|
 |
|
|
Ege'nin kültüründe develer
Dünden Bugüne / Sabri Yetkin
Ege Bölgesi'nin iktisadi ve kültürel yaşantısında develerin, binlerce insanın ilgisini çeken deve güreşlerinin özel bir yeri vardır. Batı Anadolu'nun bir çok yerleşim biriminde deve güreşleri sezonunun açılmaya başladığını ve programlarını basından izliyoruz. Kış aylarının önemli etkinliklerinden olan deve güreşlerinin başlaması, Ege tarihinde develerin üstlendiği rolü açıklamama vesile oldu.
Tarihçi Philip K. Hitti, İslam Tarihi kitabında Arap yarımadasının coğrafi özelliklerini anlatırken, çöl insanlarının yaşantısının vazgeçilemez unsuru olan develeri çok güzel betimlemiş; ağırbaşlı, güçlü ve doğanın zor koşullarına karşı dayanıklı hayvanları çöl gemileri olarak tanımlamıştı.
Develer, modern taşıma araçları icat edilip, yaygınlaşıncaya kadar karayolu taşımacılığının en önemli unsuruydu. Türk-İslam devletlerinin taşımacılığında kullanılan develer, Osmanlı döneminde yaygınlaşmış ve kullanım sahaları artmıştı. Özellikle Arap develeriyle, Asya develerinin çiftleştirilmesinden üretilen yeni cins develer daha güçlü, daha dayanıklı, daha güzel hale gelmişlerdi.
İstiap haddi 450 kilo
Osmanlı devletinde şehirlerarası taşımacılık karayoluyla gerçekleştirilirdi. Karayolu taşımacılığında katır, at, eşek gibi hayvanlar kullanılmakla birlikte, ağırlık develerdeydi. Güçleri, sakinlikleri, dirençleri ve taşıdığı yükün fazlalığından dolayı bu çöl gemileri tercih edilirdi. Günde ortalama otuz kilometre yol alan develer, bir deve yükü olarak tabir edilen 230 - 250 kilogram yük taşıyabilirdi. Kimi kaynaklar deve yükünü 450 kilograma kadar çıkartmaktadır. Deve taşımacılığı maliyet açısından da ehvendi. At, eşek, katır gibi hayvanlar develere nazaran daha az yük taşıyıp, yaklaşık deveyle aynı miktarda yiyecek yediklerinden bu hayvanlarla taşımacılık daha pahalıya geliyordu.
Sayıları 22 bindi
1610'lu yıllardan itibaren Doğu kervan yollarının bitim noktası İzmir'di. Asya'nın ve Anadolu'nun ticari ürünleri İzmir limanından ihraç edilir olmuştu. Bu tarihlerden itibaren Batı Anadolu ve İzmir'de deve sayısında ciddi bir artış yaşanmış ve kentte kervanların konaklayacağı hanlar inşa edilirken, kentin kenar mahallelerinde develer için ağıllar dahi yapılmıştı.
İzmir'in ticari konumunun gelişmesi, bölgedeki deveciliği de yaygınlaştırmıştı. 19. Yüzyıl'a gelindiğinde Ege Bölgesi'ndeki deve sayısı 22 bini aşmıştı. Develer bu dönemde uzun yol taşımacılığını gerçekleştirirken İzmir'de kent içi taşımacılıkta da yaygın biçimde kullanılmaya başlamış, çarşılar ile liman arasındaki yük taşımacılığı develerle gerçekleştirilir olmuştu.
Heybetli görüntüsüyle ve kentin hemen her tarafında karşılaşılan develer, İzmir'e gelen gezginlerin dikkatini çekmekteydi. İlhan Pınar'ın kitabındaki gezginlerin develere ilişkin gözlemleri gerçekten ilginçti. 1836 yılında İzmir'e gelen Gotthilf Heinrich von Schubert develeri şöyle tanıtmıştı:
"Bu güzel ülkede en sık karşılaştığımız hayvan elbette ki deve oldu. Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar çok, güzel deve görmemiştim. Daha sonra gittiğim Mısır ve Arabistan'da da develer gördüm. İzmir develeri bu ülke develeri kadar hızlı olmasa da güzellik bakımından onlardan üstündü. Bu hayvanlarla yol aldığım zaman, başlarını yukarıda tutarak nefes almalarını seyrederken büyük keyif alırdım. Öndeki eşeğin boynundaki çan sesine uyarak gitmeleri ve sahibinin ıslığına göre usulca hareket etmeleri develere gizemli bir hava verirdi. Bütün bunlara bakarak hayvanlar aleminde develer kadar yararlı, içi huzurlu bir başka yaratık olmadığını düşünürdüm."
