Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Ocak 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Erdoğan, Kıbrıs sihirbazı olacak


DAVOS

Bu yazının hemen başında anlaşalım ki, sonradan aramızda kavga çıkmasın:
"Türk tarafı geçen yıl Annan planını kabul ederek herkesi şaşırttı. Ancak karşılığını alamadı. Rumlar, şark kurnazlığı ile referandumu reddettiler. Şu ana kadar da, kısa vadede beklendiği kadar zarar görmediler."
Bu sonuç hiçbirimizi tatmin etmedi. Büyük bir özveride bulunmuştuk ancak karşılığında Uluslararası kamuoyundan beklenen desteği alamadık. Verilen vaatlerden hiçbiri tutulmadı.
Kızdık, hatta tepki gösterdi.
Haklıydık.
Ancak hayat devam ediyor.
Haklı olduğumuzu söyleyip küsmek, hatta eskiye oranla daha sertleşip, "bu adamlara esneklikte yaramıyor" demek hiçbir işe yaramıyor.
Dış Politikada, oyunu iyi oynayan kazanıyor.
Türkiye, Kıbrıs konusunda oyunu iyi oynadı, ancak geç kaldı. Denktaş'ı zamanında ikna edemedi. Ülkelerin hayatlarında hep böyle olaylarla karşılaşılmıştır.
Belki Türkiye istediğini elde edemedi de, sanki Papadopulos mu kazandı?
Hayır. Rum lider, kısa vadeli akılcı bir taktik uyguladı. Köşeye sıkışmıştı, son dakika manevrasıyla Türk tarafına ilginç bir çalım attı.
Denktaş'ın sayesinde Avrupa Birliğine kapağı attı ve kendini büyük oranda kurtardı. Eğer AKP, bir yıl önce iktidar olabilse ve bu politikalarını uygulamaya başlasaydı, durum bambaşka olurdu. Bugün ya KKTC Avrupa Birliği üyesiydi veya Rumlar Avrupa Birliğine üye değildi.

BÜTÜN BUNLAR DÜNÜN HİKAYELERİ
Vah vah…
Ne yapalım?
Ne olduysa oldu ve bugünkü durumla karşı karşıya kaldık.
Süleyman Demirel'in sözü hep kulaklarımdadır, "Dün dündür, bugün bugündür". Bunu söylediğinde dar dünyamızın içinde Demirel'i çok eleştirmiştik. O zamanlar, solculuk bunu gerektirirdi (!). Oysa Süleyman Bey, belki de fazla önem vermeden veya özellikle, son derece önemli bir politik gerçeğe parmak basmıştı: "Dün dündür, bugün bugündür"
Kıbrıs konusunda durum aynen böyledir.
Dün Türkiye'nin Annan planını kabul etmesi çok doğruydu. Yerindeydi ve mutlaka yapılması gereken bir şeydi. Maalesef sonuç alınamadı.
Ancak, bugünün koşulları bambaşka.
Artık dünü düşünmeyelim.
Yeni koşullarda, yeni çözümler bulmaya çalışalım.

AB İÇİN KIBRIS'TA ÇÖZÜM ŞART
Kıbrıs konusunda durumumuz hiç kötü değil. Bundan sonra da önemli olan, çok akılcı adımlar atmak ve sonuca varabilmektir.
Ben, Tayyip Erdoğan'ın iç cebinden yepyeni bir Kıbrıs oyunu çıkaracağına inanmak istiyorum. Zira bunu Erdoğan yapamazsa, kimse yapamaz. Ne dışişlerinin artık kemikleşmiş (birkaçı dışındaki) kafaları, ne de hükümetin diğer üyeleri.
Aslında bunu üzülerek söylüyorum.
Tayyip Erdoğan- Abdullah Gül ikilisi dışında bugünkü hükümette parlak, alışılmış yaklaşımların dışında çözümler oluşturabilecek kafada kimse yok.

OYSA, ARTIK YENİ YAKLAŞIMLAR GEREKİYOR
Oysa artık yepyeni yaklaşımlar gerekiyor.
Eskilerin tamamen bırakıldığı ve yeni kartların açıldı, yeni oyunların oynanacağı bir döneme giriyoruz.
Bir noktayı unutmamamızda yarar var:
Hem Türk tarafı, hem de Rum tarafı, Türkiye'nin tam üyeliği öncesinde Kıbrıs sorununu şu veya bu şekilde çözmek zorundalar.
Oyunu iyi oynayan daha karlı çıkacak. Kötü oynayan kaybedecek.
Son derece basit bir durumla karşı karşıyayız.
Milliyetçilik hisleri ağır basan kaybedecek. Uzun vadeli düşünen, ülkesinin çıkarlarını düşünen kazanacak.
İşte böylesine farklı bir döneme giriyoruz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
İlericilik, gericilik, CHP ve AKP
KEMALİZMİN büyük yazarlarından Yakup Kadri Ka...
Çetin ALTAN
Yılda silahlara 1 trilyon dolar harcanırken...
KÖYCEĞİZ'de emlak bürolarının sayısı arttıkça...
Melih AŞIK
Irak'ta seçim...
Irak'ta pazar günü seçim yapılıyor. Adı hür v...
Fikret BİLA
CHP'de durum
CHP kurultayına bir gün kala durum nedir?
Hasan CEMAL
Davos'ta dünyayla Türkiye!
Batı'yla İslam diyaloğu... Bu çerçevede bir y...
Güneri CIVAOĞLU
Yazgı / yazı
Aşağıdaki satırlara katılıyorum. Ancak tek it...
Abbas GÜÇLÜ
YÖK bunu hep yapıyor
YÖK'ün yükseköğretimi ilgilendiren konularda ...
Sami KOHEN
Irak seçimleri: Hayal ve... Hayalet!
IRAK'ta iki gün sonra yapılacak seçimlerin za...
Mehmet Y. YILMAZ
Türkiye 'selamlık olimpiyata' katılmamalı
Bu yıl nisan ayında Suudi Arabistan'da yapıla...
Faik ÖZTRAK
Borç 2001 yılında yapılandırıldı
Son günlerde 2001 yılında borcun yeniden yapı...
Hasan PULUR
Hediyeler ve kim bu bakan?
BU hediye işi uzayacağa benzer...
Derya SAZAK
CHP 'kırıltayı'
Kurultay mı, 'kırıltay mı?' Zülfü Livaneli, C...
Meral TAMER
Suriye ve Afganlara Türkiye morali
Dünya Ekonomik Forumu'nun 2. günü sabah oturu...
Ece TEMELKURAN
Oy zirveler zirveler!
BBC'de Ruby Wax diye bir kadın var. Deli bir ...
Yaman TÖRÜNER
Balığa çıkma zamanı
Borsacılar alım yapma zamanını "balığa çıkma ...
Osman ULAGAY
Asıl sorun Bush mu?
"Davos Meclisi", Dünya Ekonomik Forumu'nun bu...
Güngör URAS
SEKA'da geri dönüş imkânsız
SEKA'nın (Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikalar...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, Kıbrıs sihirbazı olacak
Bu yazının hemen başında anlaşalım ki, sonrad...

© 2005 Milliyet