|
 |
|
|
Asıl sorun Bush mu?
"Davos Meclisi", Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yılki toplantısında denenen bir yöntem Forum'un 700 dolayındaki katılımcısı, önce küçük çalışma grubları halinde çalıştıktan sonra düzenlenen genel oturumda, yapılan oylamayla dünyamızın karşı karşıya bulunduğu en önemli ve öncelikli sorunları saptandı. Yarısı uluslararası iş aleminden gelen 700 katılımcının saptadığı 6 öncelikli sorun, şöyle sıralandı: 1- Yoksulluk, 2- Adil olmayan küreselleşme, 3- İklim değişikliği, 4- Eğitim, 5- Orta Doğu, 6- Küresel yönetişim
Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Claus Schwab açılış oturumunda yaptığı konuşmada bu 6 önceliğin bu yılki Forum'da yapılacak tartışmalara yön vereceğini ve bu sorunlara çözümler üretmek için çaba harcanacağını açıkladı. Davos 2005'in ilk iki gününde konuşan Tony Blair ve Jacques Chirac gibi liderler de bu sorunları öne çıkartan konuşmaları yaptılar.
Bu öncelikli sorunları bir bütün olarak ele aldığımızda ve bu sorunların çözümü için neler yapılması gerektiğini düşündüğümüzde karşımıza 'Bush faktörü' çıkıyor. ABD yönetiminin, küresel sorunlara duyarsız tavrı ve kendi ulusal çıkarlarını savunmak gerekçesiyle hemen her alanda uluslararası işbirliğine yanaşmaması öncelikli sorunların çözümlenmesini zorlaştırıyor.
Yoksulluğun yenilmesi için kalkınma yardımlarının artırılması konusunda Avrupa'nın yıllık katkısı 50 milyar dolara yaklaşırken, toplam geliri daha fazla olan ABD'nin katkısı bunun üçte biri mertebesinde kalıyor. Daha adil bir küreselleşme için çaba harcanmasına fazla sıcak bakmayan Bush yönetiminin, iklim değişikliklerine karşı çözüm bulmak üzere katonlan Kyoto Anlaşması'na karşı olduğu da bir gerçek. ABD'nin Orta Doğu'da izlediği saldırgan politikanın bölgedeki sorunları artırdığı ortada. Birlişmiş Milletler'i devre dışı bırakmaya pek hevesli olan ABD yönetiminin küresel yönetişime önem verdiğini söylemek de zor, uzun lafın kısası "Davos Meclisi"nin öncelikli sorun olarak belirlediği başlıkların her birinde çözümü zorlaştıran ülke olarak ABD çıkıyor karşımıza.
Kerry kazansaydı
ABD'deki Başbakanlık seçimini Bush yerine John Kerry kazanmış olsaydı bu yıl Davos'ta çok farklı bir hava esecekti kuşkusuz. Davos toplantılarının eski müdavimlerinden olan Kerry, Davos platformunu ABD'nin küresel sorunlara yeniden duyarlı hale gelerek "Küresel Liderlik" rolünü oynayabileceğini kanıtlamak amacıyla kulanabilecekti.
ABD yönetimindeki bu tavır değişikliği ise, küresel sorunların çözümü yolunda yeni adımların atılmasını kolaylaştırabilecekti. Ancak ABD halkının % 51'i Bush'u tercih edince bu yılki Davos Forumu'ndan dünyanın geleceği için iyimser beklentilerle ayrılmak zorlaştı. Şimdi umutlar Başkan Bush'un 2. döneminde atacağı adımlara endekslenmiş durumda. Bush'un gelecek ay Avrupa'ya yapacağı ziyaret bu bakımdan önem taşıyor.
ABD'ye tepki çok
Dünya Ekonomik Forumu'na parelel olarak sürmekte "Genç Küresel Liderler" grubunun toplantılarına katılan Ali Koç, altı başbakanla pek çok firmanın üst düzey yöneticisinin bulunduğu grupta Amerika'ya karşı duyulan tepkinin yaygınlığına şaşırmış. Katıldığım her oturumda da ABD'nin küresel çözümleri tıkayan ve riskleri artıran tavrına karşı tepki gösterenler oluyor.
ABD yönetiminin büyük bütçe açıkları ve dış açıklar vererek yarattığı dengesizliklerin dünya ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri de Davos 2005'de sıkça gündeme gelen konular arasında. ABD'nin bir "faiz şoku" ve "dolar şoku" yaşayabileceği konusundaki tahminlerde hayli yaygın. ABD'de faizlerin ve doların geleceği konusundaki tartışmaları bundan sonraki yazılarımda ele alacağım.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|