Sokaklara sığmazlardı
1838-1840 yıllarında İzmir'e gelen Sir Charles Fellows ise; "Develer İzmir'in ulaşımında büyük bir önem taşıyor ve küçük bir gezintide bile insan 800-900 deveyle karşılaşabiliyor. Sokaklar o kadar dar ki, develerin boyunları altından geçmek zorunda kalan, bu hayvanlara alışık olmayan bir Avrupalının mangal gibi bir yüreğe ihtiyacı var" diye yazmaktan kendisini alamamıştı.
1850'li yıllarda modern taşımacılık sistemlerin Batı Anadolu'ya gelmesi, taşımacılıkta büyük rekabetin doğmasına zemin hazırladı. Taşımacılıktaki rekabetin yanı sıra, kırsal alanda büyük otorite olan ve köylülerin, üreticilerin kentle arasındaki tek bağ olan deveci ağaları, kırsal yaşamdaki prestijli konumlarını yitirmeye başladılar. Bu dönemde deve taşımacılığının en önemli ismi Uşakizade Sadık Bey'di. Naci Gündem anılarında Sadık Bey'in muazzam deve katarlarıyla İzmir taşımacılığında adeta tekel olduğunu anlatır.
Demiryolu hatlarının 1860'lı yıllardan itibaren devreye girmesi, yüzyılların geleneksel taşımacılığını tedirgin etmişti. Batı Anadolu'da demiryolu aleyhinde direnişlerin ve gösterilerin yapılıyordu. Hat boyunda çalışan deveciler "bu gavur düzeni çoluğumuzu, çocuğumuzu açlıktan öldürecek" diye isyan etmişlerdi. Gerçekten de demiryolu, deve taşımacılığını derinden etkilemiş, demiryolundan önce bir deve yükü mal Aydın'dan İzmir'e 300 kuruşa taşınırken, bu ücret 100 kuruşa düşmüştü.
10 bin kişi izledi
Develer ticaretteki önemli görevinin yanında toplumun eğlence hayatında da yer almıştı. Deve güreşleri Ege Bölgesi'nde çok özel bir yer edinmiş, büyük kitlelerin ilgisini çekmişti. Rauf Beyru, 1820'li yıllarda Meles çayı yakınlarındaki mesirelikte düzenlenen deve güreşlerine halkın büyük ilgi gösterdiğini, on binden fazla seyircinin katıldığını yazmıştır. Deve güreşlerine olan ilgi Ege Bölgesi'nde her geçen gün artmış, Tepecik civarındaki boş alanlarda, zaman zaman Namazgah'taki kabristanlarda, hatta Sarı Kışla'nın talimhanesinde dahi güreşler düzenlenmişti.
Güreşçi develeri eğitmek ve hazırlamak özel bir işti. Develeri tahrik etmek, kızdırmak ve sinirliliğini arttırmak eğitimin birinci şartıydı. Güreş için hazır olan tülüler, abartılı süslemeleri, işlemeli semerleriyle çok heybetli bir hale getirilirdi. Kalabalık seyircilerin doldurduğu güreş meydanlarında çalınan davul zurnalar, ortamı canlı tutardı. Güreşmek için karşı karşıya gelen develer köpürmüş ağızlarıyla önce birbirlerini yoklar, daha sonra güçlü boyunlarıyla rakibini bastırmaya ve en sonunda kaçırtmaya çalışırdı. Zayıf rakip, ıslıklar, kahkahalar ve yuhalamalar eşliğinde meydanı terk ederken, kazanan deve ise gururla meydanda salınırdı.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|