. Mayıstan itibaren Suriyeliler Türk mallarıyla tanışacak. Bize çok mal satacaksınız. Anlaşma 2 taraflı, ama bizim size satacak malımız pek yok" diyor ve kartını veriyor. Nahas Şirketler Grubu'nun sahibi Saeb Nahas. "Sizi göreceğimi tahmin edemediğim için yanımda Suriye Türk İşadamları Derneği'nin de yazılı olduğu kartım yanımda yok" diye bir ekleme yapmayı da ihmal etmiyor. Demek Suriye Türk İşadamları Derneği de kurulmuş.
Davos toplantılarının başlangıcından beri (35 yıldır) müdavimi olan Suriyeli Saeb Bey, Turgut Özal'ın iyi dostuymuş. Başbakan Tayyip Erdoğan'ı da, Özal'ı da Türkiye'yi dünyaya açan liderler olarak görüyor. Erdoğan'ı Özal'a göre (tuttuğunu koparan anlamında) daha agresiv bulduğunu belirtirken, hemen şu eklemeyi de yapıyor: "Tabii devir de çok değişti. Özal Davos'ta bu kürsüden Avrupa Birliği, Hıristiyan Kulübü olarak mı kalmak istiyor" diye defalarca sormuş, ama AB o dönemde gerekli duyarlılığı göstermemişti."
Karla gelen su!
O sırada ünlü spekülatör George Soros önümden geçip Nahas'ın yanına otururken, sağ yanımda oturanın Afganistan Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah olduğunu fark ediyorum. Türk olduğumu Nahas'la konuşurken duymuş. "Hükümetiniz bize çok yardımcı oluyor. Bu yıl hava da bizden yana. Bol kar yağdı. Bu demektir ki su sıkıntımız da, yiyecek sıkıntımız da hafifleyecek" diyor. Kardan medet uman Afganistan Dışişleri Bakanı'nın beni bir anda sarsan bu gündemi, oturumun konu başlığı ile de örtüşüyor aslında.
Yoksula para yok
Dünyadaki toplam üretimin % 80'ini gerçekleştiren en zengin 8 ülke; açlıktan, susuzluktan, sıtmadan, AIDS'den milyonlarca insanın öldüğü Afrika'ya karşı neden bu kadar duyarsız? Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac'ın bir gün önce telekonferansla katıldığı oturumda önerdiği gibi G - 8 üyesi ülkelerde her türlü finansal işleme zorunlu verginin konmadığı takdirde, zenginlerin Afrikalılar için ellerini ceplerine sokmaları mümkün değil mi? Chirac'ın bu önerisi bile, Davos ahalisi tarafından tepkiyle karşılandığına göre, anlaşılan önümüzdeki dönemde de G - 8'in retorikten eyleme geçmesi mümkün olmayacak.
Yıllar boyu kendi haline terk edilen koca kıtanın, şimdilik sadece laf olarak olsa da G - 8'in gündemine girmesinin altında ne olabilir? Herhalde zenginlerin birden merhamete gelmeleri değil! Şeytanın avukatlığını yaparak aklıma gelen ihtimalleri rasgele sıralayayım:
Uluslararası terörizmin önümüzdeki yıllarda Afrika'yı mesken tutma ihtimali.Hammadde zengini Afrika, Çin'in yoğun talebi sonucu hızla artan hammadde fiyatları sayesinde, zengin ülkelerin gözünde yeniden müşteri kimliği kazanıyor olabilir.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